Galibiyet müminlere vaad ediliyor “günümüz Müslümanlarına” değil...!
PEYGAMBER EFENDİMİZ’in (sav) güzel âhlakına sarılan her toplumun temizliğini RABBİ yapar.. Temiz vesileler çıkarır, Arı’ya dahi vahyeden RABBİ kalbî açık kullarını yönlendirir... Güzel yaşamlar güzel yönetimler getirir..
Güzel bir Vedâ Kuşağı olur İnşâ’ALLAH!
Toplumu aydınlatma hareketi
Kadim dostum, kardeşim, kozmik yaşam merkezimizin zaman zaman toplumu aydınlatmak için yapılan “mavi masa” toplantılarının müdavimi kızılelma yolculuğundaki arkadaşlarımızdan Hakan Yılmaz Çebi’nin anlatımıyla “Her defasında “Müslümanlar niye bu ahvâlde” diye soranlara yüzlerce kitap okuyup, sohbet dinleyip de hâlâ anlayamayanlara...!
Eğer taşlaşmış bir kalbe, kuşa dönmüş bir beyne, balıktaki hafızaya dönüşmemişse...! Kısacası beyin kontrolündeki günümüz insanına ve İslâm balına banmış tahkiki imana sahip mümin, müminler ile imânî yaşantısı mahzur görünüz “kıtlama şeker” kadar kalmış Müslümanlara ithaf olunur...!””
¥
Mısırlı âlim Muhammed Mutevelli eş Şa’ravi şöyle der:
Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu:
- Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?
Cevap verdim:
- Kesinlikle evet.
Tekrar sordu:
- O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor?
(Hâlbuki Kur’an diyor ki: “Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Dedim ki:
- Çünkü bizler Müslümanız, mümin değiliz de ondan.
- Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?
Şeyh Şa’rafi şöyle cevap verdi:
- Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirler!!
İlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs.
Bu son yıllarda giderek artan olağanüstü ve olağandışı tabiat hadiselerinin yağmurları, kuraklık, seller, tsunamiler, depremler... Varlık içinde yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir?
Buyurun kimsenin yorumuna gerek yok Kur’an cevap versin!
Bizler de empati yaparak nefsimize gem vurup dersimizi almaya çalışalım!!!
λ Kur’an’da geçen bir ayette şöyle denilir:
“Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).
Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler?
- Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün:
λ Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi.
Bunun delili Allah’ın şu ayetidir:
“Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47).
λ Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı.
Bunun delili Allahü Teala’nın şu ayetidir:
“Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.”
λ Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah, kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” (Nisa: 141)
λ Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ onları bu hor ve hakir durumda bırakmazdı.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189).
λ Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ her durumda onlarla beraber olurdu.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal: 19).
λ Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler. Allah Teala buyuruyor ki:
“Onların çoğu mümin değildirler.”
λ O halde müminler kimlerdir?
Buna da Kur’an-ı Kerim şöyle cevap veriyor:
Onlar:
“Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar, ibadetlerine devam eden âbidler, Allah’a hamd edenler, lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler, rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır.” (Tevbe 112)
Allah’ın dini ile idare edenlere ve edilenlere çok büyük müjdeler vardır!
Bu vazifeye kim talip ve yapacak!
Yani Allah Teâlâ zaferi, galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı kısaca dünya ve ahiret saadetine ancak ve ancak müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.
Risale-i Nur Külliyatında ahir zamanda ümmetin beklediği zat’ın vazifeleri sayılırken en önemli vazifelerden birinin de “Taklidi imanı tahkiki ye çevirmek, ehli imanı dalaletten kurtarmak” cihetiyle kendisine ilim ve fen noktasında vazifeler verilmiş!
Cumamız o gün olsun ki cem olduğumuz “Taklidi imandan ve dalaletten kurtularak tahkiki imana sahip müjdelenen müminlerden alarak dünyada yaşamayı, ebedi saadeti kazanmaya” Kur’an’dan ibret alabilenlere ve bunu hayatına geçirebilecek asrın sahiplerine selam olsun!
WhatsApp ihbar hattı: 0 530 200 00 96







