--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski Türkiye mi!?.. Vaka-i Hayriye 31 Mart mı?

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

“Dürüstlük, halkın seçtiği yerde kalmaktır!” dedi Yiğit BULUT, tebrikler. Ama tabii ki düşmanları da çoğaldı hem de yakın çevresinden. Bunları 20 yıldır söylüyoruz; birincisi adımız Ahmet olduğu için maksatlı perdelendi sözlerimiz, ikincisi YİĞİT’lere sıra gelmiyor pek, kripto ve dönmelerden! Mazbatamız yok, koltuktan-kürsüden seslenemiyoruz aziz milletimize, değerli Yiğit kardeşimiz gibi! Gıda terörü gibi en stratejik konularda sesimiz oldu, gazeteciliği döneminde. Şimdiki tespitlerinde de, başkana omuz verebilecek liyakât sahibi ehil insanlara olan ihtiyacı görüyoruz; çünkü seçilmiş iradenin dört bir yandan kuşatılıp dirilişe götürülecek projelerin baltalandığını söylüyor hep.

“Eski Türkiye” meraklıları

Başta medya ve bürokrasi olmak üzere devletin her noktasına, sinsi ve sistemli şekilde yerleştirilmiş mirasla kalan koltuklar öyle hamleler yapıyor ki, halkın anlayıp sezmesi çok güç! Binbir kılıkla ve binbir sinsilikle devletin dibini oymaya her zamankinden hızlı şekilde devam ediyorlar!

Kastamonu pilot bölge mi?

Toplumun sevdiği bir hadiseyi şişirerek anlatıp ortaya çıkarlar, milli ve yerli katma değer üreten insanların önünü kesmek için aldıkları emirleri uygular ve bilhassa toplumu koruma adına paralel yapıların etkisiyle tutuklama ve operasyon yapan bürokratlar, memurlar, bölge müdürleri, il müdürleri, hakimler, savcılar sansasyonel çıkışlar yapıp millet tarafından seçilmiş iradenin küçük düşürülmesi için bulunduğu bölgede infial meydana getirir!

Tayyip Erdoğan’a SUİKAST da Kastamonu’da yapılmadı mı?

Bunlar ayıklanmadan Türkiye’nin tam bağımsızlığı asla mümkün değildir!!!

Yıllar yılı halkın seçmediği iktidarlarla yönetilip çeşitli tuzaklarla sağdan sola, soldan sağa kaydırılıp ileri geri hareketlerle ‘kağıt üzerinde’ hükümetler kuruldu. 31 Mart sonrasında, uluslararası sermaye tetikçileri, Abdülhamid’in Ahmet Celalettin Paşa’larının radikal tedbirleriyle bertaraf edilmelidir!!! Büyük Türkiye’nin yeniden dirilişin önünü kapatmak isteyenler devletten, belediyelerden, kamu kurumlarından tecrit edilmeli, üniversitelerden uzaklaştırılmalı, hükümetin, devletin ve milletin aleyhinde yazan, çizen, sanal âlemde destek veren bölücü ve ayrıştırıcı öğrenciler dâhil tespit edilerek, gerçekten öğrenme ihtiyacı duyan gençlerimize yol açılmalı, hatta vatandaşlıktan çıkarılıp Anayasa’da kayıt altına alınmalıdır! Yoksa bu işlerin düzelmesi asla ve kata mümkün değildir!!!

Çileyi biz çektik!!!

Biz, Menderes’in asıldığını izleyen ana babamızın gözyaşlarıyla büyüdük. 71 muhtırasında sıkıntı çektik, 80 ihtilâlinde ifadeler verip türlü sıkıntılar çektik, medrese-i yusufiyedeki çilelerimiz ve dostlarımızın işkencelerini unutmadık!!! 28 Şubat’ı hiç unutmadık ama 28 Şubat’ı yaşayan zamanın bakanları, adalet bakanlarını ve zihniyetinin bugün “şer cephesi”ne ittifak etmesini anlamak asla mümkün değildir!

Bu milletin tarihi köklerine dönmesinin zamanı çoktan gelmiştir ve geçmiştir!

Kur’an, sünnet ruhu aşılamalıdır!

İlim-fen noktasında eser veren ulema başımıza taçtır! Asırların müceddit ve müctehidlerinden eser veren İmam Rabbani’nin Mektûbat, Risale-i Nur Külliyatı gibi eserler, unutturulmuş değerlerimize dönemiz ve ana kaynak Kur’an’ın nasihatlerini günümüzde daha yaşanabilir hâle getirmek için önemli kaynaklarla, kaybettiklerimizi hatırlatacak bir toplumsal dönüşüm için 50 yıllık bir süreç başlatılabilir.

Evvelâ ‘kalp ve ruh’ dairesinde, hane dairesinde, sonra mahallemizde, şehrimizde, memleketimizde ve en son ‘Küre-i Arz’ yani insanlığa hizmet noktasında olunmalıdır. Taklîdî imandan uzak tahkîkî imanla “ilim ve fen” noktasında yaşayarak kâinat kitabındaki “Tefekkür etmez misiniz, hiç düşünmez misiniz, hiç akletmez misiniz?” ikazlarına ehemmiyet verip hakkı savunmak, Hakk’a ve halka hizmet edenlere sahip çıkmakla felâha kavuşulacaktır!

Vahşi kapitalizmin Türkiye’deki tetikçileri!

Bunlar hâlâ iktidarın ve sarayın etrafında, medya gruplarında hakimdir!!! Dün Abant toplantılarında paralel yapıların kucaklarındaydılar, bugün de! 80 sonrası değişen hükümet ve anayasayla devletimizin ve milletimizin tırnağından ayırdığı paralar; kahraman olarak dönmek istemeyen yüzbinlerce vatan hainine tazminat adıyla peşkeş çekilmemelidir! 80 ihtilalinde devletten komünist ve hain diye atılan insanların on yılda emperyalist güçlerce iktidara getirilmesiyle bunlar yaşanmıştır!!!

31 Mart, Vaka-i Hayriye olsun!

Tekraren söylüyorum, acilen Osmanlı ruhu taşıyan Ahmet Celalettin Paşa’ların iş başına getirilip evvelâ sarayın etrafı temizlenip, korumaya alınarak dünyadaki mazlumların ve 300 milyon Türk Dünyası’nın umudu binlerce yıllık mazisi ile Türk Devleti’nin kan emicilerden kurtarılarak tekrar Oğuz neslinin Ahmet Celalettinlerinin desteğiyle yeni Osmanlı ruhunun ve Abdülhamitlerinin eline geçmesi zaruridir, kat’idir ve elzemdir!!! 2023 ve 2053 hedeflerine yeni yüzler ve yeniden dirilişe ivme kazandırmalıdır. Vesselâm.

 Not: Almanya konferanslarımız devam ediyor.

Royal Ottoman society

9.3.2019 Ludwigshafen -Almanya saat 19:30’da konferansımıza davetlisiniz. Girişlerimiz ücretsizdir!

WhatsApp İhbar Hattı

530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle