İşgalci ve savaşçı kim?
Keşke diyorum 2019’da Fırat’ın Doğusunda başlattığımız Barış Pınarı Harekâtına ABD’nin birliklerini geri çekme kararını tanımayıp devam etseydik. Sonuç ne olurdu? Türkiye, Suriye’de askeri katılımını derinleştirmişken, haydut devlet Amerika’nın araya girmesiyle anlaşma sağlandı ve harekâta ara verildi. Ancak anlaşmaya uyulmadı; PYD/YPG terör estirmeye devam etti, zamandan kazanarak daha da güçlendiler. Bu gelişmeler yaşanırken Libya ile biri deniz bölgelerini sınırlamak, diğeri askeri ve güvenlik işbirliği konularında iki mutabakat zaptı imzaladık. Suriye’nin kuzeyi ne kadar önemliyse, Doğu Akdeniz de o kadar önemlidir. Güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridoruna engel olmak için Suriye’deyiz.
Ortadoğu’nun en önemli sorunlarından bir tanesi de Filistin-İsrail Barış Anlaşmasıdır. Lakin ABD bu konuda da İslam dünyasının sabrını zorluyor. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak ve bölgede İsrail’in güvenliği için ne gerekiyorsa yapılacağının söylenmesi, ABD-İsrail dostluğunu bir kez daha afişe etti. Amerika bu soruna Rusya’yı da dahil ediyor. 2016’da İsrail Başbakanı Netenyahu ile Rusya Devlet Başkanı Putin; sadece İsrail ile Filistin arasındaki meseleyi değil, Doğu Akdeniz enerji kaynakları konusunu da görüştüler. Öyle ya; Rusya’nın doğalgaz liderliğini devam ettirmesin yolu Doğu Akdeniz’de yerini almasından geçmektedir. Zaten Rusya bu amaçla Suriye’de bulunmuyor mu? Rusya, İsrail’in ABD ile olan ilişkilerine de destek veriyor.
Rusya destekli Suriye rejim güçleri İdlib’de saldırılarını artırdı ve İdlib eyaletinde Maaret el-Numan şehrini ele geçirdi. Halep’te yeni gelişmeler yaşanıyor.
İyi de yüzbinlerce İdlibli neden Hatay sınırına kadar göçe zorlandı? Eğer Suriye ve Rusya’nın amacı Tahrir El-Şam ve ÖSO gruplarını etkisiz hale getirip kenti teslim almaksa, neden Suriye’nin kendi vatandaşı olan İdlibli vatandaşları hazin bir göçe zorlanıyor? Bu insanların evleri başına yıkılıyor ve bombalardan kaçıyorlar. Bir devlet, sınırları içerisinde terör olarak kabul ettiği odakları temizlerken kendi insanına zarar verir mi? Suriye hükumetinin, bu süreçte vatandaşlarına çatışmalarda zarar görmemeleri için bir koridor açması veya temizlik operasyonuna başlamadan evvel kenti boşaltmaları yönünde çağrıda bulunması gerekmez mi? Saldırı sonrası Türkiye sınırına göç edenler terörist mi? Daha düne kadar kendi ülkelerinde yaşamakta olan bu kadar insanın sınırlarımıza dayanması gerçekten düşündürücü. Bunların hepsi Esed düşmanı mı? Çatışmalarda zarar gören sadece Suriyeli vatandaşlar değil elbet. Türk gözlem noktalarını dahi vuran Rusya ve Suriye rejimi, ÖSO mensuplarını da öldürüyor. Bildiğim kadarıyla 4. Türk gözlem noktası M4 ve M5 otoyolu kavşağında Saraqib’de. Rejim güçlerinin buraya saldırması da söz konusu.
Rusya’nın Soçi Mutabakatı’nı ihlal ettiği, Rusya destekli Suriye güçleri saldırılarının yeni bir mülteci dalgası riski taşıdığını dillendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan haksız mı? Türkiye böyle söylüyor ama Kremlin, “Bunu kabul etmeyiz. Rusya, İdlib bölgesine ilişkin Soçi Mutabakatı’ndaki yükümlülüklerini tümüyle yerine getiriyor” açıklaması yaptı. Rusya ile yürütülmekte olan stratejik ortaklığın kazık atanı ve sözünde durmayan tarafı kimdir? Tabi ki Rusya. Başından beri Rusya ve İran, Şam rejiminin Suriye’de egemenliğini sağlamayı hedefliyorlar. Bölgedeki Kürt gruplarının ve ABD’nin çıkarlarını koruyan da bir anlamda Rusya’dır. Uyanık bir kurttur Putin. Denge politikasını çok iyi biliyor. Bizimleymiş gibi gözüküp, bölgenin şeytanlarıyla dans etmekten de geri durmuyor. Şam rejimi ile beraber Suriye Demokratik Güçleri koalisyonunu desteklerken, diğer yandan da hidrokarbon şirketlerine destek vererek, bölgede yerini perçinliyor. Her geçen gün Suriye rejimi Rusya ve İran’ın desteğiyle hem topraklarını özgürleştiriyor hem de savaş alanını daraltarak, muhalif gruplara karşı savaşan güçlerini toparlıyor.
Tüm bu gelişmeler karşısında Arap Birliği, Türkiye’ye karşı Suriye ve Rusya’nın safında yer alıyorlar. Filistin-Kudüs konusunda da Arap Birliği sınıfta kalmış, Müslümanları, İslam dünyasını hançerlemiştir. Petrol zengini; ABD yandaşı, Arap Birliği’nin azgın liderleri Kudüs meselesinde de Amerika ve İsrail’le birlikte hareket ediyorlar.
Sözün özü: Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan Soçi Mutabakatı anlamını yitirmiştir. Çalışmayan, verdiği sözlere uymayan bir mutabakatın ne anlamı var ki?.. Gâvurdan dost olmaz demiş eskiler. Ortadoğu’da bizi uluslararası güçler nezdinde işgalci ve savaşçı konumuna düşürmek isteyen hainlere dikkat edelim. Asıl işgalci, okyanus ötesinden gelerek enerji kaynaklarını sömürmeye çalışan ABD, doğalgaz rezervlerini daha da genişletmek ve Doğu Akdeniz enerji denkleminde yer alabilmek için Suriye’de bulunan Rusya ve Golan Tepeleri’ni işgal eden İsrail’dir. Dikkat edin; Trump önce, dünya kamuoyunun tepki ve hukuka aykırılığı uyarılarına rağmen işgal altındaki Golan Tepeleri’ni «İsrail toprağı» olarak gördüklerini açıkladı. Trump bugün de İsrail-Filistin sorununu çözeceğini iddia ettiği ‘Yüzyılın Anlaşması’nı açıkladı ve Kudüs’ün İsrail’e ait olduğunu duyurdu. Bu konuya devam edeceğiz inşallah.







