--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ferasetli ve sağduyulu olmalıyız

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Tahir Elçi’nin ve iki polis memurunun terör saldırısı sonucu öldürülmesi, Türkiye’ye ve hukuka yapılan bir saldırıdır. Bu saldırı üzerinden Demirtaş ve avanesinin instagramdan iktidara vurması, bu saldırıyı devletin yaptırdığını söylemesi, merak ediyorum, sağlıklı bir aklın eseri olabilir mi? Baro başkanını koruyan şehid polis Ahmet Çiftaslan benim hemşehrim. “PKK terör örgütü değildir” diyen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ise PKK’nın adamı. Dikkat etmek lazım, Gezi eylemlerinden beri devam eden, MİT tırlarının paralel yapı tarafından deşifre  edilmesiyle doruğa tırmanan provoke eylemlerin bu ne ilki, ne de sonuncusu olacaktır.

TBB Başkanı Feyzioğlu’nun dünya görüşüyle bizimki, asla bir noktada birleşmez. Fakat itiraf edeyim ki bu konuda söylediklerine aynen katılıyor ve fikirlerinin altına imzamı atıyorum. Feyzioğlu’nun açıklaması şöyle: “Diyarbakır’da çıkan çatışmada Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi hakkında açıklama yaptı. Feyzioğlu, “Bu menfur saldırının sadece Başkanımız Tahir Elçi’ye yönelik olmadığı, ülke barışına, birliğine, dirliğine ve kardeşliğimize yapılan bir saldırı olduğu açıktır. Bu kurşun sadece kardeşimize değil, tüm Türkiye’ye sıkılmıştır, hepimize sıkılmıştır”

Buradan meseleyi biraz ulusala taşıyarak, isterseniz bir durum değerlendirmesi yapalım.

DAEŞ’İN FİNANS KAYNAĞI NEDİR?

DAEŞ, şiddetin bir iktidar sağlama aracı olduğunu bilerek ve gücünü kullanıp aşiretler üzerinde egemenlik kurarak bölgede hâkim olmaya başladı. Irak’tan sonra Suriye’ye yayıldı ve zamanla kendisini Biladü-Şam Bölgesi’nin emiri ilan etti. Aslında bu örgüt ilk kuruluş yıllarında Selefi olup tam bir Şia düşmanıyken, İran tarafından beslendi. Peki sebep nedir? Irak devletine yönelik ABD müdahalesi  sonrası İran’ın, sıranın kendisine geleceğini düşünmesiydi. İşte bu örgüt şu anda dünyanın en tehlikeli örgütlerinden birisi haline dönüşmüştür. DAEŞ’i küçümsemeyiniz. Onun El Kaide’den farklı yönleri var. Paris saldırısında da gördük ki DAEŞ artık küresel terör üreten bir mekanizmadır. Bu örgütün toprağı, ekonomisi, ordusu ve istihbarat örgütü vardır. İstihbarat teşkilatlarının sızabildiği bir örgüt, ama ayrıca kendi istihbarat örgütü ve aklı da var. Çok kullanışlı bir yapı. Öyle ki bazen bir terör markası olarak DAEŞ ismini kullanıp eylem yapmak mümkün. Örgütün ekonomisinin en önemli dayanaklarından biri petrol gelirleri. Yarı fiyatına petrol satıyor DAEŞ. Ayda sattığı petrol miktarı yaklaşık 400 bin varil. İşin ilginç tarafı bu petrolün alıcılarından biri de İsrail. DAEŞ’in 30 bin civarında yabancı savaşçısı var. Bu savaşçıların çoğu İngiltere, Fransa ve Avrupa ülkelerinden oluşmaktadır. Terörün ciddi bir şekilde Avrupa’da da hissedilmesi, G-20 zirvesine yansıdı.

Bundan sonra ne olacağını, Suriye’deki belirsizlik devam ettiği için kestirmek güç. Ancak iç savaşla artık ateşi Avrupa’ya kadar sıçrayabilen cehennemi bir girdaba dönüşen Suriye, muhtemelen üçe, hatta belki dörde bölünecek. Rusya’nın Suriye’ye girmesiyle daha da çıkmaz sokağa sapan Suriye trajedisi, Türkmenlerin bombalanmasıyla, ümidi soldurdu. Nusayri bölgesi, Kürt kantonu, Sünni Arap devleti….

Allah’ın ipine sarılmak yerine birbirimizle uğraşan, birbirimizin kanını akıtan zavallı bizler ve dünya Müslümanları ne zaman ana çözümün Kur’an’da olduğu gerçeğini anlayacağız? 

Aklımızı, fikrimizi, düşüncemizi, sağ duyumuzu hangi diyara sattık? Daha ne kadar kanımız akacak? Ne zaman Allah’ın kitabına sarılacak, kardeş olduğumuzu anlayacağız?

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle