KORONA-Altıncı kol faaliyetleri: Medya!
Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulusal bir kanalda sorulan sualin ilginçliği ve soranların cesareti çok ilgi çekicidir!
Moderatör, Türkiye’nin % 50’nin üzerinde ekseriyetle halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanına aceleci heyecanlı ve bir o kadar da ısrarcı tavrıyla: “Dünyada Corona salgını ile ilgili Avrupa’da pek çok yasaklamalar ve aşı karnesi yanında Amerika’da zorunlu aşı..” vs. diye sorusunu sormak isterken, Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan anayasanın 17. maddesi ve kanuni pek çok düzenlemeler ve Türkiye bir hukuk devleti vurgusu ile zorunlu aşı vurulma meselesine büyük bir ferasetle yaptığı açıklamada; “Türkiye’de aşı zorunlu değil! Benim kanaatim aşı gönüllülük esasına göre yapılmasından yanayım... Bununla ilgili Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu da gereğini yapacaktır vs.!” diyerek son noktayı koymuştur!
Gerisi teferruattır..?
Bunun dışındaki devletin anayasal kuruluşları TOBB ve ilgili bakanlıkların hazırladıkları yönetmeliklerde Sayın Cumhurbaşkanının bu istek ve doğrultusu noktasında yeniden gözden geçirilip uygulama alanları bu açıklamaya göre belirlenmelidir!!?
Türk milletinin bir ferdi olarak bütün sağduyulu ve farkındalığı olan “aşı vurulmak istemeyen” vatandaşlarımız da birlikte Sayın Cumhurbaşkanının aşı hakkındaki kendisinden beklenen bu açıklamalarına büyük memnuniyetle karşılamıştır!
Türkiye’deki aşı tedarikindeki oluşabilecek sıkıntılar karşısında fedakârlık yaparak bizler de haklarımızı da aşı vurulmak isteyen vatandaşlarımıza seve seve sıramızı vererek paylaşıyoruz!
Corona-aşı-kul hakkı!!?
Corona’nın ve aşı vurulma veya vurulmamanın, İslâm Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Akif Dursun’un bu konudaki Diyanet’in verdiği fetva üzerine burada bir “kul hakkı olup olmadığı” noktasındaki açıklamasıyla işin manevi yönünü de fıkhi açıdan sizlerle paylaşıyorum!
“ …Öncelikle Covid 19 nedeniyle ortalıkta dolaşan bolca kul hakkı, dini gereklilik vb. sözler ve Diyanet’in “aşı olmamak kul hakkıdır” dediğini iddia eden haberler üzerine aşı meselesine gelince, yukarıdaki verilere göre aşı zaruridir diyemeyiz. Çünkü İslam uleması tedavi edici bir şeyin zaruri kabul edilmesi için kesin veya kesine yakın bilgi istemiştir. Yani eğer o tedaviye başvurmazsa öleceği veya sakat kalacağı kesine yakın bilinmelidir. Bu sebeple aşı olmamak vebaldir vb. yaklaşımlar doğru değildir.
O zaman ikinci soru gelir, acaba aşı vurulmak caiz midir? Bunda da aşının içeriğine bakmamız gerekir. Aşıya başvurma zaruri kabul edilmediğinden içeriği caiz olmayan bir şey ile tedavi olmaz. Benim incelediğim kadarıyla m(RNA) tabanlı üretilen aşılar GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) kapsamındadır ve GDO’lara caiz demek zordur.. Yani isteyen vurulabilir ancak kimseyi de zorlayamaz.”
Ecel belli mi değil mi?
Şu anda öyle bir dil kullanılıyor ki sebeplere mutlaklık, tesir gücü veriliyor!
Ecel sanki belli değilmiş, hastalandırmak ve ölüm Allah’ın kudretinde değilmiş gibi konuşmalar yapılıyor.
Özellikle Müslümanların ölüme karşı tavrı beni hayal kırıklığına uğratmış durumda. Bu hususta çok sayıda ayet-i kerime var ancak birkaçını paylaşayım:
Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: “Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi” diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Âl-i İmran 3/156) Şimdi de tedbir alsaydı ölmezdi diyorlar.
Onlar kendileri oturup kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi” diyenlerdir. De ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz ölümü kendinizden savın öyleyse.” (Âl-i İmran 3/168) Şimdi de dediklerimizi yapsaydı ölmezdi diyorlar.
Her nerede olursanız ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: “Bu Allah’tandır” derler; onlara bir kötülük dokunsa: “Bu sendendir” derler. De ki: “Tümü Allah’tandır.” Fakat ne oluyor ki bu topluluğa hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar? (Nisâ 4/78)
Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O’dur. (Enam 6/2)
Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; (Vâkıa 56/60)
Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Münâfikûn 63/11)…”
Diyerek açıklamalarda bulunan Dursun hoca, pek çok ayet, hadis, kıyas ve fıkıh yönden açıklamalarını yapmış!?
Önümüzdeki hafta Corona ve Kur’an, Sünnet konusunu daha geniş işleyeceğiz inşallah!
Hocam derdi ki; evladım herkes anladığı kadardır!?
Bizler konunun uzmanı olmadığımız için sağlıkta doktorların ve dini husustaki konuda da din-fıkıh bilim adamlarının ve devlet yönünden de Sayın Cumhurbaşkanımızın bakışını tarihe kayıt düşsün diye yazarak sizlerle paylaştık!
Biz kullar, aklımızı kullanıp kararımızı vererek tercihimizi yapacak, Cenab-ı Allah da kader noktasında adalet edecek!
Vesselam!
WhatsApp ihbar hattı: 0 530 200 00 96







