--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik arıyoruz!..

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Anadolu kıtası büyüklüğündeki taşı gediğine koyacak bir gençlik diyor ya şair...!

“Mübarek” ceddimizden, asil neslimizden bakiye bir gençlik!

Okulların açılması arifesinde gençliğimizle ilgili birkaç gerçek vakayı hatırlatmak istedik!

Milli Eğitim Bakanlığı dikkate alır diye!

Bugünkü gençliğin hali içler acısı!

Din, ahlâk, gelenek, sosyal hayat, ilim ve fen hakikatlerinden uzak, rüzgârın önündeki yaprak gibi, itilen, savrulan, yok olan, sahipsiz canlar…!

“Erdemli ol, mesela namahreme bakma ama sigara içebilirsin” diyen kendini alim ulemadan gören şeyhlerin müridleri; 

“Zeki ol, yüksek puan al ama görmedim, duymadım, işitmedim de işine bak!”

 Çevrende kısaca “bana ne diyen bir çevre ve aile yapısı ” türevli, doğrularının ekseni  ve şakulü kaymış, gerçeklerden uzak yetiştirdiğimiz ve ilim ve bilim yuvalarına emanet edip ilkokulda elimizden kayan, orta öğrenim de tamamen yabancılaşan ve yükseköğretimde ailesine ve inançları ile çatışan bir gençlik!

Bu çarpık gençliğin mesulü anne ve babalardır daha sonra çevresel faktörlerdir!

Mahmut hoca karneleri velilere veriyordu, hatırlarsınız...!

Bu çocuklar sizin eseriniz diye!

Bir hadisenin ve ahvalin muhatabı; tüm yetişkinlerin aileden başlayarak eğitim öğretimdeki bütün yöneticilerin, tabii ki devletin başındakilerin çok büyük bir vebalidir, ehemmiyetle hatırlatıyoruz !..

Sistem ne diyor, ne sunuyor?!

Bismillah doğdun, bebeklikten-çocukluktan ezberletiyorlar!

Ne o, top !!! Ya sarı kırmızı olacaksın, ya sarı lâcivert, ya ak kara… Yıllar içinde gördük kim ak, kim kara… Daha da acı olan ‘fiesta’ kültürünün hammaddelerinden olan futbolun ‘spor’ olarak sunulması. 

İlkokulda “ali topu al, topu at, topu tut” diye yetiştirilmedik mi?

Bilgi cahili bırakılmış bir toplum!!!

Söylenene tabi olan bir gençlik!

Ekmek tüketimi en yüksek seviyede olan bir toplumun hem de geni değiştirilmiş DNA 19 olan karakılçık buğdayı aslından çok uzaklara  42 kromozomlu ve içinde 17 çeşit yabancı katkı maddesi Emülgatör bulunan unlu mamülleri ve makarnayı yiyenin, “Hangisi spor, doğru inanış nedir, gerçek sağlık ne, bu işin aslı nedir?” gibi sorgulamalar yapabilmesi asla mümkün değildir!

Sonuç:100 kişinin 98’i hasta kimyasal ilaçtan medet bekleyen mutsuz, gelecekten umutsuz bir insan toplumu ve ruhsuz bir gençlik!

10 yaşından beri spor yapan, judo-tekvando-shiatsu ve hâlen İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde 40 yıldır spor yapan biri olarak söylüyorum bunları! Kıymetli dostum, Güreş Federasyonu eski Başkanı Sadettin Tantan’la vakit buldukça kültür-fizik ve egzersizlerimize yani “sağlıklı yaş-almaya” devam ediyoruz ve herkese bu huzuru tavsiye ediyoruz!

Bu noktada da maalesef yaşantılarına baktığında elindeki bira şişeleri, en azından gazlı içecekler yanında sağlıksız yedikleri gıdalar ve ellerindeki şeytan çubuğu-sigaralarla biraz entel takılanlarsa nargile salonlarında bizler Atatürk’ün yolundayız diyenlere de Gazi Mustafa Kemal’in: “Ben sporcunun güçlü, çevik, akıllı  ve aynı zamanda ahlâklısını severim!” sözünü de hatırlatmak istedik!

Neslimizin tehlikeleri çok ve buhranı büyük. 

Ama her zorlukla birlikte bir kolaylık da var.

Gençlerimizi, Mustafa Kemal’in asker dirayeti, Necip Fazıl’ın fazileti, Asım’ın ahlâkı ve tüm fazilet ve hususiyetlerin en lâtif şekilde zuhur ettiği Efendimiz’in yolundan çıkmışlar için çoğu zaman Yunus’un ve Mevlana’nın sık kullandığı hadsizlere haddini bildirmek için ve istikameti göstermek için kullandığı “edep yahu “dedirtecek Muhammedî yolu göstersek kâfi, kendi iradeleriyle takip edeceklerdir inşallah.

Sünneti seniyye edeptir!

Cenab-ı Hakk da edebin bütün envaını-çeşitlerini habibinde cem etmiştir!

Peki, nasıl böyle müsbet bir dönüşüm sağlayacağız?! 

Her hakikatte ve dahi dünyevi işleyişte atılması gereken ilk adım İslam hukukunda ve bütün mistik inançlar da hataların, şerlerin, olumsuzlukların  terkidir diye kayıtlara geçer! 

Kısaca yani “hataları bırakma”dır. 

Yani abur cuburla yok ettiğimiz, cafelerde, AVM’lerde ve özellikle 3. katları “zehirlenme merkezleri”nde klimalı ve sağlıksız havalarda “vahşi kapital sistem” in insafına terk ettiğimiz çocuklarımıza acilen sahip çıkmalıyız. 

Bedenleri yok olduğu gibi, ruhları da maksatsız, malayani, gıybet ve gayri ahlâki konuşmalarla “kötü enerjiler”le yitip gidiyor.  

Spekülatif düşman saldırılarının silahı olan “Dolar” sebebiyle bütün dünyaya karşı yabancı menşeli ürünleri protesto ettiğimiz bugünlerde yedi düvel düşmanlarımızın ürettiği ve milli malların başında ve insan neslini tehdit edip gıda terörü oluşturan başta gazlı içecekleri, yapay, beyin kodlarımızı bozan, aklını-fikrini-bedenini kısırlaştıran NBŞ -nişasta bazlı suni şekerlerle yapılmış gıdalarla azalan enerjilerini, en tehlikeli ürün ‘enerji içecekleriyle’ arttırmaya çalışıyorlar! 

Geleceğe ümitle bakacağımız metotlar mevcuttur! 

Allah (c.c)’ın verdiği ömrü uzatamasak da verilen ömrü kaliteli yaş almanın bütün metotları uygulamalarıyla Anadolumuzda kozmik bilim ekibi ve tarafımızdan hayata geçirilmiş insanlığın hizmetine sunulmuştur!

Allah (c.c) buyuruyor: İsteyin vereyim...!

Tabii ki hocam derdi ki: Fiili dua yapın ve sebeplere sarılın!

Duam kabul olmadı demeyin! Vakti gelmedi deyin!

Allah (c.c)’a isyan ve şekva-şikâyetçi olmayın!

Mutlaka bol tövbe istiğfar edin!

Çünkü sopa-dayak bile nasiple yenir!

Nasibi olanlara dünyada da ahirette de cenneti vaat eden Allah (c.c), nasibi olmayanlara dünya da cehennem, zaten ahiret de öyle! 

Allah, hepimize kendine kul, habibine ümmet olmayı ve ardımızdan bizi hayırla yâd edip insanlığa güzel hizmetler yapacak hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmamayı ahrette bizleri kurtaracak bir eser bırakmayı, bu uğurda mücadele verenlerin yâr ve yardımcıları olsun, âmin.

Cem olanlar! Cumamız mübarek olsun.

WhatsApp bilgi hattı: 0530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle