Bayramlar o gün olsun ki; bayram olsun..!
“Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
‘Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.’ (el-Tergîb ve’t-Terhîb Trc. 2:332.)
“Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
‘Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir.” ( Müslim, Salatü’l-İdeyn, 20.)
“Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vazgeçen ben oluncaya kadar.” (Müslim, Salatü’l-İdeyn, 20)
Bayram eğlenceleri sapkınlığa sebep olmamalı.,!
Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır.
Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır.
Bir yılın muhasebesinin yapıldığı günler olmalıdır..!
Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir âlemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.
Bayramlar şükür günüdür!
Şükür nimeti ziyadeleştirir gafleti kaçırır..!
“Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayrimeşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah’ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır.” (Lem’alar, 230.)
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir.!
Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.
BİRLİKTEN KUVVET VE SİNERJİ DOĞAR!
KORUMA KALKANIMIZ GÜÇLENİR ..!
Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür.
31 MART SEÇİMLERİ SONRASI
KARDEŞLİK SÖZLEŞMEMİZİ
YENİDEN YENİLEMELİYİZ ..!
Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü’minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi gerekir!
KUR’AN VE SÜNNETULLAH’A
SAHİP ÇIKMALIYIZ!
Yabancı ve yerli sürdürülen ve Kur’an’ın şahsında manevi ve milli birliğimizi ve kimliğimize yönelmiş bu planlı projeli saldırılara, fert, millet ve devlet olarak hep birlikte karşı durmamız dünyanın ve İslam ülkeleri başta olmak üzere “beklenen TÜRK” Türkiye Cumhuriyetİ olarak yapılan planlı bu saldırılar karşısında net bir duruş göstererek KUR’AN VE SÜNNETULLAH’a dün olduğu gibi bugün de yarın da SAHİP ÇIKACAK DURUŞ GÖSTEREREK devlet adına bekamız adına bir mecburiyettir.
Kur’an’ın mana, maksat ve muradını hatta pek çok tevillerini anlayacak “tahkiki iman tedrisat sistemini” mutlaka kurmalıyız..!
Sahih haberlerle sabittir ki, Kur’an mahşerde kendisine uyanlara şefaat edecek; emir ve yasaklarına kayıtsız kalıp sahip çıkmayanlardan da davacı olacaktır.
Hiçbir Müslüman, Kuran’ımıza yönelen ve tarihin bir benzerini kaydetmediği bu planlı programlı, aleni saldırılar karşısında sessiz ve duyarsız olamaz, olmamalıdır. Gün ayık olmak günü, zaman imanımızın gereğini yapma zamanıdır.
Zekat, fitre, sadaka ve yardımlarınızı Kur’an’da bildirilen muhtaçlara, talebe ve çalışanlarımıza verelim..!
Allah’ım pek çok ayet ile emir buyurduğu İslam’ın ferah izlerinden olan gelirimizin % 2.5’ini mutlaka bayramdan önce vermeye gayret ederek ekonomik krizlerle darboğazda olan insanımıza katkı yapmak ve asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de Ramazan ayı içinde bayramdan önce verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı “ıydü’I-fıtr”, yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.
Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü’minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir.
Saadet Asrı’nda sahabiler birbirleriyle “Bârekâllâhü lenâ ve leküm” diyerek bayramlaşırlardı, yani “Allah bizden de sizden de kabul etsin” dedikleri rivayet edilir.
Biz de diyoruz ki bütün kardeşlerimize;
“Bayramınız mübarek olsun, hayırlı bayramlar.”
Duamız:
“O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar, gülerler, sevinirler. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları bir siyahlık bürür. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.” (Abese, 80/38-42)
Rabbim; sen içimizdeki kâfirler, gafiller, münafıklar, fısıklar sebebiyle bizleri de helak eyleme. Âmin.
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96