• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Giresun maden sahası seçildi; şükür…

17 Nisan 2026
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Giresun maden sahası seçildi; şükür…

İDRİS GÜNAYDIN

Giresun coğrafya itibari ile zorlukları olan fakat tarihi yarımada görünümü ile tarihte liman işlevi gören bir şehir. Nedense Karadeniz’in ikinci büyük şehri iken yatırımdan gereken payı alamamış, fındığı yerlerde, aklı derinlerde bir şehir.

Bir faaliyet yapılmak istendiğinde hemen toplum ikiye ayrılır, itiraz edenlerin yanlışları iş işten geçince anlaşılır, arazi yapısı müsait olmadığı için fazla istekte bulunamaz, bulunsa da rantabl olmaz bir şehir.

Maalesef ki böyle.

Geçen zaman içinde SEKA KAĞIT Fabrikasının zarar etmesi dillere dolandı ama neden zarar ediyor diye arka plan sorgusu yeterince yapılmadı. Çünkü vur devletin sırtına. 


Sonra devlet burayı ucuz pahalı özelleştirdi. Oy, niye özelleştirmiş böyle fabrikayı? Devletin ormanları kesile kesile çalılığa dönmeye başladı. Tabiidir ki devlet tedbirini alacak, yasakladı. Kağıt Fabrikasının hammaddesi ağaç, o da yok. Ne yapacak? Rusya’dan bir kanal buldu ve diyelim ki iki dolara temine başladı. Rusya akıllandı kendisi kağıt hamuru yapıp satmaya başladı. Elli iki dolara çıkardı. Bu sefer de kimse SEKA’nın ürettiğini almaz. Piyasada daha ucuz ithal olanlar var. MİLDA dağıtım bunu gördü ve fabrikayı elinden çıkardı. Hadi bakayım bu firmayı eleştirmeler… 



Yahu her şey devletin görevlilerinin hesaplamaları ile oluyor. Onlar armut mu topluyor?

Çocukluğumda bir laf dolanırdı: “Su akar Türk bakar” diye. Bir iktidar geldi ve HES’ler yaptırarak en cılız suyu da değerlendimeye tabi tuttu. “Oy, eskiden ne güzel şırıl şırıl akan derelerimiz vardı. Balıklar horon oynar, ağaçlar dans ederdi. Şimdi derelerimiz kurudu.” 

Devlet doğalgaz bulur. “Oy doğalgaz çevre felaketine sebep oluyor.”

Devlet petrol bulur. “Tüh, gitti çevre güzelliği..”


Altın madeni bulur. “Anam siyanür de siyanür…”

Füze denemesi yapar, “balıklar ürker de Rusya’ya kaçar.”

Yahu bu devlet daha ne yapacak? İnsanların bağırsaklarındaki gazı mı bir şekilde değerlendirecek?


Rusya ile Ukrayna savaşır, balıkları ürküp Türkiye’ye kaçmaz, bizimkiler Rusya’ya kaçar!

Devlet her ile hastane yapar, “madem hastalık artıyor tedavi imkanı artsın”; “bu hastanelere kim gelecek?” Randevu bulunamıyor “İşte devletin yaptığı hastane…” 

Temele yakınız ya; bir “Temel anasını görmesin” denilmediği kaldı.



Giresun’da ve muhtelif şehirlerde maden arama ruhsatı verilmiş. Ne güzel. Bizim tabii zenginliğimizi biz işletmeyeceğiz de el mi işletecek? Kıyametler kopuyor! Yani devlet  bir icraat yapar, isyan, Allah verir isyan… Bazıları da arkasını düşünmeden dolduruşa geliyor.

Eğer ağaç kesilirse o ağaç oraya dikilir, maden sahası kuyu olursa o kuyu doldurulur. 

Almanya’yı gördünüz mü? Duisburg ve civarı kuyularla dolu. Merak edene söyleyeyim: Almanya’nın Velbert ilçesinden Wülfrath ilçesine giderken, hemen şehrin kenarında bir çimento madeni sahası var. Gidin görün. İçine şehir sığıyor.


İkinci olarak, isteyene telini veririm; Duisburg’da bir mesire alanı var. Vaktiyle maden sahası imiş. Sonra doldurulup orman yapılmış. Şimdi üzerinde piknik yapılıyor. Merak edenler araştırabilir.

Neye karşı çıkacağımızı bilmiyoruz. Madenin işletilmesine değil depolama ve işleme alanının daha muhkem yapılmasına talip olmalı, bunun için talepte bulunmalıyız. Çünkü burası Karadeniz Bölgesi. Hem yamaç hem yağışlı bölge. Konya ovasında alınan tedbirin beş katı fazlası burada alınmalıdır. Yapılması gereken budur. Yoksa toprağın altı metre altı devletindir. Devlet yerin altındaki servetini işleyecek ki kalkınabilsin. Devlet kalkınamazsa maaşımız artmaz. Buna da itiraz eder misiniz? Vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yorum suz

CUMHURBAŞKANIMIZA DEVLET BAŞKANI MUAVİYE ÜZERİNDEN HATIRLATMALAR Mirat Haber’imizde Ali Bulaç ve M. Emin Yıldırım hocalarımızın sahabi Muaviye b. Ebu Süfyan hakkındaki saygılı bir dille kaleme aldıkları yazılarını okuyunca bu merhum sahâbi ile ilgili yazdığım eski bir yazımı hatırladım. Onu bulamadım ama yaklaşık üç yıl evvel yazdığım 12/06/2023 tarihli yazım önüme çıktı. Yeniden yayınlanmasında fayda gördüm. Müessir olması duasıyla okuyalım: Bismillah… Mekke ulusu babası Ebu Süfyan’ın bir şehzade gibi yetiştirdiği Muaviye, babası gibi Mekke’nin fethi sonrasında Müslüman oldu. Ünü Arap dâhilerinden olan sahâbi Muaviye, Peygamberimizin kayınbiraderi olup Hz. Ömer tarafından Dımaşk valiliğine, Hz. Osman döneminde de Suriye genel valiliğine atandı. Pek çok kişisel özellikleri ve kumanda ettiği fetihleri vardır. Hz. Ali ile aralarında cereyan eden ve binlerce sahâbinin ölümü ile sonuçlanan Sıffın savaşı başta olmak üzere 40 yıllık valilik ve devlet başkanlığı döneminde Muaviye dehasını, dilini ve kılıcını kullandığı ve sonunda derinden pişmanlığını duyduğu pek çok olayın doğrudan veya dolaylı faili oldu. Allah kendisini affetsin, oğlu Yezid’i veliaht tayin ederek babadan oğula veraset sistemimin temellerini attı. Mısır valisi Amr b. Âs’ın ölümü arifesinde hıçkırarak ağlayıp “dünyası için ahiretimi feda ettim” dediği Muaviye’nin kendisi de ileri yaşlarında derin pişmanlıklar içinde ağlayıp sızlanarak can verdi. Allah rahmet eylesin Ebu Hanife hazretleri gibi onun hakkında biz de dilimizi koruyor, asıl konumuza geçiyoruz. TARİHÇİLERİN TESPİTLERİ Muâviye b. Ebî Süfyan öleceği sırada ‘beni oturtunuz’ dedi ve tesbih ederek Allah’ı andı. Sonra ağlayarak kendi kendine şöyle dedi: ‘Ey Muâviye! İhtiyarlık ve düşkünlükten sonra mı Rabbini hatırlıyorsun? Neden gençlik dalı yemyeşil ve taze iken onu anmıyor ve yasalarını uygulamıyordun.’ Sesi yükselinceye kadar ağladı ve şöylece dua etti: Yâ Rabb! Asi ve kalbi katı bu ihtiyara rahmet et! Yâ Rabb! Hatalarımı affet. Senden başkasını ümit etmeyen ve senden başkasına güvenmeyen bu kuluna lütfunu yönelt . Oğlu Yezid’e şöyle vasiyette bulunur: Ey Yezid! Ecelim tamam olduğunda beni yıkamaya dini bütün bir kişiyi memur kıl, güzel ve yumuşak şekilde beni yıkasın. Tekbirler sesli getirilsin. Sonra hazinede bulunan Hz. Peygamberin elbisesinden, kesilmiş kıllarından ve tırnaklarından burnumun, ağzımın, kulağımın, gözümün üzerine koy. Elbisesini de kefenlerimin altında bedenimin üzerine yerleştir! Bir diğer güvenilir tarihi belgeye göre, Muâviye’ye ölüm geldiğinde şöylece yürek sızısıyla kavrulur: ‘Keşke ben Mekke’nin bir köyü olan Zi Tuva’da basit hayat yaşayan bir Kureyşli olsaydım. Keşke bu yönetim işine hiç mi hiç bulaşmasaydım. [1] CUMHURBAŞKANI KARDEŞİM! Ali Rıza Demircan yetmiş sekizinde, sen de yetmişine dayandın. Etrafını, seni yarı putlaştıran yalaka ve kibirli olup beklentileri bitmez muhteris modern dilencilerin çevirdiğini biliyorum. Kasımpaşalı ve kulluğunu bilen bir gemici çocuğu olduğunu unutma. Aman aklımızı başımıza alalım da insanların katında değil, emirleri ve yasaklarına uyarak Rabbimizin katında büyümeye çalışalım. Allah severse sevdirir ve yüceltir. Yardımını da gönderir: “ Allah size yardım ederse size galip gelecek yoktur…” (Ali İmran, 2/160) Ölüm kapımızı çalıp nedamet hıçkırıklarına boğulmadan Rabbimize sığınalım. İslami değerlerin yani insanlık erdemlerinin gelişimi için çalışalım. Uzun dönemlerdir seküler/laik bir düzen içinde yaşayan, çok büyük çoğunluğu da Rabbine isyana bürünmüş bir halka Cumhurbaşkanı oldun. Yardıma muhtaçsın. Hem de ne ihtiyaçlı! Gücümüz ölçüsünde bağlı kalmakla yükümlü olduğumuz İslamî çizgimizi yitirirsek aldığın yirmi yedi milyon oy da, Putin de, AB de, savunma sanayii ile atılan dev adımlar da, cumhuriyet ittifakı da, seni çevreleyen egemen laik Kamâlist düzen de ve hatta ‘kızına kendisini Allah’ın azabından kurtaramayacağını’ bildiren Peygamberimiz de beni ve seni kurtaramaz. Aman, Rabbimizin rızık maaşlarını muntazaman ödediği ateist ve deist kullara bile adaletli ol. Şahsına karşı yapılanlara da affedici ol. Zira güç yetirebildiğini yapmaya çalışan imanlı adil yöneticinin adaleti ibadet ve duası makbul olup varacağı yer Cennet’tir. Son dönemimizde ağlayanlardan değil güleç yüzlülerden olmamız için İslamî, aklî ve ilmî çizgide çağrılarımı ve uyarılarımı yapmaya çalışırken günlük evradım içinde sana da dua ediyorum. Rabbim insanlara mahcup etmesin. Adalet uygularken yapacağın kabul edilecek dualarında sen de beni unutma. Allah’a hamd, Elçisi efendimiz Muhammed’e salât olsun. (Ali Rıza DEMİRCAN / Mirat haber 06/04/2026)

Vay vay

"Hz. Musa İsrailoğullarını doğru yola çağırınca dediler ki: Sen haklısın ey Musa ama bizim karnımızı Firavun doyuruyor." Vay o maddi çıkarlar uğruna inançlarından vazgeçenlerin haline.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23