--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri ve Batı’nın İslam’la hesaplaşması

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Hollanda’daki ve öncesinde baş gösteren Almanya’daki hareketliliği aslında tek kelimeyle ifade edecek olursak, Batı’nın İslam dünyası ile hesaplaşması ve İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri olduğunu söyleyebiliriz. Hollanda Başbakanı şu anda dünyayı İkinci Dünya Savaşı’na sürükleyen karanlık/ırkçı, barbar zihniyetin sözcüsü haline gelmiştir. Demokratik haklar çerçevesinde Türk bakanlarının vatandaşlarıyla buluşmalarının engellenmesi, hayırcı batıl zihniyetin gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. Rutte zahmet buyurup seçimlere girmesin, Wilders Hollanda’da seçimleri kazandı. Ve Hollanda demokrasisi kaybetti.

Kısa vadede ise şunlar söylenebilir: Türkiye’nin halk oylamasından zaferle çıkması durumunda Ortadoğu ve sonrasında Batı âleminde terörün biteceğini bilen Haçlı dünyası ve müttefikleri, Osmanlı ruhunun canlanarak Türkiye önderliğinde Viyana kapılarına kadar dayanacağını çok iyi biliyorlar. Güneşi balçıkla sıvayamazlar. Güzel günlere doğru gidiyoruz. Biraz sancılı olacak lâkin hayırlı olacak.

Batı dünyası, siyasetini kan ve savaş üzerine değil; barış, huzur ve insanlığın maslahatı üzerine bina etmelidir. İnandıkları ve taptıkları demokrasi de bunu gerektirir. Silah çözüm getirmez, silahın olduğu yerde kan dökülecektir. Suriye’ye bakarak oradan ders çıkaramayanlar, kendi halklarını sonu gelmez maceralara sürükleyerek, savaş tetikçiliği yapıyorlar.

Almanya’da yaşanan krizin ardından ne yazık ki Hollanda’da da aynı sorun baş gösterdi. Hollanda hükümeti, Türk yetkililerin Rotterdam’da düzenlemeyi planladıkları referandum etkinliğine izin vermeyeceklerini açıkladı. Cumartesi akşamı Hollanda polisinin Türk devletinin Bakanına ve vatandaşlarına nasıl davrandıklarını hep beraber gördük. Gözü dönmüş alçak Hollanda ve polisleri, ellerinde cop, köpekler ve atlı güvenlik ekipleriyle bir devletin Bakanını bölgeye sokmadı, vatandaşlara zulmetti. O manzarayı izleyen de sanki sokakta terör eylemi olduğunu zanneder. Çünkü bu tür tedbirler ancak terör olaylarında alınır.

2016, İslam, Avrupa Birliği ve göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan, sağcı ve popülist siyasi partilerin yılı oldu. 2017 ise söz konusu partilerin savundukları bu görüşleri politik güce çevirip çeviremeyeceklerini görmemizi sağlayacak. Wilders’in alçakça açıklamaları bize gösterdi ki; Avrupa kapılarında demokrasi ve insan hakları aramak beyhudeymiş. Gâvurdan dost olunmayacağını Almanya örneğinde gördük. Aslında biz bu tür filmleri yıllardır izliyoruz.

Avrupa’daki ilk önemli seçim, 15 Mart’ta yapılacak Hollanda genel seçimleri. Seçimlerde öne çıkan isim, İslam karşıtı politikalarıyla tanınan ve sosyal medyadan şimdiden Müslümanlara ve Türk devletinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldıran Özgürlük Partisi (PVV) başkanı Geert Wilders. Daha önce mensubu olduğu Halkın Özgürlük ve Demokrasi Partisi ile yolunu, Türkiye’nin AB’ye kabulünü destekledikten sonra ayıran siyasetçi, 2004 yılından beri aktif siyaset içerisinde yer alıyor. İşte bu şahsiyet yoksunu ırkçı zalim, 15 Martta Rutte ile yarışacak. Hoş ikisinin de bir diğerinden farkları yok ya.

Avrupa’dan Türkiye’ye sistematik düşmanlık uygulanıyor. Ortadoğu’da Türkiye’yi yalnız bırakanlar, Avrupa yoluyla sistematik düşmanlık başlattılar. 16 Nisan’da Türkiye’de yapılacak olan Anayasa değişikliği referandumu, Avrupa ülkelerini çok rahatsız ediyor. Acaba neden? Türkiye’ye karşı ilk sansürü Almanya uyguladı. Almanya’nın ardından Hollanda ve Avusturya’da benzer açıklamalar yaparak Türkiye’ye olan düşmanlıklarını ortaya koydu. Türk devletinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının adeta Hollanda’da rehin alınması, hepimizi derinden üzdü.

Terör örgütü PKK’nın Almanya’daki propaganda faaliyetlerine sessiz kalan ve örgüte destek olan Almanya’nın Türkiye’ye karşı anti-demokratik siyaseti, Türkiye’den sert tepki görmüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın tepkileri sonrasında Türkiye’yi arayan Merkel, kriz havasını normalleştirmeye çalışmıştı. Hemen ardından benzer durumun Hollanda’da yaşanması, işi çığırından çıkarmıştır. Bekleyip görelim, gelecek günler ne tür olaylara gebedir? 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle