16 Mayıs Mustafa Kemal Paşa’nın Ölüm Yıldönümü olacaktı
Bugün 16 Mayıs. 97 sene evvel bugün, ülkeyi işgalden kurtarmak için Vahideddin Han tarafından görevlendirilen askeri heyet Samsun’a gitmek için yola çıktı.
Yakın tarihimiz hakkında milyonlarca bilinmeyen ya da gizlenen husus var desem sanırım hata etmiş veya abartmış olmam. Zira bizim yakın tarihimizi ihtiva eden İnkılâp Tarihi dersleri yaşanılan hakikatleri değil, üretilen ve gerçek olması istenen birtakım uydurma bilgileri anlatır halkımıza nesiller boyu…
Şimdi desem ki; Bandırma Vapuru, 16 Mayıs 1919’da İngiliz savaş gemileri tarafından Karadeniz’de batırılacaktı ve Mustafa Kemal bu olayda ölecekti. Bu yüzden Mustafa Kemal ismi bugünleri yaşayan bizlere hiçbir şey ifade etmeyecekti. Hadi canım sen de nereden uyduruyorsun bunları diyen pek çok kişi olur. Maalesef yakın tarihimizde yaşanan ama bilinmeyen böyle bir hadise mevcuttur.
Çoğu kişi Mustafa Kemal Paşa’nın milli mücadeleyi başlatmak için bir gece ansızın köhne ve su alan delik bir taka ile Anadolu’ya kaçtığı zırvasına gerçek zannederek inanır da, bu yolculukta onu ölümden Sultan Vahideddin Han’ın damadının kurtardığını bilmez. Neden? Sistemin sakıncalı bilgi kategorisinde olduğu için öğretilmez. Öğrettirilmez…
İsterseniz hadisenin en başına dönelim; 19 Mayıs 1919, Türk Milletinin işgal güçlerine karşı başlattığı “Milli Kıyamın” en büyük ve en mühim hadisesidir. Fakat Milli Mücadelenin ilk başlangıç safhası bu değildir. Çünkü Tuğg. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasından daha evvel zaten memleketin her şehrinde “Kuva-i Milliye” grupları vardı ve bu milli birlikler, işgal orduları ile çatışmalara giriyordu.(1) Yani öğretildiği gibi düşman kuvvetleri ile mücadele eden yere halk kuvvetleri 19 Mayıs 1919’dan sonra kurulmadı, tem tersi 19 Mayıs’tan sonra hiçbir direniş örgütü kurulmadı, çünkü tüm illerin mücadele ve direniş grupları daha önceden zaten kurulmuştu. Üstelik bizlere öğretildiği gibi milli mücadeleyi başlatmak için Anadolu’ya ilk çıkan paşa Mustafa Kemal değil, 6 Nisan 1919’da Erzurum’a giden Kâzım Karabekir Paşa’dır.
Yakın tarihimizde Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile ilgili bilinmeyen hakikatler 2016 Türkiye’sinde bile mevcuttur. Tarihçilerimiz “Bandırma Vapurunun” eski mi, yeni mi olduğu tartışmasını yapar da, ne hikmetse “Bandırma Vapuru”nun İngilizler tarafından batırılacağının Mustafa Kemal Paşa’ya kim tarafından haber verildiğini açıklamaz… 1919 senesinin başlarında; mart-nisan arası Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a gidecek olan kumanda heyeti teşekkül etmiş, herkes ailesiyle sanki bir daha hiç görüşmeyeceklermiş gibi vedalaşmıştır.(2)
O günlerde İngilizler de büyük bir hazırlığın içerisindedir. Bu hazırlık kapsamında, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını Samsun’a götürecek olan “Bandırma Vapuru”nu Karadeniz’in açıklarında batıracaklardır. Malaya zırhlısı kumandanına, General Harrington tarafından son görevi tebliğ edilir; “Mustafa Kemal’in de bulunduğu Bandırma Vapuru Karadeniz açıklarında hiçbir iz bırakmadan batırılacak..”
Sistem tarafından Türk tarihinin en büyük vatan haini olarak tanıtılan Sultan Vahideddin Han’ın kızı Ulviye Sultan ile evli büyük damadı olan İsmail Hakkı Okday,(3) bir gün Türk ve İngiliz işadamlarının da katıldığı, İngiltere Kraliyetinin adına düzenlenen Babanzade Fuat bey’lerin evinde başlayan ve Beyoğlu “Tokatlıyan” Otel’de devam eden eğlenceli bir toplantıya; saray, hükümet ve padişah adına katılır. Kahkahalı şen şakrak sohbetler eşliğinde su gibi içilen içkilerin tesiri ile kafaların iyice dumanlandığı ağızdan çıkan sözlerin kulaklar tarafından duyulmadığı sıralarda çok saygın misafirlerle aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa’ya Samsun’a gitmek için vizesine onay veren (evet Mustafa Kemal Samsun’a bir İngiliz Yüzbaşısının verdiği onay ile gitti.) İşkenceci John Benneditt Godolphin çıkagelmiştir.
İşte bu Bennett, içkiyi de biraz fazla kaçırdığı sıralarda Sultan Damadı ve askeri danışman damat İsmail Hakkı Bey’in de bulunduğu grubun yanında korkunç haberi ağzından kaçırır; “Yarın bir Türk paşası, yanında kalabalık bir misyon ile ordu müfettişi olarak Anadolu’ya hareket edecektir. Bugün vizelerini imzaladım. Yarın öğleyin yola çıkıyorlar. Ancak hedeflerini ulaşamayacaklar. Çünkü onları Karadeniz’in azgın dalgaları arasına gömeceğiz.” (19 Mayıs 1919 günü Samsun’a Mustafa Kemal Paşa ile beraber tam 48 subay daha çıkacaktır. Durum gerçekten de Yüzbaşı Bennett’in dediği gibidir. Mustafa Kemal birilerinin dediği gibi tek başına değil kalabalık bir Osmanlı misyonu ile Samsun’a gitmiştir. Gemi mürettebatıyla beraber bu rakam 72’yi bulacaktır. (4) Yani tek başına ve pusulası bile bozuk bir gemi ile değil…) Bu arada Mustafa Kemal Paşa, damad İsmail Hakkı Bey’in bu haberi duymasından saatler sonra yani ertesi günün sabahında hareket edecektir. Zaman çok dardır. Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Rauf Orbay bulunur. Bir gün sonra Mustafa Kemal ile vedalaşacaktır. İsmail Hakkı Bey son dakikada Taksim Palas’da oturan Rauf Orbay’a ulaşmayı başarır. Bu durumdan yani kendisinin bu bilgiye ulaştığından ve Mustafa Kemal Paşa’ya ulaşıp bilgilendirmeye çalıştığından padişah Vahideddin Han’ın da haberdar olduğunu hatıralarında kaydeden İsmail Hakkı Bey, Rauf bey’e bu korkunç haberi aktardığında her ikisi de heyecan içindedir. (5)
Nihayet Galata Rıhtımından Bandırma Vapuruna gitmek için kayığa binmekte olan Mustafa Kemal’e Rauf Bey suikast tehlikesini ve Damad İsmail Hakkı Bey’den duyduklarını anlatır. Mustafa Kemal Paşa, Sultan Mehmet Vahideddin Han’ın damadı olan İsmail Hakkı Okday kaynaklı bu istihbari bilgiyi değerlendirmiş ve Bandırma’nın kaptanına hep kıyıya yakın gitmesi emrini vermiştir. Kıyıya 10-15 metre açıklıkta giden Bandırma Vapurunu Karadeniz’in iç taraflarında arayan “Malaya” zırhlısı aradığını bulamamış ve geri dönmüştür.
Sonraki zamanlarda Mustafa Kemal Paşa hatıralarında bu hadiseyi anlatacak ve; “…Bandırma Vapuruna suikast yapılıp batırılacağı gerçeğini bize padişah damadı bildirdi” diyecektir.
(1) Ahmet Anapalı, Kurtuluşun Faturasını Ödeyen Adam, 200-216 (2) Yanya’dan Ankara’ya, İsmail Hakkı Okday, Sebil yayınları, sayfa 420-421-422 (3) Son İmparator Vahdettin, Timuçin Mert, Karakutu yayınları, 3. baskı, sayfa 96-97-98-99 (4) Son Padişah Vahdettin, Yılmaz Çetiner, Milliyet Gazetesi yayınları, 7. baskı, sayfa 150-151 (5) Şahbaba, Murat Bardakçı, Gri yayınları, 4. baskı, sayfa 125-144