• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Şûle Abla

02 Haziran 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

Şûle Abla

ABDULLAH YILDIZ

1960’lı yıllardan itibaren yazı ve kitaplarını okuyarak etkilendiğimiz öncü isimden biri idi Şule Yüksel Şenler. Etkili kalemi ve konuşmaları ile muhataplarına heyecan ve umut aşılayan Şûle ablamız özellikle mümine hanımlara başörtüsünü sevdiren ve onu onurla, özgüvenle taşımalarını sağlayan bir rol modeldi.

Umran Dergisi için gerçekleştirdiğimiz söyleşide (Şubat 2003, Sayı: 102) ifade ettiği üzere, hayatının ilk dönemlerini “gaflet ehli” olarak geçiren Şule Yüksel Şenler, ağabeyi Üzeyir Bey’in yaşadığı İslâmî dönüşümün kendilerini nasıl etkilediğini, adeta yeniden yaşarcasına anlatmıştı: Seccade bile bulunmayan evlerinde ağabeyinin, odasına temiz bir çarşaf serip namaz kılışı, kızılca kıyameti koparmış ailede… Nihayet ağabeyi, “Allah size hidayet versin!” deyip evi terk edince işler değişmiş… Anne-babaya sonunda “hidayet” nasip olmuş; iyi bir müzik eğitimi alan babası, o eğitimli sesiyle güzel güzel Kur’ân tilavet etmeye başlamış… Şule abla çok iyi kanun çalmakta iken, bir gün kanununu kırıp atmış; Anne-babasına, “ben artık bu kanunu değil, Allah’ın kanunlarını çalıp söylemek istiyorum!” demiş…

Genç yaşlarından beri bilgileri ve görgüleri ile dikkat çeken Şule Yüksel Şenler abla ile kız kardeşi Gonca Gülsel hanımefendi haftalık Kadın Gazetesi’nden köşe yazısı yazma teklifi almışlar. Şûle Hanım “Duyuşlar”, Gonca Hanım ise “Görüşler” ismini verdikleri köşelerinde haftalık yazılar yazmışlar. Şûle Abla, bundan sonraki bütün yazılarında “Duyuşlar” üst başlığını kullanmış. Kadın Gazetesi ile yaşanan doku uyuşmazlığını ve gazeteden ayrılış hikâyesini şöyle anlatır Şule Abla: “Gazetenin sahibi İffet Hanım bir gün dedi ki: ‘Sen modern bir kızsın; aşktan filan bahseden yazılar yazsan’… Ben de ‘Olur’ dedim… Haftaya “Aşk Nedir?” başlıklı yazımı verince çok sevindiler, ama yazıyı okudukça renkten renge girmeye başladılar: Tabii ben Allah aşkını, Peygamber aşkını, vatan aşkını anlatıyorum... Hasılı, sonunda ayrılmak zorunda kaldık...”


Şule Yüksel Şenler, o yıllarda İslâm’da kadın ve tesettür konularını araştırıp incelemeye başlar. Tesettür ayetlerinden hadislere ve bu konuda yazılmış bulunan az sayıdaki kitaplara kadar hepsini didik didik okur, düşünür ve kesin bir karar verir: “Örtünmeliydim, hem de tepeden tırnağa… Ama düşündükçe sadece kendimi kurtarmak değil, bütün Müslüman kadın ve kızların ezilip büzülmeden, başları dik olarak, aşağılık kompleksine kapılmadan, onurla, özgüvenle giyebilecekleri şık, zarif bir kıyafet ve örtü modeli geliştirmemiz gerektiğine inandım; öyle de yaptım. Çünkü çoğu genç kız, örtündüğü taktirde ‘babaanne gibi, haminne gibi’ muamele görmekten çekiniyordu… Bu yüzden benim kıyafetim ve daha sonraları Seher Vakti Dergisi’nde çizip boyadığım modeller yaygınlaştı. ‘Şûle-baş’ modası da böyle doğdu...”

Şûle Abla, o aralar öğrendiklerini ve yaşadıklarını bütün kadınlara, kızlara ve herkese anlatmak için müthiş bir istek duyduğunu, Allah’a büyük bir ihlas ve samimiyetle dua ettiğini anımsıyor: “Yâ Rabbi! Senin dâvana hizmet etmek, sesimi herkese duyurmak istiyorum. Ama ben âcizim. Bana öyle bir güç ver ki, ömrümü sana hizmetle geçireyim.” “Allah’a öyle samimi yalvarmıştım ki, duam gerçekleşti” diyor…


Birkaç gün sonra Mehmet Şevket Eygi’den haftalık Yeni İstiklâl Gazetesi’nde yazı yazma teklifi gelir. Sevinçle kabul edip ilk yazısını gönderir: “İslâm Kadınına Hitap”! İlk sayfada yayınlanan yazı büyük yankı uyandırır. Türk Kadınlar Birliği savcılığa şikâyette bulunur… Şule Yüksel Şenler Ağır Ceza’da yargılanır…

Şule abla, daha sonra Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın bir beyanatını eleştirmesi sebebiyle 13 ay 10 gün hapis cezası alır; ardından Bayar’ın çıkardığı özel affı “suçlular suçsuzları affedemez” diyerek reddeder. 


Yazıları ve yargı süreçleri Şule ablayı adeta bayraklaştırır. Konferans teklifleri birbirini takip eder. Anadolu’yu köşe bucak dolaşır. Şöhret hissine kapılmadan, samimiyet ve ihlasla bildiklerini anlatır:

“Ayşeler, Fatmalar, Emineler, Zehralar Susmayın! Gerçekleri haykırın!” sözleri yüreklerde yankılanır…


Merhume Şule Yüksel Şenler ablamızın destansı mücadelesi şimdi Tabii TV’de dizi oldu: “ŞULE Senin Hikayen”. Tebrikler… Diziyi izlerken, (Abdullah Yıldız, Adanmış Ömürler, s.287-298 dahil,) Şule Abla hakkında yazılan kitap ve hatıratları da incelemenizi tavsiye ederiz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23