--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ortadoğu’daki dengeler değişiyor

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Yeni Şafak’tan Yusuf Kaplan, “Türkiye düşerse, insanlığın umutları da suya düşer” başlıklı bir makale yazdı. Küresel güçlerin asıl hedefinin ikinci Erdoğan’ı bitirmek olduğunu yazan Kaplan’ın tespitleri iyi irdelenirse, haklı olduğu kanaatini taşıyorum. Özetle yazısında diyor ki: “İslâm, protestanlaştırılarak küresel sisteme eklemlenmek, Budizm, Hinduizm, Taoizm gibi hadım edilerek ölü, antropolojik dinlere, “canlı cenaze”ye dönüştürülmek ve bitirilmek isteniyor.” Bunun için de İslam dünyasının umudu haline gelen Tayyip Erdoğan’ın bitirilmek istendiğine vurgu yapıyor. Erdoğan’ın ve partisinin çökertilmesi durumunda ikinci hedef olan “İslâm dünyasının istikbalini ipotek altına almak, böylelikle nihâî istiklâl imkânlarını, rüyalarını ve yollarını bitirme” projesinin hayata geçirileceğine dikkat çeken yazar, üçüncü aşamanın ise “İslâm”ın yeniden tarih yapacak yeni bir medeniyet yürüyüşüne soyunmasını imkânsızlaştırmak. Bunun için de, İslâm”ı dönüştürmek ve bitirmek.” olduğunu belirten Kaplan’ın yazısı basite alınacak gibi değil. Bendeniz de benzer tespitlerde bulunmaya çalışacağım.

Türkiye’nin gündemi genel seçimler ardından koalisyon hesaplarına odaklanmışken, İslam dünyasında ve özellikle Ortadoğu’da önemli uluslararası gelişmeler sürüyor.

Her gün yeni bir açılım ve senaryo yazılıyor. Ama pastanın paylaşımı noktasında kavga bir türlü bitmiyor. Rusya-AB-ABD üçgenindeki gelişmeleri, İsrail odağından İran ve Suudi Arabistan ilişkilerini, IŞİD’in Esad rejimi ile devamlılığını, Irak’ta ve Türkiye’deki gelişmeleri anlayabilmek çok zor. İbre her an değişmekte. Erdoğan’ın Arap Baharı sürecinde birlikte, “Osmanlı’nın egemen olduğu İslam toplumlarındaki siyasal kültürün kadim kurumları ve kültürel kodları yönünde değişiminden yana olan politikalarının” iflas ettiğini söyleyen Türkiye’nin sol kalemleri, asıl mücadelenin yeni başladığını bilmiyorlar. Aşk ve sevda matematik tanımaz. Son seçimlerde İslamcıların yalnız başına iktidar gücünü yakalayamamış olmasını yenilgi olarak görmek, belki kısa vadede mümkündür. Fakat uzun süre iktidarda kalan bir partinin dere geçerken at değiştirdiğini, üç dönem kuralı uyguladığını, paralel güç ve çetelerle birlikte küresel uluslar arası güçlerin de mukavemeti karşısında büyük bir mücadele verdiğini unutmayalım. İktidar yorgun ve yenik değil, yine parlamentonun birinci partisidir. Hiç kimse Türkiye’nin bundan sonra yeniden eski Türkiye’ye avdet edeceğini ve yeniden Kemalist laiklerin sahneye döneceğini zannetmesin.

Ortadoğu’da Sykes-Picot anlaşmasıyla çizilen yapay sınırlarla Suriye ve Irak’ın yapısı değişime zorlanıyor, bunun için de her geçen gün kan akıtılıyor. Görülen o ki Suriye’deki destekli BAAS rejiminin kısa vadede değişmesi oldukça zor. Bölgede İsrail’in Yahudi devleti olarak tanınma mücadelesinin sürekli gündemde tutulmak istemesini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Tüm denklemler İsrail’in geleceği ve güvenliğiyle beraber yürütülüyor.

Acaba ABD, müttefiklerinin de desteğini alarak dünyanın dört bir yanından getirilen teröristleri Suriye ve Irak topraklarına sızdırıp, onları askeri strateji, teçhizat, silah ve para ile desteklemesinin sebebi nedir? Bunu küresel emperyalizmin dışında tanımlamak mümkün müdür? Ne İran’la ne de İransız olmaya bir türlü karar veremeyen ABD, ağır yaptırımların iptali halinde İran’ın kendi doğal kaynaklarını kullanacağı, ekonomik olarak ayağa kalkacağı ve Ortadoğu’da etki gücünü arttıracağını görüyor. Aslında büyük şeytan ABD’nin niyeti, Suriye’deki savaşı Rusya ile dengelemek ve Ortadoğu pastasını beraber paylaşmak. Bunun pratikte mümkün olmadığını görüyor, bu sebeple Rusya’yı bir tarafta kayıtlı tutmak kaydıyla, Ortadoğu’daki gücü Suudi Arabistan ve İran arasında dağıtmanın yolunu arıyor.

Suriye’de 35. paralel üstünde güvenli bir Sünni bölgenin ve Irak’ta Sünni bir kuşağın oluşturulması üzerinden Suudi Arabistan liderliğinde bir Sünni
eksenin kurulmasını isteyen Türkiye’nin ne yapıp yapıp yeniden Ak Parti’nin yalnız başına iktidara gelmesini sağlaması gerekmektedir. Sadece Türkiye için değil Ortadoğu coğrafyası için bu elzemdir. İşte Yusuf Kaplan’ın Mısır ve Pakistan düştü, Türkiye de düşerse, insanlık da düşer” tespiti bu noktada büyük önem arz etmektedir.

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle