--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Ak Sakallıların Ak Günleri” ne zaman gelecek?!..

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Hayırlı Cumalar kıymetli dostlar.

Maziye hasretin gün be gün yıprattığı günümüzün türlü dertleriyle ve bunlara çözüm olamayacak yapay gündemlerle, uyduruk, kof, niteliksiz ve mâleyane kelâm ve hâl’in lâfazânı câhil, illiyetsiz ve cibilliyetsiz kucaktan kucağa gezen kalemşörlerle, çürüyen makamların kiralık koltuklarında ömür törpüleyen liyakatsizlerle; hasılı “Mevlâ’nın hesabından yani varlığından bîhaber azgın ve sapkın sadece sahibine sadık başkalarını tanımayan” bir güruhla “toplum olarak” mücadele ediyoruz; imtihanımız ne denli artsa da Allah’ın izni ve inayetiyle dün yaptığımız gibi bugün de yarın da mücadele etmeye devam edeceğiz inşallah !..

…

Tarihini bilmeyen kendini ne bilir??!!..

1980’li yıllar yeni bir milâdın başlangıcı olmuştu. Milli ve muhafazakâr insanlar olarak azken çoktuk ve güçlüydük! Kemiyetten ziyade keyfiyetten, gücümüz yüksekti. 

Merhum Özal’la başlayan milli diriliş, şeytanın işbirlikçisi bazı kişi ve kurumların müdahalesiyle atıl bırakıldı. Hedefe giden yol ‘kader’ noktasında biraz uzadı. Dindar ve mutaassıplar ortaya çıktı; ihlâs ve sadakat zedelendi. Kemiyet arttı; keyfiyet azaldı. Hamasetin esiri kuru kalabalıklara döndük… Fakat biz bütün engellemelere, devletin içindeki yerleşik düzenin bürokratlarına, devşirme dönme Beyaz Türklere rağmen at sırtında ve büyük bir kararlılıkla, azimle yolumuza devam ediyoruz elhamdülillah!

Karanlık kişi ve fikirler, usta ve sinsice ağlarını örmeye devam ediyor dostlar. Hocamla Kadir Geceleri sabah namazlarından önce yaptığımız ‘âhir zaman’ sohbetlerinde tünelin ucundaki aydınlığı gösteriyordu bazen, “Ümitvâr olunuz, istikbâl inkilâbâtı içinde en gür ve gerçek sedâ, hak yolundakilerin, taklîdi îmandan tahkîkiye geçen îman sahiplerinin olacaktır! Ahir zamanda ‘bir’lerin içinde yer alın, sözüm 40’laradır!..” derdi…

Biz de hocamızın vasiyeti üzerinde kırkların içinde yer almak için gayret ederdik!

Allah var; gam yok!

Bir zamanlar cennet vatanının uğruna, millet, bayrak, devlet ve halkı için mücadele veren milli ve yerli insanların, bilgi ve belge sahiplerinin bugün hayatta olmadığını görüyoruz!!! Mukadderat ve alışılageldiği üzere, 80’li yaşlarını göremeden, eceli ‘hakkaniyetli bir yaşam’ın lâtif tecellisiyle yatağında ve huzurla vâki olmadan, şâibeli ve erken göç eden yiğit vatan evlâdları!.. Biri de kadim dostum merhum Ömer Lütfi Mete. Kıymetli kardeşime evinde bizzat yaptığım uyarıda “Aman dikkat et, senin-benim bildiklerimi bilen çok azdır, çoklar aza tahakküm ediyor, tedbir almak lazım!” dedim, sonraki dönemde de defaâtle uyardım. Ne yazık ki birkaç ay içinde vefatına şahit olduk; hem de hiç beklenmeyen bir şekilde!!!.. Birçok diziye, TV programına ve fikir kulüplerine beraber danışmanlık yaptık. Kaldığımız yerden ‘bir’lerle yolumuza devam ediyoruz. Ömer de bitmez, Mehmet de…

…

Karanlığa küfredeceğine bir mum yak!?

 “Biz, ışığımızı Metehan’la, Alparslan’la, Selahaddin Eyyubî’yle, Osman Bey’le yakanız; ta ki çağ açarken elindeki meş’alede biz vardık! Işığımız sönmeye yüz tuttuğunda köhneleşen devletin kendini yenilemesi için devreye girdik. Öncelikli çabamız, Anadolu’yu yani Dünya’nın kalbini korumaktı. Bize 2 seçenek sunuldu. Ya Komünist olacaksınız; ya da Gladyocu. Biz ikisini de reddettik. Bunun bedelini de binlerce gencimizi ve yıllarımızı kaybederek ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. Topraklarımızda türlü oyunlar oynanırken, vatanın bekaası ve milletin rahat bir nefes alması adına siyasal, askeri, iktisadi ve sosyal alanda huzur iklimi sağlamaya çalıştık. Kıbrıs, bizim için dönüm noktası oldu, sonra Azerbaycan. Daha Sonrabosna, Çeçenistan, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, Kızıldeniz’den Sibirya’ya, o kudretli günlerimize dönecek ruhu yetiştirmeye çalıştık.”

Yukarıda yazılanları 63 yıllık hayatımda yaşadık ve görevlerimizi ifa ettik elhamdülillah!

Evet, dostlar bir düşünelim. Metehan’ın yanında kaç kişi vardı? Tuğrul Bey’in? Osman Bey’in? Mustafa Kemâl’in? İşin aslı, özü sadece sadakatle değil “ehil ve liyakatliler-‘bir’ler”in bir arada olmasıdır. Birleri bir araya getirecek ruh her dâim var ve bizleri bekliyor!?

Biz (zaten-hep) varız; SİZ VAR MISINIZ??!!

Varlığınızı evvelâ kendinize isbât ediniz. Uyanış ve dirilişinize iç dünyanızda başlayınız. Bu şahsi atılımın, koca bir milletin, milliyetin, kültürün, geleneklerin, canlanışı ve şahlanışına vesile olabileceği ve dâhi en mühim zaviyesiyle “İlâ-yı Kelimetullah” vazifedârı olma kısmetine eriştireceği şuurunu kendinize defaâtle telkin ediniz. Bu sizi ilâhi hedefe kitleyecek, “Kızıl Elma” ruhunuzu perçinleyecektir!!!

Bir nal bir atı, bir at bir eri, bir er bir vatanı kurtarır!!! O hâlde Fatih Sultan Mehmed’in elindeki meş’aleyi eline al ve “Ya Nasîb” de !..

 Büyüklerimiz Çelebi Sultan Mehmet’in yolunda durmak yok yola devam diyoruz. Lafla değil tabi üreterek ve katma değer katarak!

…

Devlet ve dahi millet sahipsiz değildir; hiçbir zaman da sahipsiz kalmamıştır. 

On binlerce yıllık tarihimizde türlü eza ve cefayla bugünlere geldik. Fakir, garip ama âkil insanlar, “Aksakallar” her zaman bu necip millete ve milleti idare eden hakkaniyetli ‘hâkim’lere Kur’an, hadis ve enva-i işaret ve beşaretle yol göstermiştir. Rabbim onlara lâyık yaşayıp yarenlik edebilmeyi bu ruhun gerçek sahipleri ile beraber başımızdakilere de nasip eylesin.

 Son seçimlerde ak sakalların 50 birinin reyini hak yola döndürünce ülkenin tarihi talihi değişti !

31 Mart’ta ne olacak hep beraber göreceğiz ve göstereceğiz inşallah!

Bizler de varız, dün olduğu gibi bugün de ve her an hazırız, elhamdulillâh. Vesselâm.

Whatsapp İhbar hattı: 530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle