--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gıda güvenliği, beyaz yalanlar!  Cambaza bak devam ediyor!!!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Merhaba kıymetli dostlar. Hocam derdi ki: Evladım,  maksatlı insanların kuyuya attığı taşı çıkarmaya kalkarsan ömrün yetmez! Sen doğru bildiğin yolda yaz ve konuş ve yürü...! Memleketini, insanlarını önemseyen biri olarak hiçbir zaman bu profesyonel tuzaklara düşmedik, düşmeyeceğiz.!

Rahip Brunson gitti, gazeteci Kaşıkçı öldü, kumpas kuruldu, dolar arttı, benzin fırladı derken ömrümüz heba oldu, farkında mıyız?!

Az kaldı ülkemiz elden gidiyordu yine de pek elimizde değil ya, kurtarmaya az kaldı ülkemiz elden gidiyordu, ama kurtarmaya çalışıyoruz hep beraber!

Elbet hepsi de incelenmesi, çözülmesi ve doğru çıkarımlar yapılması gereken mevzulardır; fakat yıllar önce Çeçenistan Afganistan, daha sonraları sağ-sol, sağcı-solcu, Alevi-Sünni, Kürt-Türk... Önümüzdeki günlerde uyutulan Irak ve Suriye uzantılı PKK, DEAŞ, PYD şimdi de Münbiç ve Irak’ın doğusu... Sonra ne olur bilinmez tabi. Bu ara bizim kıyametimiz bir ölüm sebebiyle kopmaz ise. Ölüm bu. Çünkü vakti gizli, ne zaman geleceği de belli değil...! 

Bunlar birilerinin konuşması veya düğmeye basmasıyla bir anda bitebilecek suni hadiseler. Çözüm sürecinde bir günde susan silahlar bir günde başlamadı mı? Öyle de olmadı mı hatırlayın!!?

Uyutulmak isteniyorsanız, biri gider bini gelir demekle iktifa edelim!!!

Kendimizde, çevremizde, ülkemizde, dünyamızda en temel sorun ne? 

“SAĞLIK” yani gıda. Tabii, gıda bunun bir tarafı fakat en önemli tarafı! Bugün dünyayı meşgul eden, hayatı zehir edip yaşanmaz kılan en önemli terör “GIDA TERÖRÜ”dür. 

Bunların mağduru sebebiyle arkadan İLAÇ TERÖRÜ...!

Nüfusumuzun % 98’i ilaç kullanıyor ve devletimize milyarlarca dolar yük getiriyor ve sağlıksız nesiller..!

15 yılda tüm dünyada gerçekleştirdiğimiz 2500 konferansımızla “GIDA GÜVENLİĞİ” bilinci oluşturmamızla, devletimizin birkaç yıldır daha hassasiyetle bu konuya eğildiğini görmek umudumuzu diri tutuyor. Gıda Denetimi-Gıda Güvenliği-Halk Sağlığı Halk Sağlığı, yani topyekûn sağlıklı olup, düşünüp yaşayabilmemiz. Bu hedefe, gıda denetimi ve güvenliği aşamalarını geçerek ulaşılabilir. Denetim yapılıyor mu, ne ölçüde, kıstasları neler ve kim belirliyor? İşte hayatımızın her alanındaki en kritik ölçü sağlıkta, gıda güvenliğinde de karşımıza çıkıyor.

“Ölçüler neye göre, kime göre??!!”

İşte şuur bulandıran soru bu. Atığa, katkıya, zararlı kimyasalların, normalin kat be kat üzerinde olmasına izin veriliyorsa? İşin erbabında problem varsa? Hırsız evin içindeyse? Yakın zamanda “GDO’da binde dokuz bulaşık olabilir” diye müsaade edilmedi mi?! Kanada’dan GDO’lu mercimeği kim ve nasıl ithal etti? GDO’lu çeltiği Mersin Limanı’ndan kim ve nasıl geçirdi? Karakolun önünden 500 terörist görünmeden nasıl geçebiliyorsa, GDO’yu da her şerri de aynı görünmeyen el geçiriyor. Vazifemiz daha kaliteli ve huzurlu bir yaşam için gıda hileleri, tağşişlerini anlatmak; tedbir, tespit ve lüzumlu muamele devletimizin görevi, onu da hakkıyla yapacaktır diye düşünüyoruz. Peki, çözüm ne? Çözüm, Emine ERDOĞAN hanımefendinin de sıklıkla hatırlattığı “Ata Tohumlar”ı geri getirmek, yaygınlaştırmak ve insanlığın hizmetine sunmaktır. Bu aziz ve necib millet, kaybettiği sağlığı, huzuru ve şuuruna ivedilikle döndürülmeli, “sağlıklı düşünüp üretebilecek” dirayette bireyler yetiştirilerek; hastane kapılarında sürünmeye mahkûm edilmemelidir.

İlk yapılması gereken Kadim Tıp’ta ilkedir, “Önce zarar verme!” 

Devlet, sağlıksız, mutsuz ve umutsuz toplumu yeniden dirilişe götürmekte ilk aşama olarak ‘zararlı’ların kontrolü ve imhası noktasında hareket etmelidir. 

Zararlı olarak da ilk akla gelen ve kanserden obeziteye, kısırlıktan bunamaya türlü kronik rahatsızlıklarda zararı kanıtlanmış GDO’lu ürün, malzeme ve katkılara müdahale edilmelidir.

Kanıt bekleyen ürünleri de tetkik edecek “fikri hür, vicdani hür” araştırmacı ve bilim insanları göreve getirilmelidir. 

GDO’lu ürünler ve hazır yiyeceklerin içindeki “emülgatör”ler, kadınlarda cinsel dürtüyü artırıp; erkeklerde erkeklik hormonlarını yok ediyorken, dünyada kanatlı hayvanlardan prolaktin ve östrojen hormonları alınıp ilaç yapılıyorken, bizde ‘kanatlı’ et diye silikon gibi beyaz bir şey yediriliyorken; 200 üniversite, 200 bin doktor, 50 bin hemşire, 20 bin ziraatçı, binlerce kimyager, biyologdan mütevellit sağlık ordusu neyle meşgul-ediliyor da hastalıklar niçin katlanıyor araştırılması gerekiyor??!! 

Hocam derdi ki: “Evladım hastalıklar birer sonuçtur! Bunların sebepleri ortadan kaldırılmadan havanda su döversiniz! Hem kesenize hem ömrümüze ziyandır...” 

Aynen ülkemizde de böyle değil mi?

Sentetik vitaminler insanları hastalandırıyor mu?

Hastalıkların arttığı kışın C vitamini takviyesi veriliyor. Vitamini portakaldan aldığınızda, fazlasını portakalın içindeki diğer etken maddeler nötralize ediyor. Kaya tuzundan aldığınızda, diğer vitamin ve mineraller fazlasını tolore ediyor ama x mg sentetik bir vitamini aldığınızda her bedenin tolerasyonu ayrı olduğundan ve bedenden atılamadığından kanser gibi çözümsüz hastalıklara da sebep olduğu hakkında çalışmalar mevcuttur. Gıdalara koruyucu, şekillendirici gibi adlarla konulan katkı maddeleri “emülgatörler” var bir de. Kullanımına izin verilen 4500 emülgatörün ne işe yaradığı, hangi ülkelerce ve ne sebeple yasaklandığı mutlaka insanlara anlatılmalıdır.

Latince ve okunamayacak kadar küçük yazılmasının maksadı ne olabilir!.

… 

Sonuç: Allah’ın yarattığı, “Nuh’un Gemisi”nden indirdiği, beyin kodlarımızca algılanabilen bitkiler ve gıdaları tüketmediğimiz sürece sağlıklı yaşta kalmamız asla mümkün değildir, çünkü bedenimiz ve organlarımız tanımadığımız besinleri reddediyor; atılana kadar da pek çok hastalıklara sebep olabiliyor!!!  Çözüm öze dönüş!

Hocam derdi ki: Evladım ilaçlarınız gıdaların, gıdalarınız ilaçlarınız olsun...!

Bunun metotları bireysel ve toplumsal bazda yaklaşık 15 yıldır kozmik yaşam merkezlerimizde, sağlıklı yaşam kamplarımızdaki uygulamalarımızda yaşanmaktadır ve mevcuttur. Ülkemizin güzel insanlarının ve dünya insanlığının geleceği için üzerimize düşen görevi bugün en iyi şekilde yaptığımız gibi iltifat olması halinde de herkese ve her yerde de her zaman yapmaya hazırız, vesselâm.

WhatsApp bilgi hattı: 0 530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle