Haydi Anadolu, yol kardeşlik yolu
AK Parti açısından kritik dönemecin son bir haftasındayız. 13 yıllık bir iktidar yorgunluğunun ardından yine de % 40’ın altına düşmeyecek bir seçim grafiği beklediğimiz AK Parti, eğer Suriye meselesinde noktayı koyabilseydi, Kürt-alevi sorununa çare üretip Anayasa’yı değiştirmiş durumda seçime gitseydi, tablo daha değişik olabilirdi.
Sizler için Mayıs ayında yapılan ORC, Metropoll, Konsensus, Konda, Denge, Andy-Ar ve Genar araştırma şirketlerinin seçim anketleri sonuçlarını biraraya getirmeyi faydalı gördüm. İşte seçim anketlerine göre AK Parti’nin oy durumu;
KONDA seçim anketi: 40.5, ORC anket sonucu: 47.5, ANDY-AR: 41.9, KONSENSÜS: 43.9, GENAR: 44.5, DENGE: 44.6, METROPOLL: 42.5
Son anda bir değişiklik olmazsa, AK Parti açısından bir sürpriz görünmüyor. Bu durumda HDP barajı aşsa bile koalisyon olmaz ancak AK Parti Yeni Anayasa için tek başına salt çoğunluğu sağlayacak güce de yakın durmuyor.
Anadolu’nun sessizlik ve rehaveti bozması ve bu seçimde de yol kardeşlik yolu deyip AK Parti’de karar kılması durumunda, başta HDP olmak üzere diğer partilerin şaşkınlık yaşaması ihtimal dahilindedir. Tabi bu dengelemede kararsızların da oyu etkili olacaktır. Daha evvel Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimizin AK Parti’ye oy verirken bu seçimde bir kısmının HDP’ye yönelmesi, doğrusu beni şaşırtmadı ama üzüldüğüm konu şu: HDP’NİN HİÇ BİR ZAMAN KÜRT HALKINI TEMSİL ETTİĞİNE İNANMADIM. MARKSİST PKK’nın parlamentodaki siyasal uzantısı olan bu harekete nasıl olur da dindar Kürt kardeşlerim prim verir?
Aydın Doğan’ın küresel medyasında HDP Eş Başkanı Selahaddin Demirtaş’ı sazlı-sözlü dinlerken mırıldandığım sualimi buradan sormak istiyorum. Aydın Doğan’ın kanalından barış mesajı veren Demirtaş’a, bağlama çalıp söyleyen birisi olarak şunu sormak isterim: “Geçti dost kervanı, eğleme beni” diyen Demirtaş’ı eğleyecek değilim, sadece Ahmet Kekeç kardeşimin sorduğu soruyu ben de sorup, kervanıyla baş başa bırakmak isterim: “Kobani’yi bahane ederek militanlarınızı sokağa döktünüz, 52 Kürt vatandaşının katledilmesine neden oldunuz. Elinizdeki kan kurumadan nasıl mızraba dokunabiliyorsunuz?
HDP’nin üzerinden Doğan Medya Grubu şimdi şu argümanı pompalıyor: “HDP barajı geçemezse... sokaklar karışır, Türkiye bölünür. Kandil’dekiler yeniden silaha sarılırlar, İmralı’daki de kılıcını kuşanır.”
Demirtaş’ın “Ankara hükümetine benzer bir hükümet kurarız”, Sonra biraz çark edip “barajı geçemememiz durumunda çıkacak olaylardan bir sorumlu değiliz” türünden tehditlerle bir seçimin nihayet arifesindeyiz.
Aynı söylemin benzer ama biraz değişik versiyonunu AK Partili kardeşler de seslendiriyor. Doğrusu bu tür argümanları benimsemiyorum. Meseleye sadece AK Parti açısından bakıldığında belki şunlar söylenebilir. AK Parti 13 yılda Türkiye’ye çok şeyler kazandırmıştır. Eski Türkiye savunucuları ve militarist güçlerin neşet etmesi halinde AK Parti’nin bir kısım kazanımları hoyratça yok edilebilir.
Dolayısıyla HDP’nin üslubuna benzer bir üslupla dindar kesimin yazar ve çizerlerinin yönlendirme yapması çok sağlıklı değil. Bunun yerine hedefinizin ve projelerinizin nelerden ibaret olduğunu anlatmanız daha faydalı olacaktır.
İşte AK Parti cenahının sosyal medyadan ve diğer iletişim kanallarından paylaştıkları: AK Parti iktidardan giderse dindarlar için çok kötü olur. Halimiz harap. Tüm haklarımızı elimizden alırlar. 28 Şubat dönemindekinden beter oluruz...”
Benim şahsen öteden beri benimsediğim ve beklediğim, cuntacı Evren’in darbe anayasası değişmiş ve içeride Kürt ve Alevilerin sorunu çözülmüş olsaydı, durum çok daha farklı olacaktı. Ortadoğu’da da yalnızlaştırılan Türkiye, ne yazık ki Suriye politikasında ABD’nin müttefiki konumunda. Ürdün, Suudi Arabistan ve ABD’nin Suriye’de müştereken yürüttükleri savaş siyaseti Cenevre’de fiyaskoyla neticelendi. Yani demek istediğim, Suriye’de barış ve Esad’sız bir Suriye ve Anayasa değişikliği başka bir bahara kaldı.
Son söz: HDP’nin aslında barajı aşacak bir gücü yok. Öylesine bir algı oluşturulmak istenmekte, bunda da başarılı oldular. Her şeye rağmen AK Parti’den başka gidilecek emin bir adres de yok. Dolayısıyla Anadolu bir kez daha şahlanarak, “yol kardeşlik yolu demelidir.”







