Giresun maden sahası seçildi; şükür…
Giresun maden sahası seçildi; şükür…
İDRİS GÜNAYDIN
Giresun coğrafya itibari ile zorlukları olan fakat tarihi yarımada görünümü ile tarihte liman işlevi gören bir şehir. Nedense Karadeniz’in ikinci büyük şehri iken yatırımdan gereken payı alamamış, fındığı yerlerde, aklı derinlerde bir şehir.
Bir faaliyet yapılmak istendiğinde hemen toplum ikiye ayrılır, itiraz edenlerin yanlışları iş işten geçince anlaşılır, arazi yapısı müsait olmadığı için fazla istekte bulunamaz, bulunsa da rantabl olmaz bir şehir.
Maalesef ki böyle.
Geçen zaman içinde SEKA KAĞIT Fabrikasının zarar etmesi dillere dolandı ama neden zarar ediyor diye arka plan sorgusu yeterince yapılmadı. Çünkü vur devletin sırtına.
Sonra devlet burayı ucuz pahalı özelleştirdi. Oy, niye özelleştirmiş böyle fabrikayı? Devletin ormanları kesile kesile çalılığa dönmeye başladı. Tabiidir ki devlet tedbirini alacak, yasakladı. Kağıt Fabrikasının hammaddesi ağaç, o da yok. Ne yapacak? Rusya’dan bir kanal buldu ve diyelim ki iki dolara temine başladı. Rusya akıllandı kendisi kağıt hamuru yapıp satmaya başladı. Elli iki dolara çıkardı. Bu sefer de kimse SEKA’nın ürettiğini almaz. Piyasada daha ucuz ithal olanlar var. MİLDA dağıtım bunu gördü ve fabrikayı elinden çıkardı. Hadi bakayım bu firmayı eleştirmeler…
Yahu her şey devletin görevlilerinin hesaplamaları ile oluyor. Onlar armut mu topluyor?
Çocukluğumda bir laf dolanırdı: “Su akar Türk bakar” diye. Bir iktidar geldi ve HES’ler yaptırarak en cılız suyu da değerlendimeye tabi tuttu. “Oy, eskiden ne güzel şırıl şırıl akan derelerimiz vardı. Balıklar horon oynar, ağaçlar dans ederdi. Şimdi derelerimiz kurudu.”
Devlet doğalgaz bulur. “Oy doğalgaz çevre felaketine sebep oluyor.”
Devlet petrol bulur. “Tüh, gitti çevre güzelliği..”
Altın madeni bulur. “Anam siyanür de siyanür…”
Füze denemesi yapar, “balıklar ürker de Rusya’ya kaçar.”
Yahu bu devlet daha ne yapacak? İnsanların bağırsaklarındaki gazı mı bir şekilde değerlendirecek?
Rusya ile Ukrayna savaşır, balıkları ürküp Türkiye’ye kaçmaz, bizimkiler Rusya’ya kaçar!
Devlet her ile hastane yapar, “madem hastalık artıyor tedavi imkanı artsın”; “bu hastanelere kim gelecek?” Randevu bulunamıyor “İşte devletin yaptığı hastane…”
Temele yakınız ya; bir “Temel anasını görmesin” denilmediği kaldı.
Giresun’da ve muhtelif şehirlerde maden arama ruhsatı verilmiş. Ne güzel. Bizim tabii zenginliğimizi biz işletmeyeceğiz de el mi işletecek? Kıyametler kopuyor! Yani devlet bir icraat yapar, isyan, Allah verir isyan… Bazıları da arkasını düşünmeden dolduruşa geliyor.
Eğer ağaç kesilirse o ağaç oraya dikilir, maden sahası kuyu olursa o kuyu doldurulur.
Almanya’yı gördünüz mü? Duisburg ve civarı kuyularla dolu. Merak edene söyleyeyim: Almanya’nın Velbert ilçesinden Wülfrath ilçesine giderken, hemen şehrin kenarında bir çimento madeni sahası var. Gidin görün. İçine şehir sığıyor.
İkinci olarak, isteyene telini veririm; Duisburg’da bir mesire alanı var. Vaktiyle maden sahası imiş. Sonra doldurulup orman yapılmış. Şimdi üzerinde piknik yapılıyor. Merak edenler araştırabilir.
Neye karşı çıkacağımızı bilmiyoruz. Madenin işletilmesine değil depolama ve işleme alanının daha muhkem yapılmasına talip olmalı, bunun için talepte bulunmalıyız. Çünkü burası Karadeniz Bölgesi. Hem yamaç hem yağışlı bölge. Konya ovasında alınan tedbirin beş katı fazlası burada alınmalıdır. Yapılması gereken budur. Yoksa toprağın altı metre altı devletindir. Devlet yerin altındaki servetini işleyecek ki kalkınabilsin. Devlet kalkınamazsa maaşımız artmaz. Buna da itiraz eder misiniz? Vesselam.