--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye için Suriye neden önemlidir?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Azez ve etrafındaki bölge hem Türkiye’nin ulusal güvenliği hem de Suriye savaşının gidişatı açısından çok büyük önem taşıyor. “Bu bölge Halep’in merkezi ile Türkiye arasındaki ana koridoru oluşturuyor. Hem bölgeye yardımların ulaşabilmesi hem de askeri açından muhaliflerin bölgede tutunabilmeleri için stratejik olarak önem arz ediyor. El Bab, Azez Türkiye için çok önemlidir.

“PYD-YPG’nin elinde bulundurduğu kantonları (Afrin ve Kobani) birleştirip Türkiye’nin güney hattında bir kuşak oluşturulmasının önündeki en büyük engel olarak da bu koridor ön plana çıkıyor. Bu koridoru çok sıkı korumak ve PYD-YPG’den gelecek saldırılara karşı dikkatli olunmak zorundadır.

Türkiye ayrıca Azez’i Cerablus’a kadar uzanan hatta DAİŞ’e (IŞİD) yönelik olası bir operasyon için dayanak noktalarından birisi olarak görüyor. El Bab’ta bulunmamızın ana gayesi, zaten bölgeyi DAİŞ’ten temizlemektir.

Tarihi açıdan baktığımız zaman Azez, Selçuklular ile Haçlılar arasında 1125 yılında çıkan “Azez Muharebesi”nin geçtiği yer olarak anılıyor. Kasabada ağırlıklı olarak Sünni Araplar, Kürtler ve Türkmenler yaşıyor. Türkmenlerin mevcudiyeti, burayı Türkiye için hassas kılan en önemli nedenlerden. Halen muhalif güçlerin kontrolündeki Azez, sınırdan 7-8 kilometre kadar mesafede, Kilis-Öncüpınar sınır kapısına doğrudan bağlanan bir hat üzerinde bulunuyor. Bu hat, 30 kilometre kadar sonra ise Halep’e uzanıyor. Bu açıdan da bakıldığında önemlidir.

Astana’da Suriye, ilk kez çatıştığı muhaliflerle aynı masaya oturmak zorunda kaldı. Öte yandan muhalifler Cenevre’de devam edecek müzakerelerin de tarafı haline geldi. 

Ateşkes konusunda uzlaşıldı, üstelik ateşkesin garantörü de Şam değil, Rusya, Türkiye ve İran oldu. Suriye’nin çok din-mezhepli, çok etnik ve ulusal bütünlüğünü koruyan bir devlet olarak kalacağı ilan edildi. Bu, Esad’ın kent ve bölgelerin sosyolojik dokusunu zorla değiştirme siyasetinin ve olası bölünme senaryolarının sonlandırıldığı anlamına gelebilir.

Ortadoğu’da sürdürülen tam bir vekâlet savaşıdır. Astana görüşmeleri, İran ve Esad güçleri ile Türkiye’nin karşı karşıya gelme riskini bertaraf etme çabasını da içerdi. Bu arada ABD, muhtemelen Cenevre’de ağırlığını koyacağından Astana’da izleyici koltuğunda kaldı, PYD ise oyun dışında bırakıldı. Bize göre, Astana’dan Türkiye kazançla çıktı. Tam istenileni alamasak da Türkiye’nin beklentileri açısından son derece yararlı olurken ayrıca Türkiye’yi Suriye’nin geleceğinde, hem siyasi hem de insani düzlemde etkili bir oyuncu haline getirdi. 

Suriye müzakerelerinin Türkiye’nin beklentilerini karşılar biçimde sürmesi, öncelikle Türkiye’nin güvenliği açısından son derece önemli. Suriye’de savaş ve istikrarsızlık sürdükçe, PKK ve DEAŞ gibi örgütlerin saldırılarına açık hale gelen Türkiye’nin bir yandan da yeni göç dalgaları riskiyle karşılaşma ihtimali bulunuyor. Dolayısıyla Suriye’nin istikrara kavuşması, Türkiye açısından kendisine bir alan açma meselesi değil, başkalarının kendilerine açtıkları alanlardan geri çekilmesi ve Türkiye’yi tehdit eden unsurların bertaraf
edilmesi anlamına geliyor. 

Tam bu noktada şunu söylemek belki mümkündür:  İran ve dolayısıyla Esad’ın geri çekilen bir pozisyona geldiler. İran’ın kerhen razı olduğu durum, Suriye’nin başında Esad’ın kalması karşılığında geri çekilmesi ve şartları daha fazla zorlamaması. İran açısından Türkiye’nin karşılaşacağı durum, terör ya da göç değil, iç savaş ortamında Türkiye ile karşı karşıya gelme durumudur. Hiç bir zeminde buna fırsat vermemek gerekiyor. Rusya’nın Suriye’de rolünü iyi oynadığını, kendi ülkesi açısından kazançla dönebileceğini söyleyebiliriz.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle