--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demokratikleşme Paketi kimlerin işine yaradı?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
Hükümetin açıkladığı Demokratikleşme Paketi, hiç şüphesiz mütedeyyin insanlara kısmi bir nefes alma sağlayacaktır. Yeterli mi? Değil elbet. Bunun yeterli olmadığının hükümet de farkında. Ama mevcut zeminde daha fazlasını yapmaya kalkışmak, başta fincancı katırlarını ve seküler çevreleri rahatsız eder.
Demokratikleşme Paketini “sessiz devrim”, “dağ fare doğurdu” ve “Azraillin can dağıttığı nerde görülmüş” şeklinde değerlendirenler olduğu gibi, “iyi ama yetmez” diyenler de var. Kemalizmin ve Ulusalcılığın temel dinamiklerini sarsıcı ve İslam lehine dönüştürücü bir yapıya sahip mi bu paket? Bize göre hayır. Çünkü pakette sadece dindarları değil; ülkenin Alevi kesimini ve azınlıkları da memnun edici reformlar içeren paket, içerik olarak biraz daha zenginleştirilip yasalaştırılırsa, ileri demokrasi yolunda mesafe kat edilmiş olur. Mesela  paketin mevcut haline bakarak Rum Cemaati ve Hıristiyanlar kendileri için bir beklentiye cevap verecek oluşum görmeyebilirler; ama Aleviler ve Kürtler açısından aynı şeyi söylemek imkansız. Öncelikle mütedeyyin insanları memnun eden Demokratikleşme Paketi elbette eski Türkiye sevdalısı laiklerin yasakladığı birçok kazanımları tekrar elde eden kesim için oldukça önem arz etmektedir. Kamuda başörtüsünün serbest bırakılmasını içeren madde ile İlk Öğretim mekteplerinde adeta Türkün amentüsü gibi okutulan “Andımız”ın kaldırılmak istenmesi bir devrimdir.
Seküler çevreler kabul etmese de son paket ülkenin acil demokratik ihtiyaçlarını karşılayacak kapsamlı bir yaklaşımın samimi adımlarıdır. Gerisini getirmek, insan hak ve hürriyetlerinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını sağlamak, Ak Parti iktidarının en temel görevi olmalıdır.
Paket, Kürt sorununa ilişkin çözüm sağlarken ulusalcı Türkleri rahatsız edebilir. Paketin getirdiği yeniliklerden bir tanesi de “nefret suçlarına ilişkin” düzenlemedir. Yine laik kesim bu maddenin “İslam’a saldırı durumunda devreye gireceğini iddia etmektedir. Yandı Fazıl Say!
Şurası bir gerçektir ki, daha paket açıklanmadan onu itibarsız kılmaya çalışan çevrelerin yanı sıra muhalefet partilerinin yaklaşımını anlamakta zorlanıyorum. Bu ülke adına ne yapılırsa karşı çıkmayı ilke edinen CHP ile ulusalcı Türkçü MHP, anlaşılan Ak Parti eli ile gerçekleştirilecek hiçbir devrime sıcak bakmamaktadırlar.
Bu paket, dış basın tarafından da yanlış yönlere kanalize edilmek istenmektedir. TİMES  “laik devlete saldırı” şeklinde yorumlarken Alman Märkische Oderzeitung, “İslamlaştırma çabalarının, sözde demokratik tavizlerle kamufle edildiğini” yazdı. ‘’Türk Başbakan başörtüsü yasağını kaldırdı’’ diye başlık atan Independent, her ne kadar Erdoğan’ın öfkeli muhalifleri Twitter’da ‘’gizli bir İslamcı gündemin’’ hayata geçirildiğini yazsa da, pakete farklı gözle bakanlar olduğunu da bildiriyor.
Avrupa Parlamentosu’nun Liberal Demokrat üyesi Andrew Duff’ın görüşünü alan gazete, Erdoğan’ın açıkladığı paketin ‘’olduğu kadarıyla memnuniyet uyandırdığını’’, fakat bunun ne Avrupa Birliği’nin ne de Türk liberallerin umduğu türden bir ‘’büyük sıçrayış’’ olarak algılandığını yazıyor.
Times, reform paketinde Kürt azınlığa yönelik yeniliklerin de yer aldığını belirterek, ilk defa özel okulların Kürtçe eğitim vermesine müsaade edileceğini ve Kürtçe şahıs ve yer isimleri üzerindeki yasakların kaldırılacağını bildiriyor.
Almanya’nın doğusundaki Frankfurt/Oder kentinde yayımlanan Märkische Oderzeitung’un yorumunda ise şu eleştirel satırlar göze çarpıyor:
“İşte Türkiye yine İslamlaşma yönünde yeni bir adım daha atıyor. Neredeyse bir yüzyıla yakın bir süreden beri devlet ve din işlerinin ayrı tutulmasının sembolü olan başörtüsü yasağı daha da sulandırılacak. Bu adımla Başbakan Erdoğan, Türkiye’yi kültürel açıdan Avrupa’dan daha da uzaklaştırmış oluyor. Bu gelişmede Ankara ile yakınlaşma konusunda ağır aksak davranan AB de suçlu! Erdoğan’ın İslamî muhafazakâr partisi, Kürtlere taviz vermek suretiyle doğabilecek tepkileri, başörtüsü konusunda düzenlemeye giderek örtmeye çalışıyor. Ama iki şeyin, başörtüsü ve Kürtler konusunun birbiriyle hiçbir surette ilgisi yok! İşte tam da bu yüzden Erdoğan’ın attığı adım şüphe doğuruyor. Erdoğan, devleti İslamlaştırma çabalarını, sözde demokratik tavizlerle kamufle etmiş oluyor.”
Ne diyebiliriz? Sözde demokratik tavizlerle kamufle edilerek bir İslam çocuğu doğar mı acaba? Vatana, millete hayırlı olsun bu paket!

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle