--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gücü adaletten yoksun kılmamak

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Her bakımdan güçlüyseniz fakat bu gücünüz adaletten yoksunsa, dikkat edin, zalimliğe çok yakın yerde duruyorsunuzdur. Aynı şekilde adaletli fakat gücünüz yoksa, bu seferde acizlik noktasında sıkışıp kalmışsınızdır. Doğrusu ise hem güçlü olacaksınız hem de adaletli. Bir kavme olan kininiz, sizi asla adaletsizliğe sevk etmemelidir. Sizin özgürlüğünüzün ve de haklarınızın başladığı yerde ötekinin bitiyorsa, yine doğru zeminde durmuyorsunuz demektir. Kişilik ve şahsiyet sahibi olabilmek için önce kendinize, inandığınız değerlere, toplumun kabul görmüş değer ve fikirlerine de saygılı olmanız gerekir. Sizin gibi düşünmüyor diye hepten tekelci bir mantıkla ötekini yok saymaya kalkarsanız, uzun vadede yine siz kaybedersiniz. Doğru yerde ve doğru zeminde durmanız bu açıdan çok önemlidir. Eğer şahsiyet ve kişilikten yoksunsanız ve de güçlüyseniz, çok yakın zamanda kişiliksiz güç sarhoşu olabilirsiniz. Hatta kavminiz, hükmettiğiniz kişiler üzerinde Firavun gibi Rab bile kesilebilirsiniz. Gücü orantılı ve de adaletli kullanmanın yolu, İslam’ı her alanda kendinize düstur kabul etmenizden geçmektedir.

Modern çağda insanlık, iktidar gücünü elde etmek için tüm yolları meşru addediyor. Servet, makam, yetki ve şöhret tehlikelidir. Kim olursa olsun bu güce erişenlerin kimlik ve kişiliklerinde değişim olmaktadır. Türkiye’de aydınlar, siyasetçiler, gazeteciler ve akademisyenler de bu güç ve şöhret sarhoşluğunun rüzgarına kapılmaktadırlar. Kimliksiz, kişiliksiz, başkalarını taklit eden, bir türlü kendileri olamayan kalabalıklarla bir yere varılamaz.

Fransız devrimi; eşitlik, kardeşlik, özgürlük, aklın ve beş duyunun öneri kabul edilmesini mi sağladı. Fransız devrimiyle İslam dünyasının bir sarsıntı geçirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü bilimde, sanatta, teknolojide ilerleme kaydedemeyen, sadece şekle dayalı İslamcı Müslümanlar, İslam’ın ahkamını bir tarafa bırakıp, birbirini yok etme ve etkisizleştirme çabasına yöneldiler. Hala da bu kaos devam etmektedir. Bakınız Ortadoğu’nun haline, bir türlü iki yakası bir araya gelmiyor.

Halimize bakıp da ağlamamak mümkün mü? Allah aşkı ve sevgisi yerine servet, adalet yerine zalimlik, hak ve hukukun yerini haksızlık ve tiranlık almışsa, o toplumun akıbetinden korkulur. Batı’nın gelişmişlik ve refahına gıpta ile bakan toplumlar kişilik çatışması yaşarlar. Böylesi toplumlarda sosyal şizofren insan yığınları çoğalır. Bu da çift kişilikli insan sayısını hızla arttırır. Okumakla adam olmanın arasındaki farkı “kendini bilmek” olarak yorumlayabiliriz.

Neyse... Cumhurbaşkanlığı sarayında tüm MOBESE ile İHA görüntülerinin toplandığı bir merkez oluşturulacağı ve Sayın  Erdoğan’ın bu merkezden tüm operasyonları yöneteceği söyleniyor. Türkiye’nin ve özellikle bazı çevrelerin gündeminden 1.4 milyar liralık maliyeti ile hiç düşmeyen Cumhurbaşkanlığı Sarayı, 77 milyon Türk vatandaşını izleyecek bir “gözetleme merkezi” kurmaya hazırlanıyor. Merkezde 143 ekran bulunacak ve aynı anda AFAD-POLNET-JANDARMA-MİT sistemlerinden bilgi aktarımı yapılabilecek. Aynı zamanda üç büyük server ile bütün MOBESE kayıtları arşivlenecek. Ayrıca BTK’nın merkeze kurduğu iki dev Work Station sayesinde kurum bünyesindeki her türlü özel bilgiye kolaylıkla ulaşabilecek. Operasyon durumlarında da, Genelkurmay ekranlarındaki tüm bilgiler Saray’daki Canlı Yayın Merkezi’nde toplanacak.

Yukarıda bilgisini sunduğum teknoloji ağı örülebilir ve hayata geçirilirse, (artı ve eksilerini ilerde değerlendirebiliriz) Aksaray’daki Sayın Erdoğan’ı büyük bir sorumluluk beklemektedir. Bu gücü orantılı kullandığı ve adaletten ayrılmadığı müddetçe bir sakınca yok. Tarihin hiç bir liderinde olmayan kontrol mekanizması ve teknolojik gücü elinde tutmak riskli ve bir o kadar da sorumluluğu ağır olan bir vazifedir. Umarım o makam hayırlı ve insanlığa layık hizmetlerde kullanılır. Elindeki gücü adaletten yoksun bırakmayacağına inandığımız Tayyip Bey’e Allah’tan muvaffakiyetler diliyoruz. İstihbarat ve polis devleti gibi yorumlara katılmıyorum. Dünyanın küçük bir köy olduğu, her türlü bilginin, belgenin paylaşıldığı bir dünyada Aksaray’dan mobeselerle Türkiye’yi izlemenin bir sakıncası yoktur. Kullandığınız sosyal paylaşım siteleri üzerinden internetle zaten yeterince denetim altındasınız, mahrem diye bir şey kalmadı. Hayatın bütününde, hatta mezarlıklarda kameralarla izleniyorsunuz. Tabi insanlık bunları yeni keşfediyor. Allah’ın görevli melekleri dünya kuruldu kurulalı insanı izleyip her şeyi kayıt yapıyor.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle