• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bir zamanlar oradaydım

24 Mayıs 2025
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Bir zamanlar oradaydım

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Sıcak bir günde genzinizi yakan o asfalt kokusu... Zaman işte öyle bir şey olup çıktı. Aniden vuruyor, sonra anılarla birlikte silinip gidiyor. Takvim yapraklarında unutulmuş birer leke şimdi günler, haftalar, aylar. O eski, bilindik ritim kayboldu; geriye sadece hafızamızın enkazından çekip çıkarabildiğimiz, soluk, kırık dökük anlar kaldı. 

Tıpkı kalabalık bir caddede anlık bir bakışmayla aklınıza kazınan ama saniyeler sonra kim olduğunu asla hatırlayamadığınız o yabancı yüz gibi...

Ve bazen, hayatın o incecik, görünmez ipleriyle, bir tevafuk rüzgârına kapılırsınız. Yolun kenarında soluklanmak için saptığınız o belli belirsiz patika, sizi haritaların unuttuğu, belki de hiç var olmamış gibi duran bir köye, zamanın dışına taşır. Tıpkı bazı hayatlar gibi; kenarda kalmış, fısıltıyla yaşayan, izi zor sürülen...

İşte o köyde, bir ikindi vaktinin serin gölgesine sığındığınızda, asıl yolculuk başlar. Güneş usulca alçalırken uzayan gölgeler toprağa bir serinlik, ruha ise naif, tanıdık bir ferahlık bırakır.

Yaprakların hışırtısı, uzaktan gelen bir köpek havlaması... Her şey, o an’ın tam da şimdi başladığını fısıldar. Oysa siz, çoktan oradaydınız, belki de hep oradaydınız da, bu koşturmacanın gürültüsünde duymamıştınız. Ama ruh... Ah, kırılgan sadık ruh! Nerede nefes aldığını, nerede kendisi olduğunu bilir ve demirini oraya atar.

Ve kelimeler, o demir atmış ruhun derinliklerinden sızmaya başlar; yazı, işte o an doğar. Önce bir fısıltı duyulur; sanki kendi sesini yitirmiş birinin, sizin bellek rahminizden fırlayarak konuşmaya çalışması gibi. 

Ama bu ses dışarıdan değil, tam içeriden, yıllarca kilit altında tuttuğunuz o karanlık labirentten gelir. Bastırılmış korkuların, küflenmiş düşlerin, en derin utançların sesi... Kelamın yamacında kendini kaybetmek…

Gölgenizle, o tanımaktan kaçtığınız ‘öteki’ ile ilk randevunuzdur bu. Ve bir bakmışsınız, cümleler sizin iradenizden kopmuş, hikâyedeki o ‘yabancı’ ipleri ele almış. 

Artık siz yazmazsınız; yazı sizi, en karanlık halinize dönüştürmüştür.

Bizim kurgu sandığımız bu kanlı canlı varlıklar, aslında kendimizle o en acımasız, en çıplak yüzleşmenin ta kendisidir. Bir karakter oluşturduğunuzu sanırsınız, oysa yaptığınız tek şey, kendi hakikatinizin derinliklerine, teslim olmaktır.

Yazmak, çatlak bir aynaya bakmak gibidir. O aynada gördüğünüz çoğu zaman kendi suretiniz değil, gözleri sizin gibi bakan, ama bambaşka hayatın kıvılcımını taşıyan o tanıdık yabancıdır.

İşte o yabancının gözlerindeki kıvılcımda başlar her şey; o derin, sessiz anlayış.

Başkasını anlamak denen o zorlu sanat, kendi yaralarımızın haritasını çıkarmaktan, onları isimleriyle çağırmaktan geçer. Gaye akıl vermek, yol göstermek değil, kelimelere sığmayan acıyı hissetmek…

Aynı çatlak aynaya bakıp, aynı yabancıyı görmek ve sessizce, yargılamadan, orada durabilmek…

Gerçek yakınlık, yaraların kardeşliğinden doğar. Yazı da bu kardeşliğin kapısını aralar; dokunmadan dokunmanın, görünmeden görmenin en mahrem yolu.

Belki de tüm bu çırpınış, boşluğa fırlatılan bir çığlıktır; bir yankı bulma umudu... 

Kadere gönderilmiş inatçı bir fısıltıdır: “Tahayyül edilen her şey, gerçekleşmeye mahkûmdur.” İşte bu yüzden, kelimelerle, durmadan çağırıyoruz o yabancıyı… Hayal ediyoruz acının mahrem taşrasında. İçimizdeki o sesi, o gölgeyi, o hakikati yola çıkarıyoruz. Bir cevap gelecek mi? Kim bilir... Belki de cevap, sorunun kendisindedir; belki de biz, yazdıkça o yankının ta kendisi olacağız. O yabancı, aynadan çıkıp yanımıza oturacak. Ve o gün, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

okur

ne anlatiyorsun sayin yazar

Otobanda Kazaplanka

Çürük aynalar..Delice bir yazı.. Deliliğin ne olduğunu bilmediğimiz için deli olduğumuzun farkında olmayız(Ö.Faruk Reca)
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23