--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

PKK’yı iyi tanımakta fayda var

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Türkiye Kürdistanı olarak isimlendirilen PKK, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu, Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin kuzeydoğusu ve İran’ın kuzeybatısını kapsayan bölgede bir Kürt devleti kurmayı planlayan, bu lanet gerilla örgütü nasıl doğdu?

1974 yılında Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK’nın ideolojisi, Marksizm-Leninizm üzerine kuruludur. Hiç kimse kalkıp da bizlere PKK’nın asıl amacının Kürt halkının özgürlük mücadelesi olduğunu söylemesin. 30 küsur yıldır kan akıtan, askeri-polisi şehit eden, kamu binalarını yakan, şimdi de silahların gölgesinde siyaset yapan bu ideolojiyi iyi analiz etmede fayda var.

Doğudan batıya doğru göç olgusu, pek çok Kürt vatandaşın ülkedeki eşitsizliklerin ve ekonomik farklılıkların farkına varmasını sağladı. Doğudan gelen gençler okumak ve siyasetle uğraşmanın yanı sıra birlikte hareket etme zeminini yakaladı. Musa Anter, Tarık Ziya Ekinci, Faik Bucak, Sait Elçi, Yaşar Kaya gibi isimler Kürt hareketinin hem teorik hem de pratik zeminini oluşturdu. Özellikle Musa Anter’in çıkarttığı ve doğunun geri kalmışlığını işleyen İleri Yurt gazetesi bu açıdan önemliydi. Kürt hareketinin entelektüel zemin kazanmasıyla birçok Kürt aydın yeni kurulan Türkiye İşçi Partisi (TİP) bünyesinde aktif siyasete girdi. PKK siyasi gömlek giyinceye kadar, bir kısım entelektüel Kürt aydını, Kürtçülüğü İslamcılığın önüne geçirmedi.

1967 olayları ve beraberinde gelen gösterilerin yanı sıra 12 Mart 1971 muhtırasının ardından yaşanan baskı dönemi de sol hareketin gelişimini engellemeye yetmedi. PKK’nın temellerinin atılması da bu döneme rastlar. PKK, kendi ideolojisini halklara deklare etmeye çalışırken şu argümanları kullandı: “Türk devleti tarafından sömürüldüğünü, dil ve kültürünün asimile edildiğini savunarak, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerini içine alacak şekilde Suriye-İran ve Irak toprakları üzerinde bağımsız birleşik demokratik Kürdistan devleti kurmayı hedeflemekteydi.”

Ne söylerse söylesin, sırtını hangi limana dayarsa dayasın, PKK hiçbir zaman Marksist ideolojiden kopmadı. 1980 darbesinin baskı rejiminden Kürtler ve PKK ideolojisinin kurmayları da etkilenerek, çok sayıda vatandaş yurt dışına kaçtı. PKK’nin yurt dışı örgütlenmesi ve davasını anlatması bu döneme rastlar. Öcalan, söz konusu tarihte Şam’a yerleşerek örgütü buradan yönetti. 

Kurulduğu günden bu güne kadar PKK’nın iki hedefi oldu. Bunlar; ‘Hilvan-Siverek dönemi’ olarak tanımlanan birinci dönemde mücadelenin, ağalara ve şeyhlere, yani mahalli otoriteye karşı sürdürüldüğünü; Şemdinli ve Eruh baskınlarından sonra başlayan ikinci dönemde ise gerilla taktiği tarzındaki silahlı eylemlerle örgütün doğrudan devlete yönelmesidir.

Şimdi gelinen süreçte PKK silahlı eylemlerinin yelpazesini genişletti. Askeri hedeflerin yanı sıra, kamu kurumlarının araçlarına, yönetim binalarına saldırılar arttı. Şimdi iktidarda mütedeyyin insanların olması, aslında PKK için bir kayıptır. Vesayet sistemini çökerten Ak Parti, daha fazla kan akmasın, analar ağlamasın diye Kürt sorununu çözmek adına çözüm süreci başlattı. Çözüm sürecini de baltalayan PKK, Kuzey Irak, Suriye ve Türkiye’nin Güneydoğusunda başlattığı kanlı mücadelesinde devletten ciddi şekilde tokat yiyince, saldırılarını artırdı.

Bu örgütün nasıl beslendiğine, neye hizmet ettiğine bir göz atalım. PKK Terör örgütü; Avrupa’nın en örgütlü ve en büyük “uyuşturucu”, “insan” ve  “organ kaçakçısıdır. PKK Terör örgütü, kandırıp dağa çıkardığı Kürt çocuklarının ölümüne sebep olurken, örgüt yöneticileri, milyarlarca dolar servetleriyle lüks içinde yaşamaktadırlar.

Öcalan’ın 2001’de AİHM’e sunduğu savunmayı, imkanımız olsa da tüm Kürt halkına anlatabilsek. ‘Ortadoğu’da Kültür Rönesansı’ isimli savunmayı bir bilse benim Kürt kardeşim ve onlarla aynı coğrafyayı paylaşan halklar, inanın hem PKK’nın hem de siyasal hareketin yüzüne tükürürler. İslam dininin en önemli rükünlerinden ahret inancını ütopik zihni tutsaklık olarak nitelendiren Apo kafirinin felsefesi marksizmdir. Alevi, yezidi, sosyalist halkayı, Apo’nun imamesinde bir tesbih ipine dizip PKK modern koridorunda sentezlemeyi başaran Apo, marksist zikir ve semah hareketini cem etti. 

Her şeye rağmen bu bölücü ve Marksist harekete sıcak bakan varsa, tercih kendilerinindir.

Taziye: Akit’in güçlü kalemi, imanı kavi değerli büyüğümüz Hasan Karakaya ağabeye yüce Allah’tan rahmet diler, dost ve akrabalarına sabr-ı cemil niyaz ederim. 28 Şubat’ta ve her zaman dik duran, klavyesini keskin kullanan, yeri kolay kolay doldurulamayacak olan üstadı rahmetle yad ediyorum. Mekanı cennet olsun.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle