--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

FETÖ bulaşığı

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
39

FETÖ için eğer 17/25’i kabul ederseniz işiniz kolay. Ama bu gerçekçi bir tespit değil.

FG’nin kripto ilişkileri 1962’ye kadar gider. Bugünkü FETÖ dediğiniz oluşumun başlangıcı ise 1991’de başlar. “İslam’a karşı sopa” kadrosu daha sonra BÇG çatısı altında toplanacak. “İslam’a karşı havuç” kadrosu 17/25 sonrası FETÖ adını alacaktır. Daha önce kod adları Cemaat’tır. Karşıtlar ise bu “yeni Cemaat”ı “The Cemaat” olarak tanımlamaktadır.

Altı ibadet, ortası ticaret, tepesi ihanet” doğru bir tespit değil. Bu yapı içinde herkes belli seviyelerde hem ibadet, hem ticaret, hem de ihanet içindeydi. Herkes yukarı doğru tırmanma çabasındaydı. Okullarda, kurslarda veli ve öğrenci olarak iyi bir performans gösterenler yukarı doğru tırmanıyorlar. Soruları çalıp cevap anahtarını dağıtıyorlar.

Atananlar, ya da soruları çalıp üniversiteye gidenler bu “ibadet” kesiminden seçilmiyor mu idi.

Ticaret yapanlar, hem kazanıyor ve hem de himmette bulunuyordu. “Kazan kazan” yöntemi ile herkes zincirleme kazanıyordu. Gümrük’te işi halloluyor, maliyede, belediyede işi halloluyor, kredi oluyor, teşvik alıyor, itibar görüyor. 

Onun için risk açısından, o “ibadet kesimi” dedikleriniz, verilen her görevi gözü kapalı yapmaya hazır biter militan değil mi! Onlar için FG, “Haşa, Allah’la görüşen biri” değil mi! Bunlar kitaba bakmıyorlardı. “Başını aç”, açıyorlar, “içki iç”, içiyor, “dans et”, dans edecek. “TBMM’yi bombala” bombalayacak, “Rus elçisini öldür”, öldürecek. “Uyu” uyuyacak. Bu hangi din, hangi ibadet..

Bunlar böyle “binbir surat” insan. 15 Temmuz’dan önce de hemen kılık değiştirdiler ve kendi içlerinde itiraz edenleri FETÖ’cülükle suçlayarak hem kendilerini akladılar, hem de düşmanlarını cezalandırdılar.

Bunların olmadıkları yer yok. Olmaları gereken her yerde vardılar. CHP, MHP, HDP, İYİ Parti farketmez.

Bakın, biz 40 yıldır, ne PKK’nın gerçeği ile yüzleşebildik, ne de FETÖ gerçeği ile yüzleşebildik. Bu akılla da ne Muhsin Yazıcıoğlu’nun katilini bulabiliriz, ne Hrant Dink’in ya da Eşref Bitlis’in. Uğur Mumcu’nun katilini de bulamazsınız.

Özal’a suikast düzenlendi. Adam yakalandı. Peki, işin aslı anlaşılabildi mi? Yasama, yürütme, yargı sözde işin üzerine gitti, mesela, FETÖ’yü imal eden 3 kişiden biri olan Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Yaşar Tunagür kimdir, ne iş yapar ortaya çıkartılamadı.

Bu memlekette birçok kişi gerçekte kimdir, kimin adamıdır, nereden gelir, nereye gider bilinmez.

Birçok politikacı da öyle. Son zamanlarda bu kripto kimlik için en güzel örnek FETÖ’cüler. Bir darbeye teşebbüs ettiler. Darbe bastırıldı. Kaçan kaçtı. Aradan kaç yıl geçti, hâlâ operasyon yapılıyor. Bu operasyonların ne zaman sona ereceği de belli değil. Mesela, başarılı olsalardı, Bakanlar kimler olacaktı. Kimler tutuklanacaktı. Kimler Vali, Garnizon komutanı, emniyet müdürü, kaymakam olacaktı. Kimler büyükelçi olacaktı!. Şimdi onlar nerede, ne yapıyorlar. Bürokraside kimler görevden alınacaktı!

Kıbrıs harekâtının üzerinden yarım asır geçti, hâlâ Maraş metruk. Karabağ kaç yıl oldu, ortada durup duruyor. 12 Eylül darbecileri öldü gitti. 28 Şubatçıların hiçbiri görevde değil artık. 15 Temmuz’un üzerinden 4 koca yıl geçti. Sonuç?

Yıllarca JİTEM’i konuştuk, JİT’di, JİTEM’di derken yıllar geçti. Jandarma İçişleri Bakanlığına bağlandı, ne oldu anlayamadık. Bir Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kuruldu, istihbarat koordinasyonu sağlanacak deniyordu, o da olmadı. Milli Güvenlik Genel Sekreterliğinde bir yapılanma vardı, orada ne oldu, o da belli değil. Her şeyi bilmemiz gerekmiyor ama yapılan işlere, sürece bakınca, hiç de işler yolunda gözükmüyor.

Mali suçlar sanki kimsenin umurunda değil. Yargı siyasetin gölgesinde kalmış gibi bir görüntü veriyor. Bürokraside otokontrol de yetersiz, Sayıştay da, TBMM deneti mi de, üst denetim de yetersiz.

Hep söylüyoruz, siyaset güven müessesesi değil, denetim müessesesidir. Siyasetçi ve bürokrat cam evde oturmalıdır ve hesap verebilir durumda olması gerekir. “Bana güven gerisini merak etme sen” diye bir şey yok. Aile ve arkadaşlar arasında bir ölçüde güven olabilir. Ama kitap “yazın” der, “şahid de olsun” der. “Güvenmek güzeldir, kontrol etmek daha da güzeldir”. Bu işler böyle giderse bu işten herkes zararlı çıkar. Yarın herkes birbirini suçlar, herkes birbirine girer.

Geciken adalet adalet değildir”. Adaletin terazisi doğru tartacak ve gözü kapalı olacak..

FETÖ olayı adım adım geldi. O zaman yazıp söyledik, dinleyen olmadı. Sonra olan oldu. 15 Temmuz’u da gördük. Bana göre, 15 Temmuz’la ilgili hâlâ cevabını arayan sorular var. Ve bu yargılama süreci de böyle giderken, 28 Şubat davasına döner. Böyle giderse yarın yeni siyasi dengeler, ittifaklar, koalisyonlarda, suç dengeleri oluşur, yeni pazarlıklarla gerçeklerin üstü örtülür.

Adalet herkese lazım. Selam ve dua ile.

 

Yorumlar

(39)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Gkn

29 Aralık 2021 21:03

Gülen Cemaati Fetö dans okullarını senelerdir takiyye ve sızma amaçlı kullanıyor ! Devlet bu dans okullarına bir kontrol getirsin ! Üniversitelerde dans kulüpleri illerde dans okulları yeni ışık evler ! Desen festivallerini ve geceleri ise seyahat iletişim amaçlı kullanıyorlar.

M. T.

2 Kasım 2020 21:17

Alaca karanlık kuşağında yaşıyor gibisiniz. Yazılarınız korku ve endişe pompalıyor... 

Mustafa

1 Kasım 2020 20:14

Abdurrahman bey, yine döktürmüşsünüz maşallah 

bnm

1 Kasım 2020 02:04

... FETO üretir. İstanbul valiliği karşısındaki devasa bina ... örgüte aittir.  örgüt, Türkleri cahilleştirme ve kürtleştirme örgütüdür. ve .. ÖRGÜT; sömürgeci sermaye nin sokaktaki kontrol düğmeleridir. BÜYÜK SÖMÜRGE SERMAYESİ : Toplumu :  örgütü ile kumanda eder. DİN İLE %1 DAHİ ALAKASI YOKTUR.

Vatandaş

1 Kasım 2020 02:03

Fetönün binbir surat, her bulundukları ortama ve kalıba uyan bukalamunlar olduğunu Güzel yazmışsınız sayın Dilipak! Fetö yurt dışında kuyruğundan canlanmak için elinden geleni arkasına koymuyor! Evet çok haklısınız, her yerdeler! Özellikle yurt dışında Cami , cemiyet, derneklerin yönetimlerindekiler bir araştırılsa, bir çoğu kripto fetöcülerdir, nerede ise maalesef bugün bir çok yerde onların ellerinde. Yurt dışında Camii derneklerin yönetimlerinde bulunanların yakın geçmişleri bir araştırılsa bir çoğu geçmişte Fetö' teşkilatında önemli görevlerde bulunmuşlar, gizli kamplarına katılmışlar, örgütün ortadoğu gezi ve toplantılarına götürülmüşler, temizlik şirketi kuran Fetö yöneticileri özellikle türk kadınlarını çalıştırıp ve o kadınların çocuklarına eğitim ve meslek edinmeleri için Fetö okul ve kurumlarına yönlendirmişler, her biri oralardan iş hatta eş sâhibi olmuş, Reha Yeprem'in falan katıldığı özel programlara 500€ biletler satanlar vb.Fetö yollarında haldır haldır koşanlar şimdilerde kripto olarak gene cami dernek vb.lerindeler! Avrupadada her yere adam kayırma metoduyla yayılmaktalar! Hele Türkiye ile anlaşıp onların okullarını türk devletine teslim etme kararı alan ülkelerdeki ; okullarını ve tüm gayrimenkullerini Almanya başta olmak üzere avrupa ülkelerine tapularını devrettikleri vb işbirlikleri nedeniyle, avrupadaki gurbetçi nesillerimiz ve ülkemiz adına gereken tedbirler alınmalı mutlaka! FG hâlâ müslümanları islam adına terörlük yapıyormuş gibi itham edici, müslümanları gizlice suçlu gösteren mesajlarla Fransaya başsağlığı dilemiş, o olaydaki teröristlerin müslüman olmadıkları ortaya çıktığı halde! Kendileri bitecekler biiznilleh; Örgüt içerisinde güç savaşları artarak devam ediyor, cami, namaz, saf, üzerinden vaazlar uydurarak , örgüt teşkilatında yapılan görev değişikliklerinden memnun olmayan elamanların gazını alıp kavgayı önlemiye çalışıyorlar şu günlerde! Fetöcü Mahmut Akpınar ise son yazısında : FG'nin en mahrem toplasında konuşulan mahrem konuların *Sayın Cumhurbaşkanına* yetiştiren elamanlardan bahsediyor.... örgüte verdiği uyarıda; bu örgüt kendi elamanlarını binbiryüzlülük ve herşeyi satmak konusunda öyle usta yetiştirmişki, şimdi kendileri bile güvenemiyorlar birbirlerine!!!

Depremden beter musibet?

1 Kasım 2020 01:15

FETÖ

Muzaffer İldam

1 Kasım 2020 01:00

Bunların olmadıkları yer yok. Olmaları gereken her yerde vardılar. CHP, MHP, HDP, İYİ Parti farketmez. Yok yok... asla AKP de olamazlar :D Dilipak'ın sütten ağzı yandı yoğurdu değil buzluktan çıkan ayranı bile üfleyerek içer artık :D Maazallah 81 ilde daha dava açarlar

Mazlum

31 Ekim 2020 22:56

Değerli hocam, ben imam hatipliyim. 90 lı yıllarda Şevki Yılmaz'ın ve H.Huseyin Ceylanin video kasetlerini alıp köy köy gezerek dinlettim ama bugünler içinmi. At izi it izine hâlâ karıştırılıyor. Kurunun yanında yaşta yanıyor. 

Hasan Ali

31 Ekim 2020 21:43

"Bunların olmadıkları yer yok.  

salihce

31 Ekim 2020 18:43

600.000 insan hakkinda dava aciliyor ama iclerinde bir tane AK partili üst düzey yönetici yok! Tuhaf degil mi?  

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle