--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Lale Devri, Tanzimat, İTC derken..

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
30

İstanbul 1453’te fetholdu. Kanuni 67 yıl sonra, 30 Eylül 1520’de tahta çıktı. 7 Eylül 1566’da vefat etti. Kanuni’nin Bağdat seferi 1534. 80 yıl gibi bir süre sonra Fuzuli Kanuni’nin Bağdat’a geldiği yıllarda “Şikayetname”sini yazar ve der ki, “selam verdim rüşvet değildur deyu almadılar”.

Endülüs Emevi devleti fetihten yaklaşık 40 yıl sonra 2 Ocak 1492’de yıkıldı. En güçlü dönemlerimizdi aslında.

Magellan 1480-1521, Vasco de Gama 1469-1524 arasında coğrafi keşifle yeni ticaret yollarını açtılar. 1552 Kazan Hanlığı Rusya’ya ilhak oldu.Batıda sömürü dönemi başladı. İşgal edilen topraklardan, altın gümüş, inci-mercan,  ipekler, baharatlar yanında el aletleri ve el yazması kitaplar da getiriliyordu. Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans’ın aydınlanma döneminin 1400-1600 yılları arasını kapsadığı kabul edilir. Endülüs ve Tibbuktu etkisi ile İtalya’da başlayan aydınlanma dönemi Dünya’nın bilim, sanat, tarih, edebiyat, kültür alanında geliştiği bir dönemdir.

Osmanlı tarihine genel olarak bakarsak olursak; Selçuklu medeniyetinin üzerinde kuruluş (1299-1453); yükselme (1453-1683); duraklama ve reform  (1683-1827); modernleşme, ihtiyad ve tasarruf dönemi (1827–1908); panik, dağılma ve yıkım (1908–1922).. Cumhuriyetin tek parti dönemi, İttihat Terakkinin siyasi kanadının yönetimi devralmasıdır aslında. Lâle Devri, resmen 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona erer. 3. Ahmet padişah,  Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadrazamdır. Bu süreç gayri resmi olarak 1683 yılında Duraklama döneminin başlaması ile başlar. 1730’da isyanların başlaması ile sonuçlanan 47 yıllık bir dönemi ifade eder. 3. Ahmed 1703-1718 arası 15 senede 13 sadrazam değiştirdi. Bir yandan siyasi kriz, öte yandan iktisadın giderek kötüleşmesi, idari yapıda ilmiye, kalemiye, seyfiye tartışmaları ve karşılıklı suçlamalar, sekülerleşme tartışmaları devleti yormaktadır. 1730’da Osmanlıda bunlar olurken batı sömürge mirasını paylaşamadıkları için bir asırdan fazla süren 30 Yıl Savaşları ve 80 Yıl Savaşları’nın sona erdirmek için 1648’de Westefelya  Barış anlaşmasını imzalamanın ardından yeni kurulan ulus devletler, kendi aralarında yeni bir uluslararası düzen oluşturmak için ve kilise ile ilişkilerini düzenlemek ve işgal ettikleri topraklarda da bir düzen için çalışıyorlardı. 1683-1699 arasındaki Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları’ndan Osmanlı İmparatorluğu yenik çıkmasıyla ülke gerileme dönemine girdi.

Çarlık Rusyasının yerine 1721’de 1. Petro tarafından Rus İmparatorluğu kuruldu. Fransa ise Kuzey Amerika’daki kolonilerini 1763 tarihinde, 7 Yıl Savaşları sonunda Paris Antlaşması ile İngiltere’ye kaptırdı. 1707’de İngiltere ve İskoçya birlikte Büyük Britanya Krallığını kurdular.. 1800’de birliğe İrlanda’yı da katarak Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı kuruldu. 1837-1901 yılları arasında hüküm süren 1. Victoria döneminde Birleşik Krallık, “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” haline geldi. Ancak Avrupa’da 1789 Fransız Devrimi’nin Avrupa halkına verdiği cesaret ve 1760 Sanayi Devrimi’nin meydana getirdiği sorunlar bu dengeye izin vermedi.. 

Karl Marx 1848’de Komünist Manifesto’yu yazdı ve kapitalizmi eleştirdi. Komünist Manifesto sanayi devriminin sonuna işaret ediyordu. 1861’de İtalya Krallığı ilan edildi. Ve Tanzimat.. Başlangıç:1839, Bitiş:1876. Osmanlı Prestroikası. Şeffaflık ve yeniden yapılanmada model Avrupa. Fransa, İngiltere ve Almanya.. Ordu, iktisad, içtimai hayat, eğitim, kıyafet batıdan kopya! Bahadır Şahın ölümü ile Babür devletinin dağılışı 1858.

1889’da İttihat ve Terakki Cemiyeti İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, İshak Sükuti, Hüseyinzade Ali Turan tarafından 1908’de kuruldu. 1 Kasım 1918’de kapandı. İmparatorluğun yıkılmasına sebeb oldu. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Müslümanların halifesini Selanik’e, Yahudi işadamı Alatini efendinin evine sürgüne gönderdi.

Tanzimat Döneminde Şinasi ve Agah efendilerin çıkarttıkları gazetelerde  yazı yazan birçok kadın ve erkek vardır. Mesela Fatma Aliye Hanım ve Nigar Hanım, Makbule Leman Hanım, Emine Semiye Hanım gibi. 1886’da yayın hayatına başlayan şukufezar şöyle başlar yayın hayatına: ‹›Erkekliği kadınlığa, kadınlığı erkekliğe tercih etmeyerek çalışarak ve gayret yolunda olacağız.›› Tanzimat ilan edildiğinde Selma Rıza 4 yaşındaydı. 23 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edilince, 36 yaşında, 1898’de gittiği ve 10 yıl kaldığı Fransa’dan İstanbul’a döndü. Jön Türkler’in lideri Ahmet Rıza Bey’in kızı Selma Rıza, Fransa’da İttihat Terakkiye üye olmuş ve İtithat Terakki’nin tek kadın üyesidir ve Fransız masonları tarafından desteklenen bir hareketin içinde İstanbul’a geldiklerinde Fransızca olarak çıkarttıkları bir gazete ile yazı hayatına başlamıştır. O bize “batı tarzı yaşam”ı anlatmaya çalışıyordu. Kutlama mesajında başı açık resmi ile sundular onu bize. Oysa başörtülü resimleri de vardı. AK Parti Gençlik kolları, örnek şahsiyetler olarak kimi gösteriyor ve kimler onu nasıl çarpıyor. Vay halimize, Süleyman Peygamber, bütün zamanların en zengin kişisi, Eyyüb aleyhisselamın sabrı gibi zenginliği ve cömertliği de malum. Önemli olan nasıl kazandıkları ve nasıl harcadıkları.. 

Size Osmanlı dönemine ilişkin kısa bir özet sunmaya çalıştım. Peki aynı partinin kadın kolları, Dünya Gazeteciler gününde, Jön Türklerin içimizdeki Truva atına gönderme yaparak bugünü kutlamaya nasıl çalışır? Bana kalırsa Fransız aşığı  Selma Rıza’yı değil, Lady Mary Wortley Montagu’nun (15 Mayıs 1689- 21 Ağustos 1762) “Doğu Mektupları” isimli hatıratında İstanbul’a ve Osmanlı kadınlarına olan hayranlığını anlatan bu kadına ve eserine atıfla kutlasaydılar o günü. “Montagu, İmparatorluk topraklarının Balkanlarından başladığı gezisine Yunanistan’dan devam ediyor. Batılı bir kadın gözüyle, Doğu’nun, Türklerin ihtişamının, belki de son pırıltılarını satırlarına döküyor. Bu satırlar arasında Türk kadınlarının son derece asil, bakımlı ve güzel olduklarını, öte tarafta Fransız kadınlarının soluk ve bakımsız çehrelerini açık yüreklilikle söylüyor. Aynı zamanda Türklerin yabancı birine meraklı ve lüzumsuz sorular sormayacak kadar soylu olduklarını yazıyor.”

Neyse, ben gazeteciyim, hem de kıdemli bir sanık! Siyaset media ilişkisini de iyi bilirim, sermaye ilişkisini de! Meslek milliyetçisi de değilim. 

Bizim mediada eklemlenmiş gazeteciler de var, kiralık kalemler de tetikçiler de. Hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olanlar da.  Böyle olmaya çalıştığı için meslekten ihraç edilen, sanık yapılanlar da. 

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(30)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

haftaya yeni düsmanımız kim!!!

26 Ekim 2020 20:54

geçen haftaki düşmanımız ermenistandı ondan önce yunanistan ondan önce Hafter ondan önce Suriye vs vs...her hafta sanal yeni bi düşman.doların 8 TL yi geçtiği bir zamanda her hafta yeni bir duşman İYİ fikir...

Karacoğlan

25 Ekim 2020 23:12

İLAHLAR zikirdeydi her biri türlü fikirdeydi...Yetmez idi lisan Hakikatin şerhine...Görünenden de az idi giden hakikat arzına...Dikkat et...Çıkma sakın tartıma...Zamane derimi yüzmesin benim...

Cahil Ilbeyhan

25 Ekim 2020 22:34

Yusuf sûresi: Biz Kur’anı Arapça olarak indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız. 

Osman buyrucu

25 Ekim 2020 20:45

Sayın dilipak sizden Allah razı olsun kaleminize yüreğinize sağlık  

10. Köy

25 Ekim 2020 16:25

Yıllardır takip ederim sizi hocam. Dosdoğru yol üzere olduğunuza şahidim. Allah ayırmasın

Ahmet

25 Ekim 2020 16:25

Sayın yazar, Osmanlı nın dolayısıyla Türklerin ilim ve bilimde ilerleyememesinin en büyük sebeplerinden birinin Hilafetin osmanlı ya gelmesinden sonra bütün kurumların din yobazlarının eline düşmesine sebep olduğunu niçin ifade edemiyorsunuz. 

Muhterem

25 Ekim 2020 15:21

INSANLAR yoksullaştirilmali,cahil bırakılmalıdır. Sonra irade ve beyinleri esir alınmalıdır. Canım ülkem Türkiye başta olmak üzere Tüm Islam coğrafyasında görünen tek ve en tehlikeli gerçek bu.. 

"Olurdu"

25 Ekim 2020 14:57

Son zamanlarda Fars, Sionist çıkışlı/kaynaklı alçak bir iftira var: " Osmanlı Turk degildi, Ataturk olmasaydı adınz Yorgo olurdu" Diyorlar!? Osmalı öz be öz Turk idi ve 600 yil Turkislama hizmet etti. Osmanlı Turk degildi" Diyenler: Osmanlı olmasaydi anadiliniz Farsca Rumca olurdu! Turk oldugunuzu bile bilemezdiniz!

osman

25 Ekim 2020 14:54

emegine saglik hocam.kitaptan sevmedigim tarihi yazinizda ziyafet olarak okudum.

İlbeyhan

25 Ekim 2020 13:08

Şahsen eksiğim ve kusurumla İNDİRİLEN , VAHYEDİLEN dine inanırim.... yani kâinatın yegane sahibi , herşeyin yaratıcısı CENAB I ALLAH'a inanirim....o' nun kitabına , o'nun peygamberine inanırım... 

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle