--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul sözleşmesi kaldırılacak mı, çekilecek miyiz?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
81

Sanıyorum, İstanbul sözleşmesinin sorunlu maddeleri ya değiştirilecek ya da bu sözleşmeden çekilecek.

Burada iki hassas nokta var. Çok iyi bir hazırlık yapılması gerekiyor. Sözleşme, sözleşmenin bütün ekleri, raporları, gölge raporları, referansları, atıf yapılan yerler, ilişkilendirilmiş veri kaynakları, dayandığı kavram ve kurumları, kaynak, yöntem ve gaye, kelime kelime okunarak kapsamlı bir çalışma yapılmalıdır ve bunu hukuki, siyasi boyutu ile detaylıca incelemek ve toplumla müzakere ederek birkaç ayda hazırlamak da çok kolay bir hadise değil.

Hazırladığınız teklife, taraf ülkeler ne kadar zamanda cevap verecek?.

Aslında taraf ülkelerin masasına böyle kapsamlı bir çalışma sunmak, oralarda da bu endişe ve fikrin uyanıp tartışılması açısından çok iyi olur. Ancak bu metin uluslararası bir sözleşme. Ve bu istenmeyen maddeyi sözleşmeye dahil eden uluslararası çok güçlü bir lobi olduğunu unutmayalım.

Konu tek başına hukuk ve siyaset konusu değil. Bu konu “Uluslararası sistem”in “Yeni Malthusçular”ın uzun zamandır üzerinde çalıştıkları “Yeni Normal” hareketinin bir parçası olan Global “The Great Reset” senaryosunun bir parçası. 5G, NEOM, Starlink, Neurolink, Humonoid senaryosunun bir parçası bu olay. Onun için bunu tek başına akademik açıdan hukuk, siyaset, mevcut teolojik akılla anlayamaz ve çözülemez diyorum. Burada filozofik bir duruş, derinlemesine bir İlahiyat, akademik bilgi, ahlak, fütüristik bir bakış açısı ile “Global reset”in derin gerçeğini, arka planını bilmek gerekiyor. Onun için istihbari bilgiler de işin içinde olsun diyeceğim ama, bu “global reset”in mimarlarının komplolarının memleketimizde kolayca hayata geçirildiğini gördüğümde kendimi pek huzur içinde hissetmiyorum. 

Bu sorunu çözmek isteyen iyiniyetli politikacılar ve hukukçular olduğunu biliyorum, ama ben işin bir başka boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Sonunda bu yol denenecekse denecek. Kaderin çizdiği yolun dışında bir hayat yok, biliyorum. O yol bizim imtihanımız olacak. Bu yolda ilerlerken, ben de düşünce, endişe ve umudlarımı ifade edeceğim. Bu da benim kişi (BİREY değil) olarak dini, ahlaki sorumluluğum, bir yazar olarak ülkem ve halkıma namus borcumdur.

Biz bu sözleşmede değişiklik teklif ederken, bunu canhıraş bir şekilde savunan birilerini göreceksiniz. Hatta birileri devreye girerse;  Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi ülkeler bu sözleşmeyi imzalamamışsa imzalayıp, bize karşı da savunabilirler. Birileri sessiz kalacaktır. Sözleşmeyle ilgili değişiklik tartışmaları yapılırken birileri cevap vermeyecek, masada tutacaktır. Eğer bu yol denenecekse, makul süre şartı ile bu değişiklik talebi dile getirilmelidir. “Şu kadar zaman içinde bize olumlu cevap verilmezse, biz çekiliyoruz” denmelidir. Zaten bir de geri çekilme süreci var.

Bakın, madde değil, “Kelimeler / kavramlar” ile bile uğraşmanız gerekecek. GRAVIO’nun izleme, denetleme ve yaptırım yetkisi devam ettiği sürece bu kavgalı bir evliliğe benzeyecektir. 6 ay bir güz gidip, bir arpa boyu bile yol almadan başa dönerseniz, ya da yeni tartışmalı bir metne imza atarsanız, bu bir felaket olur. Kapsamlı bir “bildiri ve çağrı” ile geri çekilirsek, eğer “İstanbul sözleşmesi” kendini yenilerse ve biz de uygun görürsek geri döneriz. Değiştirmezlerse kendi yolumuza devam ederiz.

Bu sürecin bu şekilde devam etmesi halinde, süreç devam ederken uygulamalar devam edecek, yakınmalar da tartışmalar da..

Değişiklik talebine ilişkin metnin oluşturulması da öyle çok kolay değil. Şeklen sorunun çözülüyor(muş) olması uygulamada aynı sonucu doğurmayabilir. Biz bunu mevcut medeni kanun uygulamasında da görüyoruz. Şunu unutmayalım, sorun sadece İstanbul sözleşmesinden ibaret değil. İstanbul sözleşmesini gözümüze çok yaklaştırınca, arkasında CEDAW ve LANZAROTE’yi görmüyoruz. Bu cinayetleri de görüp ona da çözüm üretmemiz gerekiyor. Yeni düzenleme bu konuyu da öncelikle ve özellikle değerlendirmelidir. Tek başına “nitrik asit” ve “gliserin” çok masum maddeler. Ama bir araya getirir ve ani şiddet uygularsanız patlar. Siz İstanbul sözleşmesinden çekilin, aynı sonuçları CEDAW üzerinden size dayatacaklardır. Tekil olarak baktığınızda ve düz bir okumayla Lanzarote’de de bir sorun göremeyebilirsiniz. Lübnan limanındaki tarım gübresi amonyum nitrat gibi farklı bir yorumla, farklı bir süreçte patlatılabilen şeyler bunlar. Bir gümrük teknisyeni, bir ziraat teknisyeni, evrak üzerinden takiple bunu görmeyebilir. İşte bizimkiler de 5G’de gizli “bomba”yı görmüyorlar. İlaçtaki, gıdadaki “HADES”i görmüyorlar. Hani derler ya “Cehaletin bu kadarı ancak eğitimle mümkündür”. Çünkü birileri, o “hakikat”i görmemek üzere eğitildiler ve artık gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar.

Rahmetli nenem öyle derdi: İstenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş! Bu sözleşme ile fazla yüzgöz olduk. Bu sözleşme artık bir “günah keçisi”.. Bu halının altına çok şey süpürüldü. Niyet de salih değildi. Daha fazla zaman kaybedilirse, konu daha da içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşmuş oluruz. Ben “çekilelim” derim. Biliyorum bu sözleşmeden çekilince her şey düzelmiş olmayacak. Daha mevcut yasada köklü değişiklikler yapmak gerek. Başka sözleşmeler var. Uzun bir sürecin başındayız. Bu süreci daha da uzatacak, kulağa makul gibi gelen işlerden uzak durmak gerek diye düşünüyorum. Bir hatırlatmada bulunayım: Bu sözleşmeden hemen çekilinmez ise ve hatta değişiklik talebimizi kabul ettiler diyelim, sorun çözülmezse, bu işin müsebbibleri olarak görülecek siyaset, bürokrat ve akademisyenler hedef tahtası olacaktır! Bu iş sadece siyaset ve yasa yoluyla düzeltilecek bir mesele değil. Cami, aile, media, STK, sermaye, mektep.. topyekûn bir seferberlikle zaman içinde bu felaketi bertaraf edebiliriz. 

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(81)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mehmet koca

22 Ağustos 2020 00:12

Sa hocam anlattıkları izi fehmedecek kaç takipciniz var mühim hususlara temas ediyorsunuz velakin muhatap demeyelim de dertlenmesi icab eden zevati kiram günü kurtarmak ve kendisine muhalefet eden herkimoursa! Olsun birsekilde hâl edilmesi derdinden selam ve dua ile

abdullah

18 Ağustos 2020 23:58

İstanbul Sözleşmesi dünya çapında bir sözleşme. Dolayısıyla ifadeler yuvarlak. Kesin olan tek şey kadına şiddetin önlenmesi. Yuvarlak ifadeleri ise her toplum kendine göre yorumlayacak ve uygulayacaktır. Örneğin bu sözleşmeye göre hiçbir ülke eşcinsel evliliği kabul etmek zorunda değildir.

CAHIL

18 Ağustos 2020 23:56

SEN ORNEK MUSLUMAN OLURSAN NE LBGT NE IBNE KALIR SUCU ONLARDA DEGIL EY MUSLUMAN KENDINDE ARA BEN NE YAPTIM DE ADALETINE BAK  

Okur

18 Ağustos 2020 23:33

Tebrik ederim. Başbelası bu sözleşmeyi Türkuye göndemine getirmeyi başardınız. Tez zamanda kurtulmak dilegiyle

Gönlü güzel insan

18 Ağustos 2020 23:26

Sayın kıymetli Abdurrahman hocam : Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (SAV) doğumundan ölümüne kadar hayatına bakarsak doğduktan altı yıl sonra 6 yaşında babası Hz Abdullah I kaybetti yetim kaldı Bir dönem Süt annesi HZ Sümeyye de büyüdü Dedesi Hz Abdulmuttalip Peygamber efendimizi çok severdi onsuz sofraya oturmazdı peygamber efendimiz de Dedesini çok severdi Fakat 8 yaşındayken onuda kaybetti Amcası Ebu Talip Peygamber efendimizi yanına aldı peygamber efendimizde eve katkı sağlamak için çobanlık yaptı. okuma yazması yoktu. Çevresindede okuma yazma bilen yoktu bulunduğu toplumda din olarak Hanif dini putperestlik Yıldızlara tapma Mecusilik hristiyanlık Yahudilik dinleri hakimdi O Hanif dinini seçti tek olan Allah a inandı asla puta tapmadı O dönemde Arap Yarımadasında İçki faiz hırsızlık yağmalama gasp zina almış başını gitmişti kabileler puta tapıyordu bu cahiliye döneminin içinde Allah ında yardımı ile o tertemiz kalmıştı. Peygamber Efendimize El Emin derlerdi ticaretle uğraşan Hz Hatice validemiz ile evlendi Erkek ve kız çoçukları oldu fakat Erkek çoçukları öldü çoçuklarının ölümüne çok üzüldü 40 yaşında Peygamber olduğunu Öğrendi İSLAM Dininin peygamberi son Peygamber son din ve son kitap Kuran-I Kerim ona indirildi. Peygamber olduğunu öğrendiği günden son gününe yani ölümüne kadar İSlam dinini tüm insanlığa tebliğ etmek için elinden gelen gayreti gösterdi bu zaman zarfında islam dinine davet ettiği insanlar tarafından küçük düşürüldü hor görüldü alay edildi taif te çocuklar tarafından taşlandı Bedir de Uhut ta Hendekte Allah’a ve ona inanmayanlarla savaştı mübarek dişi kırıldı Kızı Hz Zeynep öldü cenazesine katılamadı o esnada Bedir savaşındaydı Eşi Hz Hatice validemizi kaybetti Amcası Hz Hamza’yı da gözünün önünde açımasızca şehit ettiler tuzağa düşürüldü ona inanan bir çok arkadaşını kaybetti Peygamber Efendimizi büyüten Amcası Ebu talip in islam dinini kabul etmeden ölmesine çok üzüldü peygamber efendimizi üzdüler üzdüler üzdüler. Fakat mutlu olduğu anlarda vardı Kızı Hz Fatıma’nın çoçukları Hz Hasan ve Hz Hüseyin i çok severdi onlarla oyunlar oynardı onlarla birlikteyken çok mutluydu. 63 yaşında vefat etti. ama ölmeden önce Veda hutbesinde bize iki emanet bıraktı biri kitabımız Kuran-I Kerim diğeri sünneti veda hutbesinde ki konuşmasında kul hakkına girmeyin faiz yemeyin eşlerinizin hakkını gözetin kan davası gütmeyin Emanete riayet edin burada bulunanlar bulunmayanlara bu söylediklerimi ulaştırsın dedi Daha sonra Resûlullah, “Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. O zaman ne diyeceksiniz?” deyince ashap, “Allah’ın risâletini tebliğ ettin, görevini yaptın, bize nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz” dediler. Bunun üzerine Resûlullah şehâdet parmağını semaya doğru kaldırdı, sonra da insanlara doğru çevirip indirerek, “Şahit ol yâ rab, şahit ol yâ rab, şahit ol yâ rab!” dedi Onun Bu 23 yılda yaptıklarını son 100 yıldır yapamıyoruz Emanetlerine sahip çıkamadık geçmişte Osmanlı döneminde 600 yıl boyunca İslam sancağını taşıyan ecdadın torunları olan bizler 100 yılda bozulduk. İslam dini peygamber efendimizin başladığı Noktaya geri döndü hatta dahada Beter oldu geriye gitti. Hatta bunu devlet kendi eli yapıyor devlet Kumar oynatıyor içki satıyor zina yaptırıyor faiz yiyor ve yedirtiyor. Haksızlık hırsızlık almış başını gitmiş. Vesaire vesaire hocam Abdurrahman hocam Peygamber efendimiz Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşmeyin demiştir Bence bu Cumhuriyet ve Demokrasi şeytanın yönetim şekli Allah’ın değil. Çünkü bizi küfre ve sapkınlığa sürüklüyor. İSLAM Nerede şu anda yeryüzünde İSLAMİYETİ görebiliyor musunuz? Allah aşkına söyleyin hocam Cahiliye dönemindeyiz Allah ım yardım et . hocam Biz sevdiklerimizin üstünü “dua ile örteriz. Allah a emanet olun . Selam ve dua ile

Murat

18 Ağustos 2020 22:16

Hilafet bugun degilse ne zaman ? Sorusunun altinda ne yatiyor ? 50 defa yorum kisminda bu soruyu sordum cevap alamadim . Simdi direkt size soruyorum .

Zekeriya gökçe

18 Ağustos 2020 22:04

Batının çürük nesi varsa aldık ne oldu? Toplum çürüdü. Nefsine tapan insanlar her türlü türedi( çürük topluma yayıldı) şimdi bu saatten sonra kadının baş örtüsünü sancak yapacak Bir toplum çıkarta bilir miyiz? Zor... muasır medeniyet zannettiğimiz şey halen afet!!!

Kemall

18 Ağustos 2020 21:19

Hani bu konuda bir daha yazmayacaktın. 10 gün sözünün arkasında dur bari

Oku mayın

18 Ağustos 2020 20:07

2/256 din de zorlama yok mecbur değil sin zekat vermeye bilirsin  

İdris

18 Ağustos 2020 18:13

Zavallı ulema! Ellerinde mucize varken aileye uygun bir beyanname hazırlayamaz. Sonra da kem küm eder. Asırlarca bizim vergilerden beslenip bize sürekli talkım verip salkım yutar. Biz de bunlardan boşuna medet umarız. Yerler gökler durdukça hepsi bizden uzak olsun.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle