--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Erdoğan’ın Washington ziyareti ve kuşak yol projesi

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Dün yapılan kongre ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan genel başkan seçilirken, Başbakan Binali Yıldırım da genel başkan vekili oldu. Her ikisine de hayırlı olsun diyoruz.  22 Mayıs’tan itibaren Ak Parti’nin yeni yol haritası belirleyeceği, bünyesindeki çürük elmaları temizleyeceğine olan inancımız tamdır. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun.

Biz bugün kongreyi değil, kongre öncesi Çin/Pekin’de gerçekleşen Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyaretini konuşacağız. Bilindiği üzere 14-15 Mayıs’ta Çin/Pekin’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı ​”Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu”​ düzenlendi. Ortak kalkınma bağlamında fikir alışverişlerinde bulunulan platformda dünyanın mali krizden nasıl kurtulacağı noktasında görüşmeler yapıldı. Aslında forum, zengin ya da fakir tüm ülkelerin girişimde yer almasına ve kendi kaynaklarını özgürce kullanmasına imkan tanıyor. Karada ve denizde oluşturulan ticaret yollarına yönelik geliştirilen/geliştirilecek olan proje ve yatırımlara finansman sağlayacak olan bu platform, eğer samimi ise Türkiye için bir kazanım olabilir. Tabii platformun en önceliği ve pratikte uygulanması gereken temel ilkesi, rekabet ve diplomatik küresel güç oyunlarına dayanan eski modelin terk edilerek, daha barışçı, insancıl, katılımcı ve serbest ticaret yolunda ilerleme imkanı sağlanmalıdır. 

Ekonomik devrim vaat eden Çin, tek başına girişime 124 milyar dolarla katılıyor. Türkiye, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan koridorda, yani “Kuşak ve Yol” projesinde kilit ülke konumundadır. Bu konumuyla Asya-Pasifik’te çok önemli bir rol üstlenebilir. Nasıl mı? Türkiye’nin Gürcistan’la ortak gümrük kapılarında ittifakı, İstanbul’un Finans Merkezi yapılması, Kanal İstanbul Projesi, Marmaray, Yavuz Selim Boğaz Köprüsü ve 3. Hava Limanı gibi dev projeler, kalkınma ajansları ve serbest ticaret bölgeleriyle girişimin altyapısını oluşturabiliriz. Avrupa ve Batı’ya uzanan hızlı tren projesini de hayata geçirdiğimiz gün, kim tutar Türkiye’yi? Çünkü girişimin öngördüğü demiryolu hatları, çok önemli miktarda yolcu ve yük hacmine hizmet sağlayacaktır. Bu vesileyle bölge ülkeleriyle karşılıklı sıcak işbirliği ilişkileri geliştirilebilir. 

Bundan sonra Türkiye, atacağı dev adımlarla; kıtalar arası ulaşım yolları, enerji kaynakları, tarımsal ürünlerle küresel ülkeler arasında yerini alabilir.

Özetlersek; “Kuşak ve Yol Projesi”, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gücüne güç katacak bir projeye dönüşebilir. Çünkü Avrasya havzasında en iyi oyun kurucu biz olabiliriz. Ancak bu projenin önündeki en önemli engellerden birisi olan güvenlik sorununun sağlanması elzemdir. Teröre karşı bütün Avrupa ülkeleri samimi olmalı ve ulusal güvenlik stratejilerini gözden geçirmeleri gerekmektedir. Projenin yürümesine engel teşkil edecek mezhepsel çatışmalar, terör saldırıları bitirilmeli, uluslararası topluluklar terörle mücadelede ortak bir pakt oluşturmalıdır. Bu vesileyle belki de dünyayı tek kutuplu olarak yönetmeye çalışan ABD zulmü de sonlandırılmış olur. Bu kırılırsa, diğer tarafta ABD kutbuna karşı güç birliği oluşturan Rusya ile Çin’in de rekabete dayanan gücü frenlenmiş olabilir.

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşme sonrası ortak basın açıklamasında verdikleri mesajlar hükümet tarafından ‘olumlu’ olarak değerlendirildi.  İnşallah öyle olur. Yukarıda zikrettiğimiz “Kuşak ve Yol Projesi” nin yumuşak karnının terör olduğunu ifade ettik. Türkiye’nin ABD tarafından PYD ve YPG’ye verilen desteği geri çekmesi, Rakka operasyonunun bu örgütle birlikte yapılmaması ve FETÖ’nün elebaşı Fetullah Gülen’in iadesi konusunda talepleri var. Amerika PYD’ye verdiği desteği artık çeker ve YPG’nin de terör örgütü olduğunu kabullenirse (kısa vadede zor gibi duruyor), Türkiye’nin yapacağı Rakka operasyonu ve dolayısıyla Suriye meselesi başarıyla neticelenebilir. Aklın yolu tektir. Bir terör örgütünün tasfiyesi, başka bir terör örgütü ile yapılamaz. Ortadoğu’da DAİŞ ile mücadelede asla YPG, PYD ve PKK’ya ihtiyaç yoktur. Suriye, Irak ve Musul’da varlığını sürdüren DAİŞ’e karşı koalisyon güçleriyle samimi bir şekilde mücadele edilirse yol alınabilir. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle