4 Nisan 1997, Alparslan Türkeş’in ölümü! Tarihe kayıt düşüyoruz! (2)
4 Nisan 1997, Alparslan Türkeş’in ölümü! Tarihe kayıt düşüyoruz! (2)
AHMET MARANKİ
12 EYLÜL 1980 BAYRAK HAREKATI!
12 Eylül bayrak harekatı adıyla her nedense bu ülkede bayrağa sahip çıkanlar da, çıkmayanlar da beraber tutuklanarak demokratik hakları elinden alınmıştır!
Yüzlerce vatan evladı sağdan ve soldan ayrım yapılmaksızın tutuklanmış haksız idamlar yaşanmıştır!
Bu işin siyasi mağdurlarından dönemin siyasileri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit yanında Alparslan Türkeş de tutuklanmıştır!
Canlı şahit! Alparslan Türkeş ve Ahmet Maranki!
Mustafa Polat’ın, Alparslan Türkeş’e çok ağır sözlerle yüklendiği “İslâmî Hareket ve Türkeş” kitabında İstanbul Ülkü Ocakları Birliği başkanlarından Erol Kılınç, “Damla Damla Yaşadıklarım” (Ötüken Yayınları) kitabında, M. Polat’ın bu menfî kitabına, Kadir Mısıroğlu ile birlikte “İftiralara Cevaplar”ı yazdıklarını anlatır.
“Milliyetçi ve Mukaddesatçı Türk Gençliği” imzasıyla çıkan bu broşür hakkında nur cemaatinin önde gelen talebelerinden benim de yıllarca yanında bulunup ders alıp sohbetinden istifade ettiğim Kastamonu’nun yiğit alim uleması bana göre asrın evliyalardan;
Abdullah Yeğin’in “Siyasi bir liderin aleyhinde Nurcuların kitap neşretmesi, Risale-i Nur’a aykırıdır.”
Sözü son noktayı koymuştur!
Bu konuyla ilgili de rahmetli Alparslan Türkeş‘ten bizzati yanımda şahitlerimle dinlediğim sizlere naklederek tarihe kayıt düşüyorum!
Rahmetli Türkeş doktor raporuyla tahliye edildikten sonra;
Yakacık’taki Bahçeli Köşkü’ne yerleşmişti!
Hemen hemen her akşam orada nöbet tutardık!
Ben o zaman bir kamu kurumunda büyük bir kurumun başında amir konumundaydım!
O zaman Ülkü ocakları da kapatıldığı için büyük Ülkü derneği yanında Akkan Süver başkanlığını yürüttüğü yeni düşünce dergisinde fikirlerimizi yazılarımızı dercesine eder toplumu aydınlatma hareketi adını o günde bugün olduğu gibi spekülatif haberleri yerine doğru haberlerle milletimizin uyandırmaya gayret ederdik!!!
Rahmetli başbuğ her gün Türkiye’de ve bilhassa İstanbul’da siyasi hareketlerle ilgili bizlerden ve ilgililerden bilgi ve rapor alırdı!
Ve alınan bu bilgiler doğrultusunda da yeni düşünce dergisinde yazılar derdi edilirdi ve başıboş kalan vatanperver ülkücü ve milliyetçi topluma yön verilir, yol gösterilirdi!
TARİHE KAYIT DÜŞMESI GEREKEN GERÇEKLER! BEDIÜZZAMAN’IN URFA’DAN TAHLİYESİ VE TÜRKEŞ!
Bir gece Yakacık‘taki köşkte bizim nöbetimiz sırasında yanımda bugün de hayatta olan tamamlayıcı tıbbın duayen doktorlarından kendisine hizmet eden bir doktor, iki gazeteci ile beraber cesaret edip, başbuğ Alparslan Türkeş’e gecenin geç saatlerinde bir soru sordum!
Sayın başbuğum sizin ihtilal başbakanı olduğunuz dönemde Urfa’da vefat eden Bediüzzaman Nursi’nin cenazesini bilinmeyen bir yere götürüp, gömdüğünüz noktasında toplum ve bilhassa nurcular için yayılan bu iddia ile ilgili sizden bu Hadise’yi tarihe kayıt düşmek adına açıklamanızı istiyoruz!
Başbuğ Türkeş başı önünde dururken bir süre daha durdu ve sonra başını kaldırdı dinleyin dedi iyi ki böyle bir soru sordunuz bu sorunun cevabının verilmesi lazım artık dedi ki birilerinin yaptığı oyunlar da ortaya çıksın…!
Bir gün ben Ankara’da Milli Birlik Komitesi’nin başkanlığını yaptığım dönemde ortalık çok karışıktı!
Yaver’im odama girdi ve dışarıda bir kişi var Bediüzzaman Said-i Nursi’nin kardeşi sizinle görüşmek istiyor..!
Tabii o zaman o kadar bir yoğunluk var ki görüşmen mümkün olmadı!
Ancak ne istiyor sorun gereğini yapalım diye talimat verdim!
Biraz sonra içeriye bir dilekçe getirdiler..!
Dilekçede Urfa’da Bediüzzaman Said-i Nursi’nin naaşının ailenin isteği üzerine naklinin müsaade istemi vardı..!
Altında da imza kardeşi; Abdülmecid Nursi!
Bugüne kadar toplumda bilinen Demokrat Parti’yi destekleyen medya kolunda Millî Birlik Komitesi aldığı kararla Bediüzzaman’ın naaşı
12 Temmuz 1960 gecesi askeri bir uçağa konularak Afyon askeri havaalanında indirildi ve yerini Abdülmecit Nursi’nin de bilmediği bir mezara defnedildi.
Diye duyurulmuştur! Rahmetli Türkeş efendim medyada bu şekilde açıklamalar bugüne kadar yer almıştır dediğimizde;
Rahmetli Türkeş’in gözleri dolmuş bir müddet gözyaşlarını bir mendile sildikten sonra orada olan şahitlerin önünde;
“Evladım sen Kastamonulusun Mehmet Fevzi efendiyi bilirsin,
Efendi hazretleri bizim hocamızdır..!
Ve Bediüzzaman’ın ikinci halifesidir..! Alim ulema bir zattır..!
Onun fikirleri bizim fikirlerimizdir..!
Mehmet Feyzi efendinin bizim davamızda çok büyük emeği vardır..!
Binlerce gencin imanlı vatanına bağlı yetişmesine vesile olmuştur ve olmaktadır..!
Fakat zamanın siyaseti bütün bu hadiseleri speküle etmiştir..!
Onun için burada size bunları gözyaşları içinde anlatma isteği hissettim..!
Bunu da dergimize yazın..!”
Bu hatıra gözyaşları içinde etrafındaki şahitleri bugün de yaşayan dostlarımızın önünde yarım saat kadar detaylı olarak anlatılmıştır!
O zamanki siyasi konjektörü etkileyecek bu gerçek hikayeyi daha sonra Kadir Mısıroğlu tarafından da bir sohbetinde dinlemek nasip olmuş ve gerçekler bir kere daha teyit edilmiştir..!
Nur camiasının konuşulmayan talebesi Mehmet Feyzi Pamukçu ve Alparslan Türkeş ve iman hizmeti yetişen ülkücü gençlik ve gerçekleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz!
Yaşanmış hatıralarla devam edecek!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0 530 200 00 96