FETÖ’nün kod adı kullanmadaki ustalığı ve Yeğen’in itirafları
Türkiye’deki ve dünyanın birçok ülkesindeki yapılanmanın uzun soluklu olabilmesi için 40 yıldır çalışan Gülen, insanlara kod adı vererek, sık sık telefonlarını değiştirmesi, gizlilik ve tedbir içinde hareket etmesi, yaşadığımız süreci bize çok iyi anlatmaktadır.
FETÖ mensubu kişiler gözaltına alınıp suçlu oldukları tespit edildikten sonra mahkemece tutuklanırken hangi kriterler esas alınıyor? Örgüt mensubu kamu çalışanları tasfiye edilirken adalet ön planda tutuluyor mu?
Tutuklamaların neredeyse tamamının bitme aşamasına gelindiği FETÖ soruşturmasında kanun hükmünde kararnameyle (KHK) her bakanlığa tasfiyeler konusunda yetki verildiğinde 10 kriter belirlenmişti. PDY mensuplarının tespitinde istihbarat birimlerinin ele geçirdiği özel yazışma programındaki paylaşımlar, sosyal medya paylaşımları, telefon konuşmaları, mesajların yanı sıra Bank Asya gibi ekonomik network’lar üzerinden yürütülen para trafiği içindeki isimler de değerlendiriliyor. Sendikalar, sivil toplum örgütü adı altındaki örgütlenmeler üzerinden gidiliyor. Yani birilerinin maksatlı olarak yansıttıkları gibi, FETÖ soruşturması sadece dedikodu ve şikâyet üzerinden yürümüyor. Bir de ByLock ve Eagle var ki evlere şenlik. Bakınız ByLock ile ilgili basına bir bilgi düştü. FETÖ’nün bu iletişim ağını nasıl kullandığını “Yeğen” kod isimli şahıstan öğreniyoruz. İzmir’den deşifre edilen ByLock ve Eagle şeytani haberleşme ağı, kimleri ağına almışsa bu kişiler MİT tarafından 81 ilin valiliğine gönderilmek suretiyle haklarında işlem başlatılıyor. İsterseniz bu şeytani ağın nasıl çözüldüğüne bir bakalım.
Yeğen kod adlıyla bilinen ve “Savcılığa ve İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne ifade veren gizli tanık, “FETÖ ByLock isminde özel bir haberleşme sistemi kullanıyor” diyerek “ByLock ve Eagle” sistemini deşifre etti. Her şey, darbeden 5 ay önce Yeğen kod isimli, şahsın itirafı ile başlıyor. Bundan sonra MİT adım adım ByLock’a ulaşıyor. Örgütün iç yüzünü ve sistemini de deşifre eden gizli tanık, daha sonra bu bilgileri MİT’le paylaşır. MİT, çalışmalar sonucunda örgütün şifreli yazışma programlarının içerisine girerek, buradan tek tek mesajlara ulaşır. ByLock’un içeriğini çözen MİT, bu şekilde toplamda 18 milyon mesajı tespit ettikten sonra 81 ildeki savcılık ve emniyetle paylaşıyor. Elde edilen bu bilgiler doğrultusunda operasyonlar yürüyor.
Yani FETÖ kapsamında yürütülen soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarda kesinlikle adaletten ayrılınmadığı, tek merkezli çalışılmadığı ve titizlikle hareket edildiği kanaatindeyim. Buna rağmen yanılmalar, istenmeyerek can yakmalar olabilir. Kurunun yanında yaşın da yanması olabilir. FETÖ bir yangındır. Bu yangın dindiğinde, yanan yaşların geri dönmesi sağlanılmalı, kanayan yaralar dindirilmelidir. Ankara yani Bakanlık’tan gelmeyen listeler hususunda çok titiz davranmalı, mağdur olan kamu mensubu vatandaşlar varsa mağduriyetleri giderilmelidir. Valiliklerde oluşturulan komisyonlar da asla adaletten ayrılmamalı ve çok ince ayar bir çalışma sergilemelidirler. Yapılan itirazlar kesinlikle değerlendirilmeli, kılı kırk yaran incelemelerle karar verilmelidir.15 Temmuz 248 canımızı alıp gitti. Hâlâ da etkisi bitmiş değildir. Darbeyle çökertemedikleri ülkemizi şimdi de ekonomik olarak çökertmeye çalışan FETÖ mensuplarına asla acımamalı, suçlu olanlar kesinlikle cezasını çekmelidirler. Bu mücadele esnasında mağdur olan ve FETÖ ile uzaktan yakından alakası olmayan vatandaşlar da ayırt edilmelidir. Bir kavme olan kinimiz, bizleri onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemelidir.







