1. Cumhuriyeti biz kurduk; kimler yaşıyor..??!!
“Bir gençlik! Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşı!? “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik... Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik…
Halka değil, Hakk’a inanan; meclisinin duvarında “Hâkimiyet Hakk’ındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve hâlis hürriyeti Hakk’a kölelikte bulan bir gençlik... “Kim var..?!” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert “Ben varım!” cevabını verici, her ferdi; “Benim olmadığım yerde, kimse yoktur..!” duygusuna sahip, bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır!!”
Necip Fazıl’a ölüm yıldönümünde Beyazıt’ta kıldığım cenaze namazından sonra Eyüp Sultan’a kadar omuzlarımızda zor şartlarla kabrine koyarken aklıma gelen bu mısralarla 40 yıl sonra değişen ne var diye sorarak yazıma başlamak istedim!!!
Hafta sonu, İstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset ve Çalışma Ekonomisi bölümünden beraber doktora yaptığım akademisyen ve rektör arkadaşlarımızla üniversitenin boğazdaki tesisindeydik.
Tesis; Osmanlı’nın son döneminde büyük ihanetlere uğrayan ve Balta Limanı Anlaşması’nın yapıldığı, sanırım Cumhuriyet döneminde yağmalanan saray, kasır, bedesten ve tarihi yapılardan kalan birkaçındandı..!
Osmanlı’nın bu büyük “tarihi miras”ları şimdilerde; kaynağı meçhul dolar zenginleri ve yabancılardan ziyade bilhassa “Bir türlü devşirilmeyen ve dönmeyen T.C vatandaşlarına peşkeş çekilmiş!”
HANCIYIZ FAKAT ÖZ VATANINDA
PARYA GİBİ..!?
Bursa Yeşil Türbe’de medfûn, Devlet-i Âli Osmani’yi neşvü nemayla yeniden dirilten Mehmed Çelebi’nin şecereli torunu olarak, bir kardeşi Çanakkale Çelebi Şehitliği’nde yatan Hüseyin Çelebi’nin abisi olan ve 12 yıllık Kurtuluş Savaşı’nda mücadele vermiş İstiklâl madalyalı Mehmet Çelebi’nin torunu, baba tarafından da büyükdede ve dededen istiklâl madalyalı bir ecdadın torunları olarak bugün büyük bir ıstırap içindeyim!
Bugünlere nasıl geldik!
1. Cumhuriyeti biz kurduk! Fakat birilerinin elinde bin yıllık tarihimiz talan edildi!
Orta Asya’dan Moğolların baskısıyla oluşan göçlere karşı hazırlıklı olan Selçuklu İmparatorluğu’nun, Tuğrul ve Çağrı Beyler döneminde Nizamülmülk medreselerinde okutulan İmam-ı Gazali’nin İhyâü Ulûmi’d-Dîn adlı eserinden anlaşılıyor ki, göçlerde bir mizan, nizam, intizam vardır, göçkünlere iskân, eğitim, kültür ve dini tebliğ verilmiştir! Dinin esasları ortaya konulmuş, Fatımî ve Şii tehlikelerin de önüne geçilmiştir! Bugün de Diyanet İşleri’nin öncülüğünde, göç eden kuruluşlara dinî ve özellikle tampon olan bölgelerde Ehlisünnet çizgisinde hizmet verilerek, “Kur’an ve Sünnet” dışı akımların acilen önüne geçilmesi zaruridir elzemdir kat’idir!
15 yılımızı verdiğimiz Türk-İslâm coğrafyasındaki bilgi ve tecrübelerimizi tarihe kayıt düştüğümüz; “Kafkas Mezalimi, Balkan -Bosna Hersek Mezalimi, Orta Doğu -Filistin Mezalimi, Türkistan Mezalimi” eserlerinin müellifi ve o bölgelerde 15 yıl devlet adına bilfiil çalışan sahadaki biri gibi söylüyorum!
Kültür asimilasyonu tersine çevrilmelidir!
Maarif Vakfı eliyle paralel yapının elinden alınan okullarda tedris devam ederken; başta Türk Dünyası Devletleri Teşkilâtı’nın bulunduğu Türk devletlerinde, Irak, Suriye, Kırım, Gürcistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Cezayir, Fas, Tunus, Lübnan, Filistin gibi Osmanlı ve Misak-ı Millî sınırlarımızda olan ülkelerde acilen bir Türk Üniversitesi açılması zorunludur elzemdir kat’idir!!
Hatta daha da büyük düşünerek yurtdışına gönderilen devlet görevlisi ve kaymakamların sözde eğitildiği ülkelerden İngiltere ve ABD’de de Türk üniversiteleri açılarak burada tedrislerine acilen geçilmesi ülkemizin geleceği için lüzumludur elzemdir kat’idir!
Türk dili zorunlu olmalıdır!
Ancak buralarda okuyan yabancı ülke vatandaşlarının lise ve üniversite talebelerinin Türkçe ve Türk kültürünü öğrenmesi sağlanarak, Türkiye’de mastır ve doktora seviyesinde eğitim yapmasına müsaade edilmelidir!
Cumhur İttifakı Hükümetine ve Millî Eğitim Bakanı’mıza sesleniyorum!
1992-2008 arası Kafkasya’da BM adına üniversiteler sorumlusu olarak 8 üniversitenin kuruluşunda bulunup ders programlarını milli meclisten geçiren, “Planlı Ekonomiden Pazar Ekonomisine Geçiş” ile ilgili programlar hazırlayan 3000’e yakın mastır doktora talebesi yetiştirip yurtdışına gönderim bölgelerine hizmetini sağlayan T.C. vatandaşı uzman bir eğitimci olarak söylüyorum!
Türkiye’de bütün il ve ilçelerde açılan üniversitelerdeki öğrencilerin, sınır bölgelerinde yoğunlaşmak kaydıyla yarısının yabancı olmasının, üniversite kurucularına kazandırdığı para ve vatandaşlık gayretleri dışında ülkemiz içinde fayda nazariyesi araştırılmalı planlı bir Türkçe eğitim programı ve hazırlanmalıdır!
Türk Devletleri Teşkilâtı’nda ve dünyada söz sahibi olacak Türkiye Cumhuriyeti’nin, yukardaki milli eğitim politikasını acilen hayata geçirerek YÖK tarafından uygulatması zaruridir, elzemdir, kat’idir! Yarın geç olabilir..!?
Köşemize gelen yüzlerce akademisyenin ve okuyucumuzun uyarılarına ses oluyoruz!
Türkiye’nin son yıllardaki başta savunma sanayii ve kalkınma hamlelerini gölgelemek isteyen bu faaliyetlere fırsat verilmemelidir!
Bir sonraki yazımızda Türkiye’nin geleceği olan gençlerimizin denklik ve üniversite problemleri yanında; mezuniyet balolarındaki tehlikeli davranış ve çirkinliklerini, günü gelmişken yazacağız..!
WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96







