--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yanlış ne varsa formatlayın

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Bugün siyasetin dışında kalıp, kendi iç dünyamıza, nefsimize, gönül evimize yönelerek, çoktandır ihmal ettiğimiz, düzeltmek için hiç bir gayret göstermediğimiz hususlar üzerinde durmaya çalışalım. Bunlar küçük detaylar gibi gözükebilir, lakin hepsinin birikimi menfi yönde olmuşsa, işte bugünkü tablo, o menfi değerlerin eseridir. Dünyanın yoğun gündemi ve getirdiği stres, hem kendimizi ve ailemizi, hem de beraber yaşadığımız cemiyetin fertlerini de olumsuz yönde dönüştürmektedir. Küresel oligarşinin estirdiği rüzgara kapılıp gitmemek, kendi özgün değerlerimizle ayakta kalmak için buna mecburuz. Haddim olmayarak, düzeltmemiz gereken ilk şeyin itikadımız olduğunu belirtmek istiyorum. Yaşantımızda bir savrulma ve fay hattı oluşmuşsa, durduğumuz zemini ve yaslandığımız ilkeleri bir gözden geçirmemiz gerekmez mi?

Öyleyse haydin yeniden bir kez daha “vira Bismillah” diyerek, düştüğümüz yerden kalkmaya ne dersiniz? Temiz ve saf bir akideyle, mü’mince bir duruşla Kur’an’a yönelmekle başlayalım. Sahih hadislerle bunu destekleyip yolumuza devam edelim. Dünyaya bakışımızı Kur’an çizgisinden tashih edip, Kıblemizde sapma varsa eğer, ilk oradan başlayabiliriz. Bu bir rektefe değil, inancımıza bulaşmış şirk tortularını temizleme işlemidir. Bunu sık sık yapıp, kalpte oluşan virüsleri taramadan geçirmeliyiz. Format atmak gibi bir şey yani söylemek istediğimiz.

Başkalarının sizin yerinize düşünmesini, üzerinizde Rablik taslamalarını, sizi oy deposu olarak görmelerini, eskimiş bez gibi günü geldiğinde atmalarını, düşüncelerinize ipotek koymalarına müsaade etmeyin. Hiç kimseyi ilahlaştırmayın. Bu evrenin tek sahibi, kanun koyucusu, mürebbisi, hallakı, terbiye edicisi Allahu Teala’dır. O’ndan başkasının hükümleri, Allah’ın hükümleriyle çelişmediği müddetçe muteberdir. Allah’ın yasalarıyla kulların ihdas ettiği yasalar çakıştığında veya çeliştiğinde, siz Allah’ın yasalarına tabi olunuz. Bu dünyayı dizayn etmeye çalışan, insanlık üzerinde Rablik taslamaya çalışan küresel güçleri elinizin tersiyle itip “la” kılıcıyla yere batırın. Biliniz ki onlar hem kendi dünyalarını hem de sizin dünyanızı batırmaktalar.

Yediğiniz yemeği, yemeğin tuzunu azaltalım. Çayın şekerini, kullandığınız eşyaları. Harcadığınız parayı, boşa geçen zamanı... Gözyaşlarını, kafaya taktıklarınızı. Kıyafetlerinizi, kuruntularınızı. Bilgisayar başında harcadığınız vakti. Telefonla uğraştığınız süreyi. İnsanlardan beklentilerinizi, televizyon izlemeyi... Evet tüm bunları bırakmayı, hiç olmazsa azaltmayı deneyin.

Şikayet etmeyi, dedikodu yapmayı, çekingenliği. Rezil olma korkusunu, mazeret üretmeyi. Başkaları için yaşamayı, yapamam düşüncesini. Olumsuz düşünmeyi, olumsuz kelimeleri. Benden adam olmaz kuruntusunu.. Surat asmayı, ön yargıyı. Herkesi eleştirmeyi, herkesi düzeltmeye çalışmayı... Evet bunları bırakmayı denediniz mi?

Gülümsemeyi, sevmeyi. Hangi düşünceye mensup olursa olsun, sevgi damarını köreltmeyiniz. Allah’tan daha merhametli olamayacağınız gibi, gazabınız da Allah’ın gazabından asla büyük olamaz. Biz bilmeyiz, ama kadiri mutlak Allah’tan hiç bir şey gizli kalmaz. İnanmadığı halde yeryüzünde bozgunculuk yapan, terör estirenlere dahi rızkını vermekten imtina etmeyen Rabbimizden haşa daha mı iyi biliyoruz da, hemen insanları ötekileştirip saf dışı etme yöntemini belirliyoruz. Çünkü böylesi daha kolay değil mi? Çünkü bedel istemiyor. Oysa ki insana yatırım yapmak bedel ve zaman ister.

Olumlu düşünmeyi, dua etmeyi. Şükretmeyi, ayaklarınızın toprağa temas etmesini sağlayın. Fidanı toprakla buluşturduğunuz gibi, çünkü bir gün siz de toprakla buluşacaksınız, toprakla teması çokça yapmaya bakın. Renkli giyinmeyi, sizi iyi hissettiren müzikleri. İçtiğiniz su miktarını, çocuklarla ve eşinizle geçirdiğiniz vakti.Teşekkür etmeyi, selam vermeyi ve en iyi şekilde almayı, özür dilemeyi, mazur görmeyi, yanlışta ısrar etmemeyi, alttan almayı, sevginizi hak edene vermeyi, istikrarınızı, hayal kurmayı ihmal etmeyiniz.

Çok mu şey istedik acaba? Sahi bunları yapmak zor mu? Hiç de zor değil. Değişen ve dönüşen dünyada belki işimize gelmediği için, yaşantımıza format atmak istemiyoruz. Yoksa önceki yaşantısıyla şimdikini kıyasladığında herkes kendisini çok iyi biliyor. Arif olan, ne demek istediğimizi anlamıştır.

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle