• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Silinme korkusu

21 Şubat 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Silinme korkusu

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Bazı insanlar vardır; onlarla birlikteyken havanın tonu bir anda değişir. Konuşurlar. Durmadan. Söyledikleri değil, söyleyiş biçimleridir insanın içini kemiren. Bir ahtapot gibidir zihinleri… Her konuya temas etmiş, her duyguyu yaşamış, her olasılığı bilen… Oysa hayat boyu hep birileri onların yerine bir şeyler yapmış ve o kişiyi olduğu yere taşımışlardır.

Bir hikâye anlatırsınız. Başınıza gelen basit bir olaydır. Daha cümleniz bitmeden gözleri parlar:
“Ben de…” Cümlenin devamını siz doldurun çünkü aynı şekilde uzayan gölge anlatımlar…


Onlar her yerdedir. Her acıda, her başarıda, her tesadüfte. Sanki dünya, onların yaşadıklarının dipnotundan ibarettir. Bir yangın anlatırsınız; onlarınki daha büyüktür. Bir kayıp dile getirirsiniz; onların kaybı daha eskidir. Bir sevince değinirsiniz; onlar zaten daha önce tatmıştır.

Bunun sıradan bir konuşma şehveti olduğunu düşünebilirsiniz. Hayır, bu daha derin bir yaranın dışavurumudur. Görünmek isteyen, bir tür insani açlık sanırsınız. Evet, yetersiz hisseden her insanda olan bir duygudur bu, fakat bahse konu kişilerde ileri düzeye çıkar.


Kendilerini anlatırken gözlerine bakmayı deneyin. Tuhaf bir telaş vardır ifadelerinde. Sanki konuşmasalar yok olacaklar, tarihten silinecekler. Başkalarının hikâyeleri onlarda bir tehdit oluşturur (!). Bu yüzden her anlatının içine sızarlar. Özellikle “sızarlar” dedim; çünkü müsaade istemek için sabır ve istikrar gerekir. Oysa bu insanlara en uzak iki kavramdır sabır ve istikrar. Orada olduklarını kanıtlamak isterler adeta. Peki, bir insan neden sürekli “orada vardım” demek ister? Şahsi yetersizliklerini neden suçüstü enselemez? Bir dış uyaran olmadan çok zordur yetersizlikleri görebilmek.


Dış uyaran, yaptıklarının akıllı görünmek olmadığını söyler ve ekler: Senin sorunun, yok olma korkusu.

İçimizdeki boşlukla başa çıkmayı öğrenmediğimizde başkalarının hayatına dahil oluruz. Bunu hepimiz bazen yaparız. “Ben oradaydım” derken aslında “Beni unutmayın” demek isteriz. Fakat bunu bilerek yapmayız. Yok olma korkusu insanîdir, ama yaşam enerjinizi yiyenlerde bu korku daha yüksek bir boyuta ulaşmıştır.


Dışarıdan bakıldığında görünen şey, küçük bir çocuk telaşıdır: Kalabalıkta kaybolmamak için bağıran ezik bir çocuk. Onu, içinde bulunduğu trajediden çekip çıkarmak istersiniz. Şöyle dersiniz: “Var olduğunu kanıtlamaya çalışanların çoğu, ‘hissedilmiyorum’ kaygısı taşıyanlardır.”

Fakat siz anlatırken konuştuklarınız mantıklı gelse de değişen bir şey olmaz. Bir noktadan sonra anlatmak istemezsiniz. Çünkü anlatacağınız her şey, bir süre sonra değiştirilmiş bir şekilde başkasının malına dönüşür.


Aslında en acıklısı da bu insanların yaşam enerjinizi çaldıklarını hissetmemeleridir. Sorsanız, kendilerini güçlü, istikrarlı zannederler. Oysa her konuşmanızda yetersizliğin rahminde biraz daha ifşa olurlar.   


Özetlemek gerekirse, ötekinin parlamasını kendi şahsına tehdit hissetmek kibir değil silinme korkusudur. 

Ötekinin acısıyla rekabet etmek, “ben de” demek kibir değil silinme korkusudur. 

Öteki konuşurken kendini konuya eklemlemek kibir değil silinme korkusudur. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23