Abdülhamit’ten; Tayyip Erdoğan’a..! -2
Bugünkü şeytan aklının kendi emelleri uğruna hedef, “Osmanlı’nın son bakiyesi Gürbüz Türkiye cumhuriyeti” olmakla oynadığı oyunlarla karanlıklar içinde bir dünyada yaşıyoruz!!?
Dünyayı yeniden dizayn edip yeni normal dedikleri bu anormal düzendeki sahte corona salgını sonucunda büyük bir yıkım yaşatılan cumhuriyetimiz inşallah aydınlık günlere daha fazla ülke ekonomimiz ve insanımıza maske, mesafe.. Güvenirliliği kanıtlanmamış insanlığın üçüncü dördüncü faz deneylerinde kobay olarak kullanıldığı aşı uygulamalarından zarar görmeden geçeriz diye düşünüyoruz!!?
100 yıl önce aynı şeytan aklı
Kızıl sultan yaftasını yapıştırmak istedikleri cennet mekan Abdülhamithan Hazretleri’ne de aynı oyunları oynamış fakat Abdülhamit han küresel sermayenin o günkü temsilcilerinin hiçbir dayatmasını kabul edip uygulamamış ve imzalamamıştır!
Aldığı cesur kararlarla 33 yıl ülkeyi stabil tutmuş hiç toprak kaybı yaşatmadan uçuruma giden Son kale Anadoluyu muhafaza etmeyi başarmıştı!!?
Abdülhamit Han’a Düşmanları bile hayrandı!
Yaveri ve en yakın dostu sırdaşı Tahsin Paşa’nın ibretlik gerçeği ve günümüze de ışık tutan hatıralarını günümüzde karşılaştırmaya devam ediyoruz!!?
“Onca düşmanlık yapanların içinden daha sonra hünkarımızın kadim dostu olanlar bile çıktı. Hünkarımıza sarayına kapanmış memleketinden bir haber dediler oysa o her an memleketini düşünüyordu. Düşmanın varlığını tespit edip ona karşı hamleler yapıyordu. Ona eli sıkı diyorlardı. Oysa o yalnızca israftan uzak biriydi. Nerede bir muhtaç görse her daim yanında olurdu. Şahsi servetinin yarısından fazlasını milleti için harcadı. Böyle bir adam eli sıkı olabilir mi? Hünkarımız merhametli biriydi tüm şehzadelerinin de merhametli olması için uğraştı. Çünkü o yalnızca Anadolunun, İstanbul’un değil alemi cihanın, tüm cihanın sultanıydı.
“O zamanlar işitildi ki devrin Japon İmparatoru Mikado her memlekete bir elçi gönderiyor. Ülkelerde kayda değer bir şey görürse onu taklit edip kendi ülkesinde uyguluyormuş. Hünkarımız bunu duymuş Japonya’da pek çok Müslüman olduğu için elçi memleketimize gelmeden önce hazırlıklarını yaptırmış. Nihayetinde de muradına erdi tabii. Japon elçi ülkelerine gelince özel olarak tekne ürettiler. Bir sergi düzenleyerek en önde Sultan Abdülhamit’in yaptırdığı tekneleri sergilemiş. Japonya’da Türklerin yaptığı bu tekneler fazlasıyla imal edip kullanılacakmış. Sultan Abdülhamit bunun üzerine “ Maksadım Japonya üzerinden ticaret yapıp para kazanmak değildir.
Japonya devleti ile hem kültürel hem de ticari manada sıkı olmalıyız ki oradaki Müslüman kardeşlerimiz için yeri geldiğinde söz sahibi olabilelim. Her daim halifelerinin yanında olduğunu onlara hissettirebilmeliyiz...!” Diyerek bir feraset örneği göstermiştir!!?
Tahsin Paşa: “Aklıma takılan şey bir teknenin dikkatlerini çekebileceğini nasıl tahmin ettiniz?
Sultan Abdülhamit: “Malumunuz Japonya bir ada devleti. Hep kendi yaptıkları gemilere, teknelere düşkündürler. O sebeple farklı bir cinsin işlerine en çok yarayabileceğini ve dikkatlerini çekebileceğini düşündüm.”
Tahsin Paşa: “Sultan Abdülhamit böyle küçücük şeylerle pek çok diyarda hükmünü devam ettirmişti.”
Cennet mekanı Sultan Abdülhamit dininde emredilen şekilde yaşarmış. Öyle bahsetmişsiniz paşam.
Tahsin Paşa: “Öyleydi. Bir gün hiç unutmam Kadir Gecesiydi. Kur’anlar okundu, ilahiler söylendi ama o gece farklı bir şey vardı. Yeni icazetini almış gençler dünyanın dört bir yanında İslam’ı yaymaya gideceklerdi. Sultan Abdülhamit’te onlara ‘Siz kitabımızı, peygamberimizin sünnetini anlattıkça cefa çektirmek isteyenler olacaktır. Unutmayınız nice azlar çok olanlara galip gelmişlerdir. Rabbimin sizleri muhafaza ettiğini bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Yolunuz açık olsun.’ ’’
Hilafetin hakkını veren bir halife!?
Tahsin Paşa: “Tabii öyle. Hilafetin hakkını verdiği bir meseleyi hatırladım. Peygamber efendimiz(s.a.v.) ona hakaret için İtalya’da sergilenecek bir tiyatro oyunu. Bu oyun için İtalya sefirini huzuruna çağırıp o kumpanyanın ilanlarını tokat gibi yüzüne çarptığı o günü.
Sultan Abdülhamid: ‘Ben dini İslam’ın halifesi Sultan Abdülhamid Han. Ölürüm de Peygamber Efendimize (s.a.v.) hakaret ettirmem. Yıkıl!
Temsil durmuştu ve tiyatro oyunu sahnelenmemişti.’
Sultan Abdülhamid: “Allah’ımıza, Peygamber efendimize, dinimize, vatanımıza, bayrağımıza, insanımıza namerdin eli değerse o vakit müsammahamız bizim gölgemizdir. Lakin bize, istikbalimizi inşa eden değerlerimize el uzattıkları, dil uzattıkları vakit onların gölgesiyizdir. Şahitsiniz paşam son nefesime kadar bunun için savaşacağım inşallah.”
Tahsin Paşa: “Hakikati herkesin bilmesi için var gücümle mücadeleye devam edeceğim.”
100 yıl sonra Osmanlı’nın Gürbüz Türkiye Cumhuriyeti de bugünlerde aynı sıkıntılar yaşanıyor!
Türkiye’nin umudu Recep Tayyip Erdoğan’a 100 yıllık Abdülhamit’le son bulan ibretli tarihimizden ders alarak feraset ve seçecekleri liyakatli ve ehliyetli yol arkadaşları ile Oğuz neslinin devamını sağlayacak ve bayrağı dikecek milletimizi daha fazla küresel sermayenin esaretine mahkum etmeyecek bir idareyi bu necip milletin torunlarına nasip eylesin âmin!?
Vesselam!
WhatsApp ihbar hattı 0 500 0200 00 96







