--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nasılsanız öyle idare olunursunuz!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Hayırlı ve bereketli Cumalar, kıymetli dostlar…

Bayramı huzur ve sağlıkla idrak ettik, umarım herkes aynı huzurla, sevenleriyle güzel bir bayram geçirmiştir.

Bu mübarek günleri buruk sevinçlerle yaşayanlara, eş-dost, aile efradı ve hısım-akraba ile temaşa edilen tarifsiz lezzet ve tatmindeki “ESKİ” bayramları hasretle yâd edenlere selâm olsun.

“Nerde o eski günler ??..”

Dikkat edin, ‘ömrümüz’ bu tatlı serzenişle geçiyor… Peki neden? Yani neden “ESKİ”?? Eski, illâ acı vermek zorunda mı??!!.. Bunun cevabı toplumsal dönüşümde gizli. Tarih boyunca böyle olmuş. Gelen gideni aratmış ama öyle bir nüans ki titreyip kendimize gelmemize sebep olsun, “HİÇBİR ZAMAN” böylesine silinip gitmemiş mâzimiz !!!...

Asr-ı Saadet en güzel örnek. Asr, zaman, hayat, toplum, her nev’i fazilet ve ahval zirve yapmış ve dahi mübareklerin büyük himmet ve gayretleriyle bu çizgi korunmuş velâkin müstebbid ve selefi güruhun etkisiyle ani bir duraklama ve çöküş süreci yaşanmış. Toplum-ümmet, direkt harici bir savaşla ve açık tehditlerle değil kökünden, “KARDEŞLİK” bağları çözülerek ayrışmaya ve yok olmaya yüz tutmuş… Bugün “Ümmet Bilinci” hamasetiyle kendi hizbi, mezhep veya meşrebi dışındakileri hor gören kişi, grup, cemaat, cemiyet, birlik vs. müntesibi kardeşlerimizin bir nedameti olmalı bu; samimiyetlerinde ısrarcılarsa !..

…

Necip milletin torunları nereye gidiyor...?

Lâyık olduğumuz şekilde idare olunuyoruz. Bizler düzelmeden kimse bizi-zorla düzeltemez! Bunu pek çok ayet ve hadiste görüyoruz. Peki bundan ne anlıyoruz, devlet mi düzelmedi yani?? Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanı düzelir, bakanları düzgün olursa her şey düzelir mi? Peki bu % 98 dönen çek senet kimin??!! Belediyelerdeki umumhanelere gidenler kim??!! Cennet ülkemizin tatil beldelerindeki skorla, Avrupa alkol tüketim endeksinde ilk sıralarda olan bu ülkenin vatandaşları değil mi??!!

Tacizde, hırsızlıkta, arsızlıkta, namussuzlukta, özelikle ve özellikle “istismar ve işgüzarlık”ta önde giden, inanç ve gelenekleri kendilerine yeterince hak tanımıyor ve kıymet vermiyormuş gibi batı uydurukçası feminizm, komünizm, ateizm, izm izm izm…lerde kaybolan bu memleketin evlatları değil mi ??!!

Böyle zelil bir tablo gün gibi aşikârken, neye göre yürüdük ilerledik yükseldik diyorsunuz efendiler??!!..

…

Efendiler, mutlak refah, ilâhi hükümlerle sabittir! Sabitlik, despotik bir hâlin değil kesin ve muntazam bir mutluluğun teminatıdır. İslâm tabandan; gelir tavandan değil! Onun için Allah (c.c) buyuruyor ki: “Sizler düzelmedikçe ben sizi düzeltmem”. Bizim gayretimiz, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını yaşayarak mutluluk ve huzuru bulmak olmalı. Konuştuğumuzu yapmalı; yapmadığımızın hamasetiyle konuşmamalıyız. Taklîdi imandan kurtulup tahkîki imana geçmek ve dalaletteki halimizden kurtulmaya gayret göstermeliyiz. Burada mühim noktalardan biri, topluma önderlik eden asli kişi ve yapıların, bu dönüşüme ‘öncelikli’ olarak hizmet etmesidir! Misâl, devletin başındakiler düzgün olursa onların tesiriyle tabana doğru bir güzellik yayılır.  Üniversite, mastır, çift doktora, Amerika ve birçok ülkede doktora üstü görevler, Birleşmiş Milletler’de diplomatlık, dünyanın en prestijli üniversitelerinde hocalık yapıp profesör olduktan sonra gördüm ki dönüşüm ve değişim, “tepeden değil tabandan” olmalı !

…

Fertler düzelmeden toplumun düzelmeyeceğini görüp yeni bir hayat tarzı kurmaya başladık. 30’lu yaşların başında, ruhen ve bedenen bir eksiklik hissetmesek de yaratıcıya karşı namaz, tesbihatlar, zekât, oruç, hac ve sadaka gibi manevi kalkanlarla bu kardeşlik ve uhuvveti, cennet yaşının 33 olması şevkiyle her daim azami bir gayretle “Allah’a kul habibine ümmet” olmaya çalıştık. 

“Her an ölecekmiş gibi ahiret için” olduğu gibi “hiç ölmeyecek gibi de dünya için” gayret göstermemiz düsturu, edindiğimiz yepyeni bakışın-dirilişin, topluma hakkıyla tesir etmesi için dünyevi-uhrevi ilimler ve kozmik bilim-bilinç sayesinde önce kalp hanemiz, sonra hane çoluk çocuk, evlad-üâyâl, komşular, mahalle, şehir, memleket ve dünya üzerindeki vazifelerin idraki içinde yol almanın gerekliliğine inandım. Onlar, bir mezar taşında yazılı bulunan “bilgelik” örnekleri…

…

“Dünyanın en iyi reformcuları, reform (değişiklik) yapmaya önce kendilerinden başlayan insanlardır.” Yüce Allah, Rad suresinin 11. ayetinde bizleri şöyle uyarır: “…Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez…” 

Kendimizi değiştirip çevremize örnek olmadan; başkalarını değiştiremeyiz.

Kendimiz iyi ve erdemli bir insan olmadan; başkalarından iyilik bekleyemeyiz.

Kendimiz güzel ahlak sahibi olmadan; başkalarının ahlakını güzelleştiremeyiz.

Kendimiz Yüce Allah’ın emirlerini yerine getirip iyi bir kul olmadan; aile ve çocuklarımızın Allah’a karşı iyi birer kul olmalarını bekleyemeyiz.

“Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.” (Saf, 3)

 “Allah sizin için bir kötülük dilese Allah’a karşı sizi kim koruyabilecektir? Veya hakkınızda bir rahmet murâdetse (kim engelleyecektir)? Bu durumda Allah’tan başka kendilerine ne bir velî ne de bir yardımcı bulabileceklerdir.” (Ahzab 17)

Rabbim bu milletin necip torunlarına ve bizlere Allah’a hakiki kul, taklidi imandan uzak tahkiki imanı yaşayan ve yaşatmak için gayret eden;

Yukarıda da anlattığımız gibi dalalet içinde 1001 parçaya bölünmüş ifrat ve tefritlerle dolu sıkıntılı bir coğrafyada yaşayan Müslümanlara, ehli imana dalaletten kurtarmak noktasında gayretler gösteren, haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmayan kullarından eylesin. Allah (c.c) bu uğurda kendini yetiştiren, yaşayan, yaşayarak insanlara örnek olan hakiki mümin kullarından eylesin onların yar ve yardımcınız olsun!

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle