MİT’in yetki alanı genişletilirken PKK cephesinde neler oluyor?
AK Parti hükümeti, MİT’in yetki alanını genişletmeye hazırlanıyor. İyi de yapıyor. Keşke hazırlanan yasa, MİT tırlarının Türkmenlere yardım götürmeden hazırlanmış olsaydı da bugün Türkmen Dağı düşmemiş olsaydı. Tasarı hayata geçirildiğinde, MİT patlayıcı madde nakledebilecek. Tabi burada önemli olan, mütedeyyin insanların iktidarında sorun teşkil etmeyecek bu yapının sonrasının da hesap edilerek hareket edilmesidir. Bugün için MİT’in emin ellerde olmasından dolayı sorun teşkil etmeyecek şeyin yarının Türkiye’sinde silahın bize çevrilmeyeceğini hiç kimse garanti edemez. Hayırlısı olsun.
Tasarının zamanlaması da güzel. Tam da Adana ve Hatay’da Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ait TIR’ların durdurulup aranmasıyla ilgili soruşturma ve tartışmalar sürerken, AK Parti iktidarı MİT’e yeni yetkiler tanıyan bir düzenleme için düğmeye bastı. MİT’e, yurt genelinde bulunan ya da ele geçirilen patlayıcı maddelerin; tespiti, nakli, incelenmesi, muhafaza edilmesi ile zararsız hale getirilmesi yetkisi verilecek. Yani anlayacağınız bir kapsam genişletilmesi söz konusu. Yeni düzenleme ile kanunun 2. maddesinin kapsamı genişletilecek. TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü kanun kapsamına alınıyor. Tasarının gerekçesinde ise şöyle dendi:
“İç sularımızda, kara sularımızda, egemenlik ve denetimimiz altında bulunan deniz alanlarında ve yurt düzeyinde görülecek yahut ele geçirilecek, patlayıcı madde ve şüpheli cisimler ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nde bulunan patlayıcı madde ve şüpheli cisimlerin tespiti, nakli, incelenmesi, muhafazası ve ya da zararsız hale getirilmesi görevleri sırasında yaralanma ve ölüm tehlikesi riski yüksek olduğundan bu alanda yapılacak işlemlerin uzman kişiler tarafından yapılmasına yönelik düzenleme yapılmıştır.”
Ortadoğu’da sular ısınıyor. Rusya’nın Suriye’ye girmesiyle dengeler değişti. Rusya’nın Suriye’ye direkt girişini sınırlı ve geçici görmüyoruz. Bu bir projedir. Hem de bölgenin geleceğini etkileyecek bir olaydır. Rusya, Çarlığa geri dönüş yapıyor. Bu yüzden de Türkiye’ye kafa tutuyor. Tek şansı sıcak deniz yani Suriye olan Rusya, aslında uzun vadede ateşle oynuyor. Ukrayna ve Kırım’dan sonra Ortadoğu ülkesi Suriye’ye dalış yapan bu şeytani yeni güç, kendisini eylemsel güce hazırlıyor. Türkiye tam bu nokta bölgedeki stratejik konumu gereği, olayların edilgen izleyicisi konumunda olamazdı elbet. Enerji koridorunda Rusya’yla elbette önemli bir alış verişimiz var. Fakat böyle olması, bu şeytani şebekeye boyun eğmemizi gerektirmez. Ortadoğu uzmanı ve Stratejik Derinliği hayli fazla olan Başbakan Davutoğlu, tüm gelişmeleri çok iyi okuyarak, doğru menzilde ilerliyor. Bu arada İsrail’le yapılacak her türlü antlaşmada dikkatli olmak gerekir.
IŞİD BAHANE, SURİYE YÖNETİMİNE DESTEK VERMEK ŞAHANE
Rusya, “Işid terörünü güya bitirmek ve Suriye yönetimine destek vermek için”, bölgeye asker sevk etti. ABD’den sonra ona rakip olarak, Ortadoğu’da çarpışan, çarpışırken de dengeleri değiştiren ikinci büyük güç olma yolunda hızla ilerliyor. Söylem düzeyindeki savaşın, aniden ileri teknoloji silahlarının kullanıldığı çatışmaya dönüşmesi, doğrusu kafaları karıştırdı. Daha dün G20 zirvesinde hemen Türkiye’nin yanında yer alan bu şeytani güç, bölgenin yeni aktörü sıfatıyla Suriye’yi Hazar Denizi’nden fırlattığı füzelerle vurdu.
Peygamber şehri Suriye ve Şam’da her şey bombalandı. Yürekten başlayan yangın coğrafyaya sıçradı. Amaçları aynı noktada birleşen ABD ve Rusya, şimdi birlikte bombalıyor Suriye’yi. Ne kaldı geriye acaba? Buradaki satrancın taşları, rolleri her gün değişiyor. Son halini tahlil edecek olursak, şöyle: Rusya, İran ve Lübnan; Şam yönetimini destekliyor ve bu ülkeler, anlaşması yapılmamış bir blokla Suriye’de ellerini kana buladılar.. Bunlara karşı, ABD’nin başını çektiği; Suudi Arabistan, Katar, İsrail ve Kürtlerden oluşan başka bir birliktelik var. Avrupa Birliği bunları destekliyor. Türkiye, ulusal güvenliği için çekince oluşturmasına rağmen bu blokta yer alıyor. Başkaca en azından kısa vadede yapabileceği pek bir şey yok. Elini bir kez taşın altına koymuş bulunuyor. Vicdan hale koymuyor. Sayıları milyonları aşan mazlum mültecilere sessiz kalmak, bizim defterimizde yazmaz. Kaderde velev ki sonucunda bağrımıza taş basmak varsa da..
Belki daha fazla analiz yapmamız mümkün ama köşemizin hacmi buna müsaade etmiyor. Bir iki kelamda, gelinen süreçte terör cephesine etmede fayda var.
PKK’nın yeni planı deşifre oldu. Terör örgütü, devlet kurumlarındaki yandaşlarının tayinlerini Doğu illerine çıkarmalarını istedi. Ne zaman, kimden, ne amaçla? İstihbarat birimleri, PKK’nın yeni planında kamu kurum ve kuruluşlarında taban oluşturmak istediğini belirtiyor ama bunun doğruluğu henüz ispatlanmış değil. Eğer doğruysa, bunun bir tek amacı olabilir, o da masaya daha güçlü oturmak içindir. Bize göre bu safhadan sonra biraz zor ama PKK denen lanet örgüt, 2016’da yeniden çözüm süreci şarkısını dillendirmeye başlayabilir. Her geçen gün gücünü kaybeden bu örgütün ateşkes ve çözüm süreci, sığınacağı en emin limandır. Aslında yapılabilecek şey belli ama, yine de bu işin nihai çözümünü iktidar belirlesin. Kazdığı hendek ve barikatlara terörü ve destekçilerini gömmek, benim şahsi fikrimdir. Devlet zulüm yapıyor algısıyla, nerede bir patlama ve yangın olsa, iktidara yamamaya çalışan bu yapının sonlandırılması elzemdir.







