--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yemen’e giden gelir mi acaba?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Ortadoğu’nun politikasını İsrail ve ona her türlü desteği sağlayan ABD belirliyor. Arap Baharı’nın akamete uğratılması, Irak ve Suriye’deki iç savaş ve kaos, Arap dünyasının gelişmelere bigane kalması ve Türkiye’nin bu bölgede yalnızlaştırma politikaları İsrail’in elini daha da güçlendirmiştir. İsrail ile Filistin arasında sağlanmaya çalışılan iki devletli barış anlaşması, Ortadoğu için ne getirir, ne götürür, uzun vadede bir şey söylemek için henüz erken. Buna İran’ın nükleer silahsızlandırma mücadelesini de eklediğimizde nasıl bir parametre ile karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılmaktadır. Filistin sorunu çözülmeden Ortadoğu sorununun çözülmeyeceği bir gerçek. Suriye ve Irak’ın yeniden yapılanması için bölgede radikal İslami hareketlerin tasfiyesi ön görülürken ABD ve İsrail’in İslam’ı terör listesine dahil etmediğini söylemek, abesle iştigal olur.

İran’a nükleer silahsızlanma ambargosu koyan küresel güçler; “İsrail ve NATO Ülkelerine İlişkin Kritik Teknolojik Değerlendirme” başlığını taşıyan bir raporda yazılı olan, İsrail’in nükleer teknolojisinin ABD’nin Los Alamos,
Lawrence Livermore ve Oak Ridge laboratuvarlarıyla eşit düzeyde olduğu gerçeğini neyle izah edecekler? Bu açıklamanın zamanına dikkat çekmek isterim. Şu anda ABD-Rusya ilişkilerinde soğuk savaş kokularının estiği bir dönemde, bu açıklama ne anlama geliyor? Mısır/ Kahire’de düzenlenen Arap Birliği 143. Dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, Arap ülkelerine karşı güvenlik tehditlerinde hızlı askeri müdahaleyi gerçekleştirmek üzere “Birleşik Arap Gücü” kurulmasına ilişkin kararın ne anlama geldiği aşikar değil mi? Suriye, Mısır ve Irak konusunda sessiz kalan Suudi Arabistan liderliğinde, işte Bahreyn, Katar, Kuveyt, BAE, Mısır, Sudan, Fas, Ürdün ve Pakistan Yemen’e ortak hava saldırısı düzenliyor...

Arap Yarım adasının batı ucunda yer alan Yemen’e asker göndermiştik. Ardından da, “giden gelmiyor” türküsünü seslendirmiştik. Yemen’in istikrarı konusunda Türk hükümetinin samimiyetinden şüphemiz olmaz. Ama ABD’nin o bölgede istikrar peşinde olduğu yalanına inanacak kadar aptal değiliz. Başbakanlığa bağlı Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA); İslam dünyası sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte sürdürülebilir gelişim, birlik, karşılıklı işbirliği çerçevesinde teknik ve sosyal faaliyetlerde çalışmalar ve birlik gayesinde ortak refleksler geliştirmenin koordinasyonunu sağlayacak olan Türkiye’nin bölgede daha aktif ve kalıcı, belirleyici roller üstlenmesi gerekir.

Ak Parti hükümeti için bu tarihi fırsatı değerlendirmek elzemdir. Hükümet Osmanlı deneyiminden geliştirdiği İslamcı politikasına Arap İslam coğrafyasında ve Yemen’de de topyekûn siyaseti, ekonomiyi ve sosyo-kültürel yapıyı dönüştürmeye çalışmalıdır. Yemen’de Zeyd’in yolundan gidenler “Husî İsyanı” ile Aden çevresinde Güney Yemen adı altında bağımsız bir devleti yeniden kurmayı amaçlayan Sünni aşiretler, ki büyük kısmı El Kaide, IŞİD gibi terör örgütlerine destek veriyor; hükümetin otoritesine sekte vuruyor. Türkiye’nin burada, tıpkı Suriye’de ve Irak’ta olduğu gibi, bu aşiret yapılarına karşı çok dikkatli olması gerekmektedir. Burada bir vekalet savaşının varlığından bahsedebiliriz. Şöyle ki; Yemen’de Zeydilere destek veren İran ile Sünnilerin kontrolündeki merkezi hükümetin destekçisi ve arka planda Güney Yemen bağımsızlık hareketi ile teması olan Suudi Arabistan arasında bir vekâlet savaşı yürüyor. Yani Suriye savaşında karşısında İran’ı bulan Türkiye, Yemen’de de Zeydi hareketin destekçisi İran’la karşı karşıya gelebilir. İran’ın nükleer silah edinmesi Ortadoğu’ya hükmedeceği anlamına gelir mi? İtibar kaybeden ve rejimin zayıflamakta olduğunu gören İran, nasıl bir politika izleyecek, ilerde göreceğiz. Rusya bu demde büyük bir askeri üs  kurabilir. Ön cephede yer alan ve bu cepheye Arap dünyasının da katıldığı Yemen saldırısını biraz da bu cepheden değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle