Rakı sofrası ve CHP
CHP kurultayı da bitti ve Kılıçdaroğlu yeniden Genel Başkan seçilerek, CHP’ye “eksen kayması yaşıyor” diyenlere karşı zaferle çıktı. Her ne kadar iktidara yürüyen bir parti kurultayı görüntüsünü vermese de, CHP kurultayı hep olaylı ve renkli geçer. Yine öyle oldu. Muharrem İnce, arkasından destek verenleri hayal kırıklığına uğrattı. Seviyeli, ikna edici bir konuşma yapamadı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun da başarılı konuştuğu ve dersine iyi çalıştığı söylenemez. Konuşma metninin omurgasını “CHP sağa kaymamıştır” savunması oluşturdu. Konuşması boyunca verdiği örneklerle CHP’nin seküler klasik solcu cenahını ve gariban taşra tabanını sağa kaymadıklarına ikna etmeye çalışan Kılıçdaroğlu’na göre “Menderes’in kabrini ziyaret etmek, camileri temiz tutmaları için Belediye Başkanlarına talimat vermek, kaçak çayların imha edilmesi sağcılık değildir. Doğru, 60 yıldır iktidar yüzü görmeyen, halkın inanç ve değerleriyle alay eden, camileri ahıra çeviren, dindarlara her türlü zulmü reva gören bir parti, hala milletin değerleriyle yüzleşmekten kaçıyorsa, bu ülkede sittin sene iktidar olamayacağını anlaması gerekir. Kemal Bey bunu anladı ve CHP’ ye eksen kaydırtmaya çalışıyor. Lakin işi gerçekten zor. “Türk Milli Pınarının suyundan kana kana içen, Türklük ulus şuurunu benliğinde taşıyan, CHP 6 okuna gerçek manada sahip çıkan” (!) Sayın Muharrem İnce’nin Genel Başkanlığı başka bir bahara kaldı ama, Kılıçdaroğlu’nun bundan sonrasında nasıl bir yol izleyeceğini, doğrusu merak ediyorum.
CHP kurultayında Kılıçdaroğlu’nun akılda kalan en anlamlı sözü şuydu:
“Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil. Rakı sofralarında Türkiye’yi kurtaran adamlardan CHP’yi temizleyeceğim.”
Rakı sofrasında Türkiye’yi kurtaranın kim olduğunu sormadan evvel, bundan sonraki süreçte CHP, kendisini rakı sofrasından arındıracak mı? sorusunu sormak istiyorum. Bu sene tatilimi Muğla- Dalaman’a bağlı Şerefler köyünde yaptım. Club Onat Garden, narenciye bahçelerinin içerisinde mütevazi bir tatil yerleşkesinin batısında, Sarsala Plajı’na 10 km uzaklıkta şirin bir dinlenme tesisi. Tesiste tatil yapan CHP’li arkadaşlarla tanıştım. Akit Gazetesi’nde yazdığımı öğrendiklerinde, inadına inadına masalarına bira getirtmeye başladılar. Oysa tesis yetkilileri bu devre mülkü bize satarken, burasının bir aile tesisi olduğunu, asla içki servisi yapılmayacağını ve satılmayacağını söylemişlerdi. Fakat bizim CHP’li kafadarlar bira içmek için sıraya giriyorlar. Şimdi merakımı celbeden sual şu: Kemal Bey, Taksim’de eylem yapan Gezici ruhuna nasıl rakı bıraktıracak? Mesela benim memleketim Kahramanmaraş. Şehrin merkezinde ve köylerinde çok sayıda alevi kardeşlerimiz var. Bildiğim ve tanıdığım bir çok alevi, aldığı kültür gereği içki içiyor. Şimdi bu kesim nasıl olur da içkiyi bırakır? CHP eksen değiştirip sağa kayacak ve kendisiyle yüzleşecek ya, o takdirde içki içen CHP’liler CHP’den arındırılacak(!)
Bu rakı sofrası sözü, çok su götürür. Birçok kişiyi, başta da Kılıçdaroğlu’nu ifşa, hatta rezil eder. Elin oğlunun ağzı çuval değil ki bağlayasın. Nitekim Muharrem İnce, Sayın Kılıçdaroğlu’na cevap vermede gecikmedi. Muharrem İnce yenilgiyle ayrıldığı CHP’nin 18. Olağanüstü kurultayı sonrası Star’da Nazlı Çelik’e konuştu. Çelik, Kılıçdaroğlu’nun “Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil” sözlerini hatırlattığında, İnce’nin verdiği cevap, rakı sofralarında Türkiye’yi kimlerin kurtardığına işaret ediyordu. Biz yazsak ve konuşsak belki suç işlemiş oluruz. Neyimize lazım, İnce’nin inceden inceye açıklamasıyla yazımızı noktalayalım:
“Bence arkadaşlarımıza haksızlık etti. Tayyip Erdoğan’ın ağzına da malzeme verdi. Hiç şık olmadı. Partinin önemli bir kesimine çok ters bir şey söyledi. Erdoğan’ın Atatürk’e, İsmet İnönü’ye ‘iki ayyaş’ demesinin alt yapısı oluştu bir anlamda burada. Doğru değil, şık bulmadım. Kendisiyle de rakı sofralarında oturduk, onu da söyleyeyim.”







