--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeşil Kuşak Projesi

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Yeşil Kuşak Projesi nedir? Tabi bu suale cevap verebilmemiz için biraz yakın tarih bilgisine sahip olmamız ve NATO’nun niçin kurulduğuna bakmamız gerekmektedir. Zira dikey veya yalnızca yatay pencereden bakmak olayları doğru okumamızı sağlamıyor.

Geçen Ramazan ayında ziyaret ettiğim Pakistan’ın Peşaver’i Taliban’ın saldırısına maruz kaldı. Taliban militanları Pakistan ordusunun Kuzey Veziristan ve çevresinde sürdürdüğü operasyonlara misilleme olarak bir askeri okulu bastı, en büyüğü 16 yaşında,135 çocuğu katletti.

NATO’ya dahil olmamızın üzerinden 50 yıl geçti. Bu zalim pakta üye olduğumuz için ABD’nin çıkarlarını ve conilerini korumak adına binlerce kilometre ötelerde bulunan Kore Savaşı’na katıldık ve hiç yere bir sürü insanımız telef olup gitti. Ulusal güvenliğimiz tehdit altında mıydı da NATO’ya girdik, işte bunu anlayabilmiş değilim. Başımızı ne yana çevirsek bir müttefik kuşatması ile karşılaşıyoruz. Peki NATO niçin kurulmuştu? Mahsuni Şerif’in “katil Amerika” dediği ülkenin karşısında ikinci bir kutup olan Sovyetler’e karşı oluşturulan bu paktın ABD’nin çıkarlarını korumak amaçlı kurulduğu aşikardır.

Soğuk Savaş sırasında Orta Doğu Arap Milliyetçiliği Sovyetler Birliği yanlısı tutum sergilemekteydi. 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi Müslümanları ABD dış politikasında önemli bir unsur haline getirmiştir. Nasıl mı? Sovyetler Birliği İslam coğrafyasında  anti emperyalist, Batı karşıtı bağımsız milliyetçi grupları destekleyerek etkin olmak isterken, onun karşısında büyük şeytan ABD ise İslamcı grupları destekleyerek bir “Yeşil Kuşak Projesi” oluşturmuştu. İşte bu dönemde CIA İslamcı mücahid grupları besleyip destekleyerek, Sovyetler’i Afganistan’tan püskürtmek için namlunun ağzına sürdü. Soğuk savaş sonrası bu mücahidler potansiyel tehlike olarak görülecekti, çünkü proje ona hizmet etmekteydi. Yeşil Kuşak Projesi Kızıl tehlikeye karşı bir panzehir olarak doğmuştu. Yani Sovyetler’in ilerleyişini durdurmak, petrol ülkelerinde egemen olmasını engellemek için ABD Yeşil Kuşak Projesini kullandı. Karşısında güçlü bir pakt istemeyen ABD, kendi çıkarları için düşman bildiği güçlerle müttefiklik kurmada, proje gerçekleştiğinde ise misyonunu tamamlayan gücü imha etmede sakınca görmemektedir. Yani Yeşil Kuşak Projesinin asıl amacı, yükselen komünist dalga karşısında radikal İslam’ın panzehir olarak kullanılmasıdır. Mesela şimdilerde IŞİD’i bir katalizör olarak kullanıp Kobani’de kendisine bir alan oluşturmak istemesi de benzer projenin bir versiyonudur. Komünist mücadelede Radikal İslam’ı kullanmak, Ortadoğu’da Radikal İslam’a karşı ılımlı İslam projesini öne sürmek ABD için stratejik bir taktiktir.. Hangi kartı nerede açacağını çok iyi hesaplayan şeytani güç, bakalım bu oyununu nereye kadar oynayacak? 

Rusya-Gürcistan savaşında da kazanan taraf ABD olmuştur. Ejderha karşısında Kobra yılanının ne etkisi olabilir ki? Üstelik  bölgede Ukrayna, Çek Cumhuriyeti ve Gürcistan gibi ülkelerin daha da Amerikan hayranı olduklarını söyleyebiliriz. ABD’nin direkt kuşatmadığı ülkelerden birisi Müslüman Farisilerin yaşadığı İran, diğeri de Müslüman Türklerin yaşadığı ve 600 küsur yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan Türkiye’dir. Yeşil Kuşak projesinin mimarı Brzezinski’nin 1975 yılında söylediklerinin altını çizerek aktarıyorum:

“Bugün, uluslar arası arenanın, Trilateral demokrasilerle komünist devletler arasındaki çatışmadan çok, ileri dünyayla gelişmekte olan dünya arasındaki çatışmaya sahne olduğunu görüyoruz. Üçüncü ve Dördüncü Dünya’nın birleşme olasılığının uluslar arası sistemin ve doğrudan kendi toplumlarımızın doğasına en büyük tehdit olduğunu düşünüyorum. Bu tehdit şirketlerin reddedilmesi tehdididir.”

Yani denmek isteniyor ki, Soğuk Savaş dönemi ABD-SSCB çatışma alanları Üçüncü Dünya tehdit ülkeleridir. Fukuyama bunu “Tarihin Sonu” tezi şeklinde kitaplaştırarak ünlenmiştir. Zaten bu dönemde “Ilımlı İslam” tezi de kendisinden neşet edecektir. Çünkü komünizm bitmiş, yeni tehlike radikal İslam olmuş, buna karşılık Ilımlı İslam kartının devreye sokulma zamanı gelmiştir. Tarih yaprakları yine ABD’nin zaferine işaret ediyordu; güçlü, kapitalist küresel bir alan oluşmuştu.

İki tane iddia var. Birisini solcu Marksist çevre dillendiriyor, diğerini ise İslamcı ve Müslüman bir kalem. Marksist grubun iddiası şu: “İslam reform geçirmeli, liberalleşmeli” diyen Fukuyama bu sözleri söylediği dönemde; Türkiye’de hiçbir resmi sıfatı bulunmayan Tayyip ve AKP ekibi, ABD’de Bush, Wolfowitz, Grossman ve Pearson’dan oluşan ABD ekibi ile gizli bir toplantı yapıyordu. Daha doğrusu pazarlık! Irak’ta Kürt devletini kurma pazarlığı… “Bu sözler sol cenahın sözcülüğünü üstlenen marksist birisine ait. Söylediklerini ispat etmek, iddia sahibinin görevidir.

Ali Bulaç da benzer bir iddianın bir ev sohbetinde dile getirildiğini söylüyor. Aynı sohbette,  “AK Parti böyle kuruldu ama Erdoğan artık bağımsız hareket ediyor” denildiğini de ilave ediyor.

Reel politik açıdan düşünüldüğünde iki argümanın da olabilirliği mümkün. Uluslararası küresel sistemle dans etmek kolay değil. Ama ben yine de “İngiltere ve İsrail’in desteğiyle kuruldu” ifadesinden ziyade, “kurulmasına rıza gösterdiler” ifadesini tercih ediyorum. O süreci “gömlek değiştirdiler” söylemiyle geçiştirenler olmuştu. Küresel sistem 17 Aralık’ta AK Parti’nin ipini işte bu yüzden çekti. Tayyip Erdoğan bağımsız hareket ettiği, özellikle İsrail’e kafa tuttuğu için, “dur arkadaş, seninle anlaşmamız böyle değildi” denmek istenmiştir. Ama buradan birilerine ekmek çıkmaz.

Not: 27.12.2014 Tarihinde Uluslararası Doktorlar Birliği ve İHH ile birlikte Suriye’deydik. İdlib’in Atme Kasabasına kadar ilerleyebildik. İHH Kahramanmaraş Genel Sekreteri sıfatımla; olayları, orada iki uluslararası vakfın sünnet etkinliğini yerinde inceleme imkanı buldum. TRT Muhabirliği vasfımızla da haber yaptık. Gözlemlerimi, kamplarda neler olduğunu ve İHH’nın buralarda nasıl çalışma yaptığını önümüzdeki günlerde yazarız inşallah.

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle