--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye zor bir süreçten geçiyor

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

17 Aralık operasyonunun üzerinden tam bir yıl geçti. İktidarla cemaat arasında süren (Ali Bulaç, bu operasyonun NATO kaynaklı olduğunu, cemaati bitirmek isteyenin Ak Parti değil onu esir alan Ergenekon ve PKK yapılanması olduğuna dikkat çekerek, söz konusu merkez güçlerin cemaati bitirdikten sonra diğer cemaatleri ve Ak Parti’yi yok edeceklerini savunuyor) savaş dinmediği gibi her geçen gün daha da alevlenerek içinden çıkılmaz bir hale bürünüyor. Üzüldüğüm o ki, darbe yapılanmasını beraberce çökerten ikili yapının, bu kader çizgisinde sonuna kadar gitmeyip de kafirleri sevindirecek yola yönelmesidir. Cemaat hâlâ kendisiyle yüzleşmekten kaçıyor. Sanki hiç kimse dinlenmemiş gibi, şantaj yapılmamış gibi, tasfiye olmamış gibi, devletin istihbaratı kontrol altına alınmamış gibi, başka yerlere servis edilmemiş gibi, Başbakan’a kelepçe takılması planlanmamış gibi davranıyor. Tek savunduğu argüman, iktidarın hırsızlığı meşrulaştırdığı. İktidar ise Ergenekoncularla dirsek temasında hızla ilerliyor. Orduya kumpası cemaatin kurmuş olabileceğine inanıyor. Darbeciler de en az paralel yapı kadar tehlikelidir.

Ortadoğu’da yalnızlaştırılan Ak Parti, çözüm süreci ve alevi hakları noktasında başarı sağlayabilse, hem Ortadoğu’da kaybettiği kanı tazeleyecek hem de birazcık zedelenen vizyonunu yeniden kazanacaktır.

Ben bu konuda yazdığım yazıların arkasındayım. Operasyonun başladığından bu yana küresel uluslararası güçlerin varlığına dikkat çektim. Halen de operasyonda cemaatin tetikçi olarak kullanıldığına inanıyorum. Bazı usulsüzlükler yapılmış olabilir. Bir kısım insanlar ceza evlerinde haksız yere yatmış olabilirler. Bunları kabullenmek mümkün değildir. Ama bu ülkede darbe teşebbüsleri olmuştur, binlerce faili meçhul işlenmiş ve hâlâ hesabı sorulamamıştır, (aradan kaç yıl geçmesine rağmen Muhsin Yazıcıoğlu davasında zerre kadar ilerlenemediği gibi, dosya ağır cezada görüşülmesi gerektiği halde tefrik edilerek yerel mahkemelerde sürünüyor) suikastlar olmuştur, TSK içinde cuntacılar yuvalanmıştır, bunları olmamış gibi göstermeye çalışmak hiç kimseye kazanım sağlamaz. Ben TSK’nın ve Ergenekoncuların Ak Parti’yi sevdiklerini ve projesini onayladıklarını, güçlü bir Türkiye inşa etmesini arzuladıklarını zannetmiyorum. Ama paralel yapı adıyla ünlenen cemaatin de devlet içerisindeki gayr-i meşru yapılanmasını, fişlemeleri, kumpasları, hele hele küresel güçlerle, İsrail’le dirsek temasını asla onaylamıyorum, şiddetle kınıyorum.

Türkiye yine zor bir süreçten geçiyor. Cemaat istihbarat gücünü kullanarak dinleme, takip ve şantajı kural haline getiren bir dokuya hizmet ediyor. Bu doku, sözde yolsuzluk dosyalarının, basın özgürlüğünün ve yargı bağımsızlığının arkasına gizlenerek, yapısı ve hedefleri açısından gayri meşru bir duruşu temsil ediyor. Ekrem Dumanlı’nın apar-topar tutuklanmasına ben de karşı çıktım. Fakat bu tutuklanma, bir basın mensubunun yazdıklarından, fikrini beyan ettiklerinden ötürü olsaydı, ilk başta bizim karşı çıkmamız gerekirdi. Fikre pranga vurmak kimsenin haddi olamaz. Hele ki Yedi Güzel Adam’ın ruh haritasını bilen bir iktidara hiç yakışmaz.

Hüseyin Gülerce’nin Twitter’dan yaptığı açıklamalar şöyle: “Fuat Avni, son attığı tweetlerde şahsımı hedef göstermektedir. Bu ismin bir şahıs olmayıp Pensilvanya merkezli istihbarat havuzu olduğu kanaati yaygındır. Yalanlara dayanarak benim savcılıkta, esnaf ve işadamlarının ismini verdiğimi, buna göre yeni operasyon yapılacağını iddia etmektedir. Bu şerefsizce bir yalandır. Pensilvanya beni hedef göstermektedir. Hayati bir tehdit altındayım. Türkiye’nin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Allah korkusu kalmamış ‘Paralel Yapı’ her türlü provokasyonu yapabilir.”

Bu sözleri, cemaatin cemaziyel evvelini bilen Hüseyin Gülerce söylüyor. Aslında paralel yapı MİT Müsteşarını yargılamak istediğinde kendisini deşifre etmişti. Başarabilseydi belki de bugün Erdoğan olmayacaktı. Sonrasında Adana’da Türkmenlere yardım malzemesi götüren MİT TIR’larının durdurulması da yine paralel yapının bir başka hamlesi oldu. Bu hamlesiyle de Türkiye’yi teröre destek veren ülke konumuna düşürmek istedi.

Gelinen sonuç ortada. Paralel yapının; “yolsuzlukları örtmek istiyorlar, bunlar hırsız” iddialarını boşa çıkararak hukuk zemininde hem mücadeleye devam etmeli ve hem de hükümet içinde yanlış işler yapmış birileri varsa onların cezalandırılması, diğer yandan da günahının bütün bir camianın omuzlarına yüklenmesine asla müsaade edilmemesi gerekir. 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle