Kozmik bilim! Fizik âlem! Metafizik âleme yolculuk (3)
Kozmik bilim! Fizik âlem! Metafizik âleme yolculuk (3)
AHMET MARANKİ
Bu bölümde tahlil edilmesi gereken öncelikle fizik âlemdeki yaratılış gerçeğini dünya gözüyle “bir çiçeğin resmedilişi veya güzel bir kadın heykelinin yapılışındaki gerçeklikle” ele aldığı için yazımızın başlığında “fizik âlem” kaydı özellikle zikredilmiştir.
Fizik âlem ile kastedilen görülen âlem, yani kozmostur.
Yunanca’da evren/kâinat ve düzen anlamlarına gelen bu kelime ile düzenli bir bütün olarak kâinat kastedilmiştir ki, bizim literatürümüzde bu anlamı karşılayan kelime “âlem”dir.
Kozmoloji bilimi!
Görülen âlemi kâinatın başı, sonu, zaman ve mekân gibi ilkeler çerçevesinde ele alan bir bilim dalıdır.
Kozmolojide fizikî evrenin yapısı, kaynağı ve kâinatta câri küllî kanunlar araştırılır.
Metafizik sistem ve kozmoloji tasavvuru!
Bediüzzaman’ın metafizik sisteminde önemli bir yeri olan kozmoloji tasavvurunu bütün gerçekliliği ile anlatan Bediüzzaman’ın metafiziğinde varlığın esası; ilâhî isimler ve onların tecellileridir.
Varlık âleminin hakikatinin Allah Teâlâ’nın isimlerinin tecellilerine dayandığını Bediüzzaman’dan önce birçok mutasavvıf da dile getirmiştir.
Bir önceki yazımızda Kinzi Metafiziği’nden etkilenen İbni Sina ve Farabi gibi Türk ve Müslüman bilimadamları da bu konuda ve esmaların tecellisi ile ilgili olayların tezahürünü izah eden pek çok eserler vermişlerdir!
GÖRÜLEN VE GÖRÜLMEYEN ÂLEMLER!
Bediüzzaman bu hakikatten hareketle, varlık âleminin, görülen ve görülemeyen yönleriyle ilâhî isimlerin tecellilerinden ibaret olduğunu ifade etmiştir, “fizik âlem” kaydı özellikle zikredilmiştir.
Bediüzzaman eserlerinin büyük kısımda makro ve mikro kozmosun yaratılışında ilâhî isimlerin nasıl tecelli ettiğini anlatmıştır.
“Her şey hamd ile Allah’ı tesbih eder.” (İsrâ sûresi, 17/44) âyetini zikreder ve “Her şeyden Cenâb-ı Hakk’a karşı pencereler hükmünde çok vecihler bulunduğunu” söyleyerek konuya giriş yapar.
Bediüzzaman; varlık âleminin, kâinatın tüm hakikatlerinin ilâhî isimlere dayandığını; her şeyin hakikatinin bir ya da birçok esmânın tecellisi olduğunu söyler.
Hatta yalnızca eşyanın hakikati değil, eşyadaki niteliklerin ve özelliklerin de ilâhî isimlere istinat ettiğini belirtir.
BÜTÜN BİLİMLER,
ESMALARIN TECELLİSİDİR!
Varlık âlemini inceleyen felsefe/hikmet, tıp ve hendese/geometri gibi fen ilimlerinin hiç, ortaya çıkışları ve neticeleri itibarıyla gerçekte ilâhî isimlerin yansımalarıdır!
ESMA VE YAPAY ZEKÂ İLİŞKİSİ!
Bugüne kadar Sekülerist-Allah’a ve mistik inançlara dayanmayan “Allah’sız ve kitapsız bilim”de göz ardı edilen en önemli bir hususu ve gerçeği tarihe kayıt düşsün diye buraya yazıyorum!
Fen bilimleri, adıyla adlandırıldığımız bugünkü teknolojik gelişmelerin temelinde, insanların bu sahalarda gerçekleştirdiği
Uçak Sanayi’nden, Uzay Sanayii’ne kadar ve günümüzde konu edilen yapay zekânın bütün aşamalarındaki insanlığın bütün çalışmalar, başta peygamberler olmak üzere bütün dünyadaki başarılara imza atmış keşifler yapmış bütün mükemmel insanların başarılarındaki hakikatler ilâhî isimlere dayanmaktadır.
Bediüzzaman Hazretleri, ehl-i tahkik velilerden bazılarının, “Hakikî hakâik-i eşya, esmâ-i ilâhiyedir. Mahiyet-i eşya ise, o hakâikin gölgeleridir” dediklerini naklederek, ilâhî isimlerin yaratılış ve varlık hakikatindeki yerine ve önemine vurgu yapar.
Bu asırların mühim zatlarının “bir canlının dış şeklinde, fizikî yaratılışında yirmi kadar İlâhî ismin cilvesinin göründüğüne dikkat çektiklerini de” eserlerinde defaatle belirtmeleri ve dikkat çekmeleri de hayreti mucib ve asrımızın âlimlerine “metafizik âleminin kapılarını aralayacak ve ötelere yolculukta ışık tutacak” önemde bir işarettir!
Bediüzzaman, geçmişte dile getirilmiş birçok hakikati aklî delillerle açıkladığı, bazılarını temsillerle akla yakınlaştırmaya çalıştığı gibi, bu meseleyi de örnekler ve aklî delillerle izah etme yolunu tercih etmiştir.
Bediüzzaman bu ilişki ile ilgili olarak; “ince, hassas ve büyük” bir meseledir diyerek kainat kitabındaki pek çok örneklerle akla kapı açanlara iki kere iki dört eder derecesinde Risale-i Nur Külliyatı’nda sadece esmaların hakikatlerini aydınlatma noktasında ilim ve fen noktasında izah ederek muarızlarını susturmuştur!!!
BİZ DE DİYORUZ Kİ!
Türkiye’de bugünkü sekülerist bilimden gelinen noktadaki bilimsel tıkanışlığın ve batının karanlığındaki full bright eğitim sisteminden acilen kurtulmalıyız! Üniversitelerde delalet ve sapıklık içinde yol arayan insanların ve gençliğin acilen taklidi imandan tahkiki imana geçişte kâinatın yaratılışındaki mizan, nizam ve intizamın yani ehadiyetin gücü yanında, iman hakikatlerinin okullarda ve üniversitelerde bir ders programı çerçevesinde ele alınması” fizik âlem yanında, metafizik âlemdeki yolculuğumuz da bize dünyanın yapay zeka yarışında bize ışık tutacak ve büyük bir yol gösterici olacaktır!
Evet, hakikaten bu kâinat belki esmâ ve ef’âl-i umumiye-i İlâhiyenin mutlak bir tecellisidir…!
Metafizik alem ve ötelere yolculuk devam edecek..!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0 530 200 00 96