--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

HDP’nin Öcalan aşkı ve FETÖ soruşturmaları

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Şimdi ne değişti de bir zamanlar “Öcalan’ın çağrısı ile silah bırakmayız diyen KCK’nın aradan geçen 1,5 yıllık sürede tekrar Öcalan aşkı birden alevlendi? Suriye’deki iç savaşı Türkiye’ye taşıyıp, Suriye’de olduğu gibi Türkiye’de de özerk bölgeler kurabileceğini hayal eden PKK’nın siyasal kanadının derdi nedir? Ne güzel ilerleyen bir çözüm sürecimiz vardı. Onu katleden kendileri değil mi? Bayağı da mesafe alınmış, silahlar susma noktasına gelmişti. İşte tam o dönemde Öcalan “silahlı dönemin bittiğini, artık mücadelenin siyaset alanında yürütülmesi gerektiğini söylüyordu. Siyaset figüranları ise bu kararın ancak dağdaki silah kullanan terörist militanlar tarafından verilebileceğini ifade ediyorlardı. 

Tabi PKK kanadında ve terörün siyaset ayağında bu gelişmeler yaşanırken Cumhurbaşkanı ve iktidar tarafından da “‘Çözüm Süreci’nin beklemeye alındığı, artık herhangi bir şekilde PKK silah bırakmadan diyalog ortamının oluşmayacağı söylenmeye başlandı.

İşte bu demde KCK: “Öcalan’a yönelik tecrit kaldırılırsa üzerimize düşeni yaparız” dedi. HDP ise, “Bir yeden başlanacaksa Öcalan’a tecrit kaldırılmalıdır.” Arkasından Cemil Bayık narası geldi: “PKK lideri Abdullah Öcalan’ın durumu hakkında bilgi almak için yapılacak her türlü eylem meşrudur ve daha büyük eylemlerin yapılması gerekir.” Peki “İmralı’dan haber alamazsak gerginlik daha da tırmanır” diyen Demirtaş’a ne demeli?

Türkiye, terör belasını üzerinden atamadığı müddetçe güvende değildir. Uzun vadede ufukta belki postallı bir darbe gözükmüyor ama teröre dayalı patlama ve canlı bombalarla istikrar gölgelenmeye çalışılabilir. Diyarbakır’da Mehdi Eker’in yakınlarının mezarında tuzaklanmış 640 kilo el yapımı bomba ele geçirildi. Ele geçirilmemiş olsa, bu terör örgütü yine bayramı kana bulayacaktı. Hiç kimse gizlemesin, bir bölgesel ve ulusal savaşın içerisindeyiz. Hem içerde ve hem de dışarıda PKK, PYD, DAİŞ ve FETÖ terörünün belini kırmalı, bu topraklarda yeni bir kan ve toplum inşa edilmelidir. Devletinin yanında yer alan Kürt vatandaşları ayrıştırılmalı, Marksist rejim yanlısı PKK örgütü ve peşinden gidenler bölgeden temizlenmelidir. Terörün ülkemize verdiği zararla yeni bir Güneydoğu inşa edilirdi. Devlet şimdi Güneydoğu’yu yeniden inşa ediyor. Terörün Kandil, siyaset ve İmralı ayağı temizlenmedikçe, korkarım ki ne yapsak bu vatan hainleri istikrarı dinamitlemek için ellerinden geleni yapacaklardır. Baksanıza dün Suriye’deki savaşı Türkiye’ye taşımak için adam yerine koymadıkları Öcalan’a bugün can simidi gibi sarılıyorlar. Neden? Çünkü iktidarın emriyle Suriye’de konuşlanan ve başarılı bir operasyon gerçekleştiren TSK karşısında mevzi kaybeden PKK ve terör gruplarını endişe sardı.

Aslında terör örgütlerinin hepsinde de amaç aynıdır. Türkiye’nin başına bela olan bu örgütlerin hepsi de aynı merkezden yönlendiriliyor. Hani Reis haykırarak, “Ey terör gruplarını üzerimize salanlar, hepiniz topunuz bir gelin” demişti ya. İşte FETÖ, DAEŞ, DHKP-C, PYD hepsi de aynı kumaşın toplarıdır. Türkiye’ye hep birden saldıran terör örgütleri entegre bir yapıya sahipler. Şöyle bir bakalım, görünüşte hedefleri farklılık arz eden bu örgütler neye ve kimlere çalışıyor? Görünürde bir cemaat ve hizmet görüntüsü veren, Graham Fuller projesi olan ve ılımlı İslam’ın babası FETÖ yapılanması Türkiye’de iktidarı darbe yoluyla ele geçirmeye çalışan bir terör hareketidir. PKK denen zalim terör örgütü ise ülkemizi etnik temelli bölmek isteyen Marksist bir harekettir. Bu Allahsız yapının Kürt davasıyla da hiçbir alakası yoktur.  Güya bir İslam devleti kuracağını iddia eden DAEŞ ise yine bir ABD projesidir. DHKP-C Türkiye’de devleti yıkıp, sınıf temelli bir rejimi kurmak istiyor. Örgütlerin ortak stratejisi: “Türkiye’yi güçsüzleştirmek, istikrarsızlaştırmak, etkisizleştirmek ve işgale açık hâle getirmek.”

Doğru oturup doğru kelam edelim. Terör örgütlerinin kimliklerinden bağımsız olarak hareket ettiklerini söyleyebilir miyiz? Bu örgütlerin arkasında kimler var? Bunlar asıl güç mü, yoksa kuklacı mı? Bu örgütleri Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek için eylemler yapmaya kimlerin yönlendirdiği sorularına net cevaplar vermeden bunlarla etkin mücadele yapılamaz. Batı karşıtlığını körüklemek ve Türkiye ile bir kısım Batılı ülkelerini karşı karşıya getirmek gibi bir niyetimiz yok. Lakin demokrasiye zarar verecek diye; FETÖ, PKK, DAEŞ gibi örgütlerin arkasında Amerika ve bir kısım ülkelerin olduğunu görmezden mi geleceğiz? Terörle mücadelede Batılı ülkelerin rolü vardır. Türkiye’nin üzerine terör örgütlerini salan da Batılı ülkelerdir. Silah tüccarlığına soyunan, Türkiye’nin içerde ve Ortadoğu’da hamle yapmasını istemeyen ülkeler, PKK ve FETÖ terörünün bitmesini ister mi? Bu projenin asıl sahibi kendileridir. Bunu da Reis çok iyi biliyor ve bu yüzden onlara meydan okuyor. Ne garip bir durum yahu! Meclisi bombalatan Amerika’nın siyasetçisine yeniden meclisi inceletiyoruz. 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile ABD arasındaki bağı görmemek, görse bile dile getirmemek, lafı dolandırıp durmak akil bir tutum değildir. Türkiye’de hiç kimse, demokrasisini ortadan kaldırmak ve devletini parçalamak isteyenlere karşı verilen mücadeleye destek olan, bu zor günlerde dostluğunu gösterenlere tepki duymuyor. Milletin haklı isyanı, hep birlikte demokrasimize kastedenlere sessiz kalanlara…

Şimdi FETÖ darbesine ilişkin soruşturma ve tutuklamalar sürüyor. Şu ana kadar yapılan gözaltı ve tutuklamalarda, görevden el çekmelerde darbenin siyasal ayağına dokunulmadı. Mesela Kahramanmaraş’ta örgütün hava imamı Adil Öksüz yakalanamayıp, kamu kurumlarındaki sadece gariban memurla uğraşılırsa (17-25 Aralıktan sonra FETÖ terör örgütüne destek vermiş,  darbenin içinde bulunmuşsa, babam da olsa cezalandırılsın. Kurunun yanında yaş da yanmasın. Garibanlar, Gülen cemaatine sadece gönül bağıyla sevgi duymuş, safça inanmış, çocuğu başarılı olsun diye dershanesine göndermiş kişiler ayrıştırılsın) bu mücadelede mesafe alınamaz. Adaletse herkese. Ceza da öyle. Adamı olan yakayı kurtaracaksa, darbeye destek sunan bürokrat, siyasetçi yargılanmayacaksa, yarın toplumdan yükselen ses karşısında ne diyeceksiniz? Haydi Reisim, sen milletin adamısın. Millet senden, herkese uygulanacak adil bir çözüm bekliyor. Bu millet nasıl ki darbe gecesi tankların önüne çıkıp sizlerin yanında yer aldığı gibi bundan sonra da yer alacaktır.

 

 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle