Laik Kemalistlerin plânı
Prof. Dr. Kenan Demirkol “yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm çağı” diyor. Bunu nasıl anlamalıyız? Yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız. Satın alınan kalemlerin topluma empoze ettikleri fikirler aslında onların ağalarının sözleridir. Toplumun şekillenmesi, onların istediği ölçekte dönüşmesi eski Türkiye’nin kalıntılarındandır. O zaman bizler medya patronlarının gazetelerine boyalı basın der, orada yazmakta olanları ise kiralık kalemler olarak nitelendirirdik. Belki çoğu doğruydu bunların ancak içlerinde hiç mi vicdanlı yoktu? Hepsi mi kapitalist para babalarının satın aldığı elemanlardı? Değildi elbet. Ezilmişliğin, horlanmışlığın, biraz da hamasetin ve de beslendiğimiz havzanın etkisinden olsa gerek, hepten böyle olduğuna hükmederdik. Bizim o zamanki şartlı refleksimizi şimdi laik Kemalistler gösteriyor. İktidar aracılığıyla sistemi dönüştürdüğümüzü, tüm kurumları İslamileştirmek istediğimizi, Tayyip Erdoğan’ın Atatürk’e oynadığını, saraylar yükselttiğini, tüm bu olup bitenleri halkın anlamaması için de Ak Parti’nin yayın organı yandaş basının harıl harıl çalıştığını deklare ediyorlar. Bakın yazıp çizdiklerine, ne demek istediğimizi daha iyi anlarsınız. Ak Parti’nin yayın organları Star, Akşam, Sabah, Yeni Akit, Türkiye ve Yeni Şafak’ın 12 yazarı, güya yalan olduğu görüntülerle kanıtlanan Kabataş olayı için
dün kampanya başlatmış (mış). Onlara göre bu yazarlar Star yazarı Elif Çakır’ın avukatı Fidel Okan’ın “Kabataş saldırısı kurgu ve düzmeceydi” sözlerini yalanlamışlar ve bununla da yetinmeyip, hepsi de ısmarlama bir manşetle konuyu gazetelerine taşımışlar. “Diliniz KABA, vicdanınız TAŞ”
Fikirle, siyasetle, kültürle Ak Parti’yi alt edemeyeceklerini anlayan bu zevat, geçmişte Ak Parti’de yer almış kişilerin aleyhte söyledikleri sözleri bulup manşetten vermeyi, buradan kendilerince ekmek çıkarmayı deniyorlar. Son günlerde ellerinde tuttukları malzeme, Dengir Mir Fırat’ın söylemiş olduğu sözler. Ak Parti’nin kurucuları arasında yer alan, ancak, daha sonra partiden istifa eden Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat, “İktidar bu seçimde Anayasa’yı değiştirecek güce ulaşmamalı” diyesiymiş. Haberin kaynağı zayıf, yani Sözcü Gazetesi. İslam’ın temel kaynaklarından hadis ilminde; hadisi nakleden kişinin güvenirliği sağlam değilse, aynı hadisi başka kaynaklar desteklemiyorsa, ona hadis ravisi zayıf, yani zayıf hadis denir. Bizim Sözcü de öyle. Var sayalım ki Fırat, öyle söylemiş olsun. Bu, Sözcü’ye ne kazandırır? Tabii ki çok şey. Akademisyenleri elinde tutan medya patronu Aydın Doğan, sadece medya patronu değil ki. Para kazanmanın alanı daraldı onun için. Tüm çaba, o kanalları yeniden açmak. Şimdi kendilerini laik, ulusalcı, Atatürkçü, demokrat kabul eden herkesin vicdan muhasebesi yapıp, hiç olmazsa bu seçimde Ak Parti’nin Anayasa’yı değiştirecek şekilde gelmemesi için çalışmanın elzem olduğunu pompalıyorlar. Burada da toplumu tehdit etmeyi de ihmal etmiyorlar. Diyorlar ki, ya bugünki halinize razı olur, ülkenin şeriat idaresine doğru hızla gitmesine seyirci kalırsınız veya canla-başla çalışıp yeniden eski Türkiye’nin inşası için çalışırsınız. Peki önerileri ne? O da şu: Önümüzdeki seçimde CHP, MHP ve Vatan Partisi’nin mutlak surette Meclis’e girmelerinin sağlanması.
Bu embesiller Türk halkını aptal zannetmiyor, direkt aptal yerine koyuyor. Şu fikirler onlara ait: “Halk o kadar cahilleşti ki, yaptığı şeylerin veya kendisine yapılanların çoğunun ahlâksızlık olduğunu, bu ahlâksızlıkların er veya geç kendisini zarara uğratacağını, çoluk-çocuğunu süründüreceğini göremez hale geldi, safsatayla uyutulmayı tercih eder oldu.”
Yazıp çizdiklerine bakınca hidayete erdiklerini, söyledikleri şeyin görmek istemedikleri melanetler olduğunu zannedersiniz. Oysa bunları yazarken kurguladıkları tek şey, yine halkı aptal yerine koymak. Türkiye halkının kravat taktığını, lüks otomobillerle gezdiğini, bikinili hatunların sosyetik plajları doldurduğunu, modern metropol kentlerin gökdelenlerle doldurulup yeşil alanları katlettiğini, ancak tüm bunlara rağmen bu halkın cahil olduğunu yazacak kadar aşağılaşan bu adamların niyetini okumakta zorlanmıyoruz. Demek istiyorlar ki, yahu size ne oldu? “Hem modern, sosyete, bikinili geziyorsunuz, hem de oyunuzu Ak Parti gibi İslamcı bir partiye veriyorsunuz. Yapmayın Allah aşkına, bakın CHP, MHP, Vatan Partisi hatta Kürt Siyasi hareketi varken ne diye bu dincileri kendi ellerinizle iktidar yapıyorsunuz?”
Laik Kemalist kesim sözün bittiği yerde duruyor. Perinçek’in ateist ideolojisine bile dünden razı olan, eski Türkiye’nin yeniden bu topraklarda yeşermesi için tüm servetlerini vermeye hazır olan bu kesim, şu anda freni patlamış araç gibiler. Bunların özgürlükten, demokrasiden, sandıktan anladıkları falan yok. Başka fikirlere, düşüncelere hiç tahammülleri yok. Bir ülkenin Cumhurbaşkanına “Tayyip” diye hitap eden, onu bazen Atatürkleşmekle, bazen de (haşa) peygamberliğe oynamakla nitelendiren bu insanların ahlaksızlığına lügatten isim bulamıyorum.







