--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’nin El Bab’daki misyonu

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

TSK ve Özgür Suriye Ordusu, Kasım ayının ortasından beri El Bab kasabasını DAEŞ’ten almak için operasyon yürütüyor. Peki tüm dünyanın konuştuğu bu kasaba neden önemli? 

Türkiye sınırına 30 kilometre uzaklıktaki El Bab, Suriye’de Rakka’dan sonra DAEŞ’in elindeki en büyük yerleşim birimidir. “Kapı” anlamına gelen kasaba hem doğu-batı, hem kuzey-güney ekseninde çok kritik bir kavşakta bulunuyor. Akdeniz kıyısındaki Lazkiye’den başlayıp İdlib, Halep ve Menbiç’ten geçerek Irak’a uzanan otoyolla kuzeyden, Türkiye sınırından gelen yolun kesişme noktasında yer alıyor. Cerablus ve El Bab, DAEŞ’in kalesi konumundaki Rakka ve Deyr Ez Zor’a giden ana yolun üzerinde bulunuyor. Bu hat DAEŞ’in yaklaşık 2.5 yıl boyunca kuzeyden militan getirdiği ana güzergâh oldu. Bu nedenle stratejik önem taşıyor. İç savaştan önce yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığı El Bab önemli bir sanayi merkeziydi. Dolayısıyla Türkiye’nin Suriye politikasına baştan beri destek verdik ve şuanda da fikrimizde bir değişiklik yoktur. 

Nüfusunun önemli bir kısmı Sünni Araplardan oluşan kasaba kasım 2013’ten bu yana DAEŞ’in elinde bulunuyor. Kasabanın güneyinde rejim güçleri, batısında ana gövdesini YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri bulunuyor. El Bab, Türkiye için pek çok açıdan önem taşıyor. Özgür Suriye Ordusu, El Bab’ı alırsa DAEŞ tehdidi Türkiye sınırından daha da uzaklaştırılacak. Zaten Fırat Kalkanı Harekatı’nın da iki büyük hedefi bulunuyor. Bunlardan birisi Ortadoğu’yu DAEŞ’ten temizlemek ve terörü en azından sınırlarımızın ötesine atmak. İkincisi Güneydoğu’dan estirilen terörü boğmak. Acaba diyorum (bunu gerçekten samimi olarak soruyorum, hiçbir art niyetim yoktur.) Türkiye-Rusya-İran arasında yapılan anlaşmayla seküler Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü garanti altına alındı mı? Yapılan anlaşma, üç ülkenin DAEŞ ve benzer terör örgütlerini yok etme yönünde atılmış bir adım mıdır, yoksa Suriye’de ESED’in kalıcılığını onaylama anlamına mı geliyor. Eğer seküler Suriye’nin toprak bütünlüğü Esad’ın kalıyor olma şartına endekslendiyse El Bab’da bulunmamızın hiçbir önemi kalmamıştır. Ben iyi niyetimi muhafaza ederek, ne Tayyip Beyin bu saatten sonra Esed’in kalıcılığına evet diyeceğine inanırım, ne de hükümetin böyle bir anlaşmaya razı olacağına…

El Bab’da bulunma gayemizin temelini, kendi halkını katleden Esad’ın devrilmesi için mücadele etmek oluşturuyor. Sayın Erdoğan’ın Kudüs Sempozyumunda seslendirdiği “Türk Ordusunun Suriye’de ne için savaştığı konusunda net bir açıklama yaptı. ‘Biz Suriye’ye Zalim Esed hükümranlığına son vermek için girdik. Başka bir şey için değil’ sözlerini unutmak ne mümkün!

‘Fırat Kalkanı’ adlı operasyon başlangıçta nasıl takdim edilmişse, ben bugün de aynı amaca hizmet ettiği  kanaatindeyim. Ok yaydan çıkmıştır. Bu saatten sonra o bölgeden DAEŞ’i temizleyip Esad’ı devirmekten başka çare yoktur. Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak- IŞİD terörü ile mücadele etmek- Kürt Koridorunu kesmek gibi amaçlarla çıkılan yoldan asla dönmek olmaz. Bize göre Türkiye, bölgede sadece DAEŞ’le savaşmıyor. Türkiye’nin desteklediği ÖSO, küresel güçlerin bölgeye sürdüğü tüm terör örgütleri ve amaçları petrol savaşları olan devletlerle savaşıyor. Halep düştü. Rejim güçleri kadim kenti ele geçirdi. DAEŞ’in elindeki El Bab, neye mal olursa olsun alınmalı ve İslam’a en büyük zararı veren bu örgütün kökü kurutulmalıdır.

Hüsnü Mahalli “Ortadoğu’nun Türkiye’nin ‘at koşturacağı’ bir yer olmadığını vurgulayarak “El Bab’a girildiği anda bütün cehennem kapıları açılır” demişti.  Geçelim Mahalli’yi, üzerinde durmaya değmez. 15 Temmuz sonrası iç politikada Yenikapı sürecini yaşayan Türkiye’nin, güvenlik ve dış politikadaki yeni kapısı El Bab’tır. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle