--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

FETÖ küresel bir terör örgütüdür

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

FETÖ, cemaat kılıfına bürünmüş, İslâm’ı Protestanlaştırarak dönüştürmeyi amaçlayan, küresel sistemin bir projesidir. Diğer yönüyle de FETÖ küresel bir terör örgütüdür. Fetullah Gülen denen adam, 40 yıldır bu yapıya hizmet eden derin bir figürdür.

Bu karanlık ve kirli yapı, yurt içi ve dışında gizlilik ve takiyye yoluyla istihbarat servisi gibi çalışarak dünyanın 160 ülkesine yayılmayı başarmıştır. 1980’li yılların başından itibaren Türkiye’deki teşkilatlarına ağırlık veren yapı, 1990’lı yıllardan itibaren de Türki Cumhuriyetlere açılmıştır. Adeta bir ahtapot gibi tüm dünyaya yayılan bu hareketin masum bir İslami cemaat olduğu söylenemez. Yusuf Kaplan’ın da altını çizdiği gibi; “CIA’ye, MOSSAD’a, Vatikan’a ve İngiliz derin devletine derinden bağlı bir hareket aslâ İslâmî bir cemaat olamaz! Ülkesinin Meclis’ini bombalayan, halkını tankların altında ezen, uçaklarla halkına bomba yağdıran, Müslüman bir Cumhurbaşkanına suikast üstüne suikast düzenleyen bir terör örgütü aslâ Müslüman ve Ehl-i Sünnet bir cemaat olamaz! Türkiye’de FETÖ’nün okullarında, derneklerinde, yurtlarında ve özel evlerinde öncelikle Fetullah Gülen manifestosu öğretildi. Sonra örgütün şeması, iletişim ağları ve insanları nasıl etkileyerek ahtapot zincirine dahil edeceklerinin hesabı yapıldı. Bugün geldiğimiz noktada; evladı babasıyla karşı karşıya getiren, aileleri parçalayan, bunca terör hareketine rağmen hâlâ pişmanlık duymayan bir yapı ile karşı karşıyayız.

Bildiğim kadarıyla MİT, dünyanın dört bir tarafına yayılmış bulunan bu kirli terör örgütü hakkında çok kapsamlı bir çalışmayı tamamladı. İsterdim ki 15 Temmuz öncesi bu çalışma yapılsaydı da FETÖ’nün darbe girişimi engellenseydi. Cumhurbaşkanının darbeyi eniştesinden öğrendiği, Genelkurmay Başkanı’nın kendi ordusunun içinde aylar öncesinden planlanan darbeyi bilemediği bir Türkiye’de istihbaratın doğru çalıştığı söylenebilir mi? Her alanda bir zafiyet söz konusu. Neyse.. İnşallah MİT bundan sonrasında samimi bir şekilde devletine çalışır ve ne olup bittiğinden Reis’i haberdar eder.

MİT’in hazırladığı çarpıcı raporda, FETÖ’nün yurt dışında toplam 767 sözde okul ve eğitim kurumuna sahip olduğu, bunların 155’i charter (sözleşmeli) olmak üzere 312›sinin ABD›de yer aldığı bildirildi. Fetullahçı Terör Örgütü ile bağlantılı sözleşmeli okulların, örgüte büyük gelir sağladığına dikkat çekilen raporda, yaklaşık 60 bin öğrencinin eğitim aldığı ve 5 bin civarında kişinin çalıştığı ABD’de bulunan 155 sözleşmeli okuldan FETÖ’nün yıllık 500 milyon doları gelir elde ettiği belirtildi. 

FETÖ yapılanmasının dünyada özellikle eğitim alanında yoğun faaliyet gösterdiği ifade edilirken FETÖ’nün yurt dışında okul öncesi, ilk ve orta öğretim ile üniversite olmak üzere toplam 767 okul ve eğitim kurumuna sahip olduğu kaydedilen raporda, şöyle denildi: “Tek bir adreste faaliyet gösteren söz konusu eğitim, söz konusu eğitim kurumlarının ayrı ayrı ele alınması halinde okul sayısının 1000’e yaklaştığı değerlendirilmektedir.”

Küresel bir terör örgütü olmayan bir yapı nasıl olur da dünyanın bu kadar ülkesinde okul açabilir? Orta Asya’yı saran bu terör örgütü, kısa vadede engellenmezse, benzeri darbe girişimlerinin bu ülkelerde olması kaçınılmazdır. “FETÖ/ PDY’nin yurt dışındaki öğretmenleri, örgütün yurt dışına açılım gerçekleştirdiği 1990’lı yıllarda, çoğunlukla Türkiye’den giden öğretmenlerden oluşmuştur. İlerleyen süreçte, okullardan mezun olan bazı öğrencilerin de görev alması ile birlikte yerli ve Türkiye kökenli öğretmen oranı değişim göstermiştir. Türkiyeli ve yerli öğretmenlerin genel oranı hakkında net bir bilgi olmamakla beraber, Kazakistan ve Kırgızistan başta olmak üzere özellikle Orta Asya ülkelerinde bu oranın yerli öğretmenler lehine yüzde 90 seviyelerine çıktığı, bazı okullardaki yönetimin tamamen yerel personele bırakıldığı öğrenilmiştir.”

FETÖ’ye ilişkin benim görüşüm şudur: “FETÖ, tarihin gelmiş-geçmiş en büyük fitne ve ihanet hareketidir. Bu sebeple, ne pahasına olursa olsun, imha edilmelidir. FETÖ’ye bulaşmış tüm unsurlar devletten uzaklaştırılmalıdır. Ancak bunlar yapılırken çok titiz bir çalışma yürütülmeli ve kesinlikle masum kişiler mağdur edilmemelidir. FETÖ’cüyü yargılayan hakim ve savcının da FETÖ’cü olabileceği ihtimali, bunun nasıl sonuçlar doğuracağı göz önünde tutulmalıdır. Başta konulan maddi kriterlere kesinlikle uyulmalı, dosyası temiz kişiler, sadece art niyetli kişilerin ihbar ve uyduruk şikâyetleriyle yargılanmamalıdırlar. İşte o kapı bir aralanırsa, yani vicdan elden bırakılıp sadece hukukla hareket ediyorum diyerek, maddi suçu olmayan kişileri harcarsak, devlet bunun önünü alamayacağı gibi, kendi sonunu da hazırlamış olur. Çok dikkatli, adaletli, vicdanlı (adaletle hareket etmek vicdanlı olmaya engel teşkil etmez, her şey hukuktan ibaret değildir) ve de titiz bir çalışma yürütülmelidir. Baba suçluysa evladını, koca suçluysa eşini de yargılarsak toplumsal bir dalgaya kapı aralarız. Eğer dalga dipten gelmeye başlarsa, yani Allah korusun, ibre tersine bir dönerse bittiğimiz gündür.

Çok yakından tanıdığım bir aile dostumun kızı, adliyede kâtipti. Bu kızı tanırım, arazide çapa yaparak, tarlalarda pamuk toplayarak okudu ve ne çilelerle memur oldu. Babası, mektep görmemiş ümmi bir köşker. Bu kızımız kamudan ihraç edildi. Şu ana kadar neden ihraç edildiği, dosyasında nasıl bir maddi delilin olabileceği konusunda hiçbir bilgilendirme yapılmamış. Buna rağmen, mağdur olduğunu söyleyen kızımızın ne kendisi ve ne de gözü yaşlı baba, devletine isyan etmeyip FETÖ’ye lanet okuyor. Bu insanların dinlenmesi, dosyasının iyi incelenmesi, varsa bir yanlışlık hemen düzeltilerek adaletin tesis edilmesi gerekir. Bu tür örneklerin ve mağdur kişilerin tarafımızdan savunulması da asla FETÖ soruşturmalarının sulandırılması olarak nitelendirilmemelidir. Ben devletimin yanındayım, bu toprakların İslam dünyasının son kalesi olduğuna inanıyorum. Başımızda bunca terör örgütleri varken, maazallah yanlış kararlara imza atıp bir de karşımıza milletimizi almanın sonuçlarının kaldırılamayacak kadar ağır olabileceğine dikkat çekmek istedim.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle