Scientology tarikatı ve FETÖ
15 Temmuz darbe girişimi fiyaskoyla sonuçlanınca (henüz bitmiş değil, en azından askeri kanadı bitmiştir) gözler Amerika’da yaşayan FETÖ lideri Gülen’e çevrildi. Ama şu saate kadar ABD, Gülen’in iadesi hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadı. AK Parti Grup Toplantısı’nda Başbakan Binali Yıldırım, Gülen’in iadesi için yapılan çalışmaların tamamlandığını ve dosyanın Adalet Bakanlığı tarafından ABD’ye gönderildiğini açıkladı. Tabii Gülen’in iadesinin o kadar kolay olmayacağını daha önce yazmıştık. Nitekim ABD’li bir yetkili, “Ne yapmamız bekleniyor. Bir muhalifi Türkiye’ye iade mi etmeliyiz! O zaman Çinli muhalifleri de mi iade edeceğiz!”
40 Yıl Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde örgütlenen, bugün ABD’de yaşayan “GÜLEN, SİYASİ İKTİDARI DEVİRMEK İSTEDİ”. 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye tam bir işgal altına girmiş olacaktı. Başta Cumhurbaşkanının ferasetli davranışı ve milletin milli iradeye sahiplenmesiyle darbe püskürtüldü. Şimdi Türk milletinin iki talebi var. Birincisi idam yasasının çıkarılması, diğeri de Gülen’in iadesinin sağlanarak, gereken cezasının verilmesi. Tabii aslında idam talebinin içerisinde dillendirilmeyen çok önemli bir diğer husus da terörist başı Apo ve terör örgütlerinin tasfiyesi konusudur. Şu anda her tarafımız kuşatılmış durumdadır. Türkiye, Kuzey Irak’ta, Suriye’de mücadele ederken, içerde de IŞİD, FETÖ, PKK terörüyle, aynı şekilde mücadelesini sürdürmektedir.
Gülen’i Humeyni merhumdan ayıran nokta şudur: “Humeyni her ne kadar Şii bir devrimci olsa da, İslam’ı referans alan, o günün şartlarında Amerika’ya baş kaldıran ve kendi ülkesine ihanet etmeyen bir liderdir. Humeyni, molla hareketi ile devrimini yaptı. Gülen, başta kendi ülkesine ihanet etti ve referansı İslam değildir. Daha ziyade Amerika ve İsrail’e yakındır. Allah’tan korkan, referansı Kur’an olan birisi, kendi ülkesinin parlamentosunu bombalayıp 250 insanın öldürülmesine razı olur mu?
Gülen hareketi iyi irdelendiğinde yalnız başına hareket etmediği, arkasında localar olmak üzere uluslararası güçlerin olduğu görülür. ABD mahkeme kayıtlarına göre Gülen’in dünyada 50 milyar dolar gibi bir güce sahip olduğu ve ABD’de 120 civarında sözleşmeli okulu yönettiği söylenmektedir. FETÖ, siyasi arenada ciddi düzeylere varan bağışlar yapmaktadır. Kime? Amerikalı senatörlere… Demokratların başkanlık yarışına da çok ciddi destekler sağlayan FETÖ, bu bağışların karşılığını, Türkiye’ye iade edilmemek üzere alıyor. Gülen hakkında ABD’de, “Cemaat, İslam ile Scientology tarikatı arasında bir yerdedir” deniyor. Bu tarikatı biraz araştırdım. Temeli gidip kiliseye dayanıyor. Ana sermayesi özel bir ordu, yakışıklı aktörler, güzel aktrisler, güçlü bir bütçe, çok güçlü bir siyasi erk ve karşınızda Scientology…
Ne gariptir ki Gülen’in bu özelliği, hareketin alt katındaki ibadetle meşgul olanlarca bilinmez. Güçlü bir belagata ve dile hakim olan Gülen, asıl amacını gizler ve Scientology felsefesini bi takım İslami argümanlarla harmanlayarak, zihinlere empoze eder. Amerikalı bilim kurgu yazarı R.Hubbard, söz konusu tarikatın kurucusudur. Amerika’ya göbeğinden bağlı olan Gülen, şimdi de Clinton’a destek veriyor. Şimdi sıkı durun, Gülen’i daha iyi anlamanız için size bir Hubbard portresi çizeceğim.
Scientology, kurucusu Lafayette Ron Hubbard’ın tanımlamasıyla ‘gerçeği aramak’ anlamına geliyor. Hubbard, iki yüzü aşkın bilim-kurgu, gerilim, polisiye, macera romanı ve birçok da makalesi olan bir yazar. Scientology’nin temeli de, Hubbard’ın kaleme aldığı “Excalibur” adlı bir makalesine dayanıyor. Scientolojistlere göre Hubbard yarı peygamber, yarı öğretmen, yarı kurtarıcı. Yazdığı her kelime Tanrı kelamı gibi değer görüyor. Gülen’in her yazdığı kelam ve söylediği sözler de aynı hükümde değil mi? Gülen’i adeta bir Mehdi, zaman zaman da peygamber mertebesinde değerlendiren sapıklar (hareketin üst katını kastediyoruz.), Gülen’in sözlerini de haşa “vahiy” gibi değerlendiriyorlar.
ABD, Türkiye’yi DAEŞ’le mücadelede müttefik görse de (bendeniz buna da inanmıyorum, mesela Suriye’de hem muhalifleri öldüren DAEŞ, neden ABD’nin düşmanı olsun ki? DAEŞ bir Amerika projesidir ve günü geldiğinde onu bitirecek olan da yine Amerika’dır.) Gülen noktasında Türk devletiyle aynı düşünmüyor. Daha sağlam bir zemine basmak için Clinton’a destek veren Gülen’in durumu, ABD Başkanlık seçimlerinden sonra netleşebilir. ABD Başkanlık seçimi Gülen için büyük önem arz ediyor. Bizim için de Türkiye’nin önünde duran Başkanlık sistemi, terör, yeni anayasa gibi sorunların acilen çözülmesi gerekmektedir. Sağlıklı bir şekilde yolumuza devam edebilmemiz için bu sorunları tez elden çözmeliyiz.







