Rusya’ya ne oluyor?
ABD Reisi Obama’nın bu yıl da Ermenilerin 1915 olaylarının yıldönümü olarak kabul ettikleri 24 Nisan ile ilgili açıklamasında soykırım ifadesini kullanmamasını nasıl ve ne şekilde izah edeceğiz? Bu durum Obama’nın Türkiye’yi sevdiğine ve herkesin Türkiye’yi bir dönülmesi güç viraja doğru sürüklemeye çalışırken Obama’nın temkinli davranması, acaba hangi hesaba hizmet etmektedir? Obama, Ermeni Diasporası’nın ve Ermenistan’ın merakla beklediği konuşmasında: “ABD’de yerleşik “Bu yıl, 20. yüzyılın ilk toplu mezalimi olan Büyük Felâket’in 100. yılını anıyoruz “ ifadesini kullandı.
Küresel güçlerle köprü atan Rusya Devlet Başkanı Putin, “24 Nisan 1915 insanlık tarihinin en korkunç ve dramatik olaylarından ve Ermeni halkının soykırımı ile ilgili kederli bir tarihtir” dedi. Hem Obama’nın ve hem de Putin’in üzeri örtülü konuşmasında, zahiren Türkiye ifadesi geçmiyor. Avrupa Parlamentosu’nun kararından habersiz oldukları söylenemez. Hele de Obama’nın. Kilit taşı konumundaki iki ülkenin tavrını iyi okumak gerekiyor. ABD’nin uluslararası sistemi oluşturan Avrupa-Atlantik odaklı çalışan sistemine karşı Avrasyacı dış politika kapsamında çok kutupluluk söylemini meşrulaştıracak yeni bir bölgesel yapılanma oluşturmayı hedefleyen Rusya, anlaşılan ABD ile arasında onarılması her geçen gün güçleşen sorunlarla boğuşuyor.
ABD küresel ölçekte Rusya ile boğuşma ve cepheleşmeden ziyade, Rusya ile olan ilişkilerini soğuk savaş zemininde yürütmeye özen gösteriyor. Abhazya, Güney Osetya ve Karabağ olmak üzere Kuzey Kafkasya’da Karaçay/Çerkez, Kabarney/Balkar, Kuzey Osetya, Çeçenistan, Dağıstan gibi sorunlu bölgeler bugünün çatışma alanlarıdır. Hassas hem de çok hassas olan bu bölgelerin, özellikle Azerbaycan’ın selameti ve istikrarı için Ermenistan ile masaya oturan Türkiye, şimdi soykırım masallarıyla vurulurken, aslında vurulan Azerbaycan oluyor. Bu bölgeyi yüz yıl boyunca gerçekleştirilen kitlesel katliamlar, sürgünler belirliyor. Rusya için enerji kaynakları açısından Azerbaycan ön plandadır, siyasi bağlamda Gürcistan’a yoğunlaşılmıştır. Moskova’ya bağlı olan Ermenistan, Rusya için tek dayanaktır.
Şimdi Rusya, Kosova’nın bağımsızlığını kazandığı Başkan Bush’un hukuk yorumunun tartışılması için uluslararası hukuka başvurmayı ön görüyor. Sadece bunlar mı? Peki başka talepleri de var mı Rusya’nın? Var elbet. Rusya, Suriye iç savaşında da işlenen hukuk ihlallerinden Esad rejimi kadar muhalif tarafların, teröristlerin varsa bunları destekleyen ülkelerin paylarını üstlenmelerini talep ediyor. Bu suretle yeni bir statüde BM ve yeni bir dünya talep ediyor... Benim sorum şu: Suriye konusunda muhalif taraf olarak zikredilen bu ülkeler arasında Türkiye var mı? Yok diyebilmek o kadar zor ki..
Papa Francis’in, Avrupa Birliği’ne üye 27 devletin, 751 temsilcisinin yer aldığı Avrupa Parlamentosu’nun, Almanya Cumhurbaşkanı J. Gauck’un, “Osmanlı döneminde 1915 yılında yüz binlerce Ermeni’nin öldürülmesini soykırım olarak nitelendirmeleri ve Ankara’yı “soykırımı” tanımaya, arşivlerini açmaya ve Erivan’la barışmaya çağırmalarıyla yapılan açılış seremonisi paralelinde neler söylenebilir? Soykırımı tanıdığımızı, arşivlerimizi açtığımızı var sayalım, ne değişecek? Tehcir Kanunu kapsamında zorunlu değişim ve göçe zorlanan Ermenilerin o günün şartlarında bir kısmının telef olması, bir kısmının öldürülmesinin faturası sadece Türkiye’ye mi yüklenecek? Haydi yüklendi diyelim, Türkiye bu kararla ne tür bir bedel ödeyecek? Erivan barışı yeterli görülecek mi? Hayır, ortada çok büyük bir hesap var. Bu hesap, enerji hesabıdır. TANAP ve Türk Akımı boru hatları projelerini saf dışı ederek, bunların yerine İran, Kürdistan ve Azeri enerji kaynaklarını “Büyük Ermenistan İdeali” başlığında Güneydoğu, Doğu ve Karadeniz yönünde yeni bir hat ile Avrupa uluslararası piyasalarına sürme senaryosu ile karşı karşıyayız. Anlaşılan Ortadoğu’da yalnızlaştırılmak istendiğimizin sebebini bizler şimdi anlıyoruz. Türkiye by-pass edilmek isteniyor.
21 ülke 1915’de Türklerin Ermeni Soykırımı yaptığını yasalaştırmıştır. Ayrıca BM Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Konseyi, İnsan Hakları Derneği gibi birçok kuruluş da Ermeni Soykırımını tanıyor. Son olarak bu şenlik katarına Rusya da eklendi.
“Ermenilere soykırım yapılmıştır” iddiası uluslararası zeminde hızla ilerliyor. Aslında bunun iki tane çözüm yolu var. Saygı çerçevesinde dostça girişimler, görüşmeler, uzlaştırıcı yaklaşımlar ile soruşturma gibi esasları kapsayan siyasi ve hukuki çözüm yollarıdır ki, bu birincisidir. İkincisi ise Türkiye-Ermenistan krizi bağlamında BM Genel Sekreter Sözcüsü S.Dujarric’in, “BM’nin 1915 olaylarını “soykırım” olarak adlandırması için bir yasal mercinin bu tanımlamayı kabul eden hukuki karar vermesi gerekir” ifadesinde beliren, BM örgütünün çözüm önerisidir.
Ahh ah! Şu İslam alemi kendi aralarında güçlü bir İslam paktı kurmadığı müddetçe uluslararası küfür odaklarının pençesinde inlemeye devam edecektir.







