Ortak Güvenlik Paktı Elzemdir
MHP’ye balans ayarı verebilecek Okyanus ötesi paralel proje olarak nitelendirilen Meral Akşener, şimdiden yelkenler fora demeye başladı. Nitekim zoru gördüğünde kaçmayı daha çok arzulayan Meral Hanım, siyasetin olgunlaştıramadığı isimlerden. “Bu gün olmazsa 2018” demiş. Anlaşılan, yollar yürümekle aşınmaz diyen Demirel gibi, kabre kadar siyaset yapmayı planlıyor.
Herkes Akşener’i merkez sağla bütünleşip MHP’nin oylarını artıracak bir figür olarak görürken, kendisi “Merkez sağ diye bir projem yok, ben MHP’liyim, MHP’de politika yapacağım.
Bu gün olmazsa 2018’i bekler, kongrelere ilçe ilçe katılır, hedefime yine ulaşırım. Sormazlar mı adama “milletin beklentilerine bu gün cevap veremezsen, 2018’e kadar köprülerin altından çok sular akıp hedefe başkaları oturmuş olmaz mı? “Siyasette yirmi dört saat çok önemlidir” diyen duayenlerinden hiç ders almamış olan Akşener, sırtını paralel yapıya yaslamışsa eğer, balonu çabuk söner. Çünkü devlet, çok hızlı bir şekilde paralel yapıyı tasfiye ediyor. Ama merak buyurmasın Akşener, millet siyaseti ve siyasetçileri dizayn etmeyi çok iyi biliyor artık. Ne Okyanus ötesi güçler, ne de Amerika, Yeni Türkiye’de siyasete ayar verecek kudrette değiller.
Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden çıkan kayyum kararının ardından MHP’ye
paralel yapının operasyon yaptığı tartışmaları başladığında Meral hanımın misyonu yara almıştı. CHP’de Kılıçdaroğlu’nu liderliğe taşıyan senaryo, şimdi MHP’de sahnelenmeye çalışılıyor ama nafile. Dedik ya,Türkiye artık birilerin rahatça gündemi belirlediği bir ülke değil.
MHP lideri Bahçeli, “Kolay kolay partiyi paralel yapıya teslim etmeyiz” dedi. Gözler Sulh Hukuk Mahkemesi’nden çıkan ve temyiz edilen kararın Yüksek Mahkeme’nin vereceği hükme yöneldi.
MHP Yargıtay’dan da olağanüstü kurultay kararı çıkarsa, önce Anayasa Mahkemesi’ne ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmayı ve olağan kongre sürecine kadar zaman kazanmayı hedefliyor ki, başka da yapabileceği bir şey yok.
Her şey değişiyor. Hiç bir şey, dünya konjonktürü ve gelişen hadiseler karşısında direnme gücü gösteremiyor. Gösterdiği takdirde taban bulamayacağını, millet nezdinde bunun karşılığının olmadığını herkes görüyor. İşte devrimci-Atatürk milliyetçisi olduğunu iddia eden CHP, bir zamanlar Türkiye’nin gidişatının belirleyici aktörü olan paralel yapının işaretiyle kendisine genel başkan atadı ve CHP o tarihten sonra aslından uzaklaşarak başkalaştı.
Eğer dünya Müslümanları Ortadoğu’dan bir tevhidi blok ve güç merkezi oluşturamazlar ise, yeni dünya Ortadoğu’dan parçalanacaktır. ABD’nin tek kutuplu evrensel hukuku ve Rusya ile Çin’in çok kutuplu ideolojisine karşı dünya Müslümanları ortak bir pakt kurmak zorundadırlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslam Zirvesi’nde yaptığı konuşma son derece önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken konuları ihtiva ediyordu.
NİHAİ ÇÖZÜM: İSLAMİ
ORTAK GÜVENLİK PAKTI
İslam Barış Gücü kurulmalıdır, evet aynen altına imzamızı atarız. Müslümanlar için başka seçenek kalmamıştır. Müslümanların ortak bir güvenlik paktının olması elzemdir. Etnik, mezhepsel farklılıkları bir tarafa bırakıp vahdet oluşturmalıyız.
“Ey Müslümanlar; eğer iki Müslüman grup taraf savaşacak olurlarsa aralarını bulun, ıslah edin, barıştırın. Olabilir ki bir taraf ötekisine karşı azgınlık yapar barışa yanaşmazsa o zaman onuna savaşın ta ki barışa boyun eğene kadar.” Buyuran yüce Rabbimiz, İslam dünyasının ve Müslümanların mutlak şekilde vahdetini emrediyor. 57 Müslüman ülkenin katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı, yazılı ve sözlü tasarıdan başka bir iş yapmaz. Bunu fiiliyata indirgeyip reel politik yapılmalı. Dünyanın adaletsiz paylaşımının, terörün ve zalimliğin panzehiri İslam ittifakıdır. Bu ittifakta İran asla dışlanmamalı, bir şekilde ikna edilerek, potanın içerisine girmesi sağlanmalıdır. Zira İsrail, Ortadoğu’da Türkiye önderliğinde kurulacak Sünni bir güç dengesini, Sünni-şii çatışmasına dönüştürmek için destekliyor. İran’la yalnız başına baş edemeyeceğini çok iyi bilen İsrail, Türkiye ile bu gücü dengelemek istiyor. Ona bu fırsatı vermemek için, Suriye politikasında yanlış yerde duran İran ikna edilmeli ve İsrail’in hevesi kursağında bırakılmalıdır.







