--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demokrasinin kalitesi

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Demokrasinin kaliteli olması nasıl bir şey acaba? Kaliteli ayakkabı, kaliteli araba, kaliteli insan, kaliteli sanat, kaliteli şehir üzerine ciltler dolusu söz söylenebilir, yorum yapılabilir. Demokrasi konusunda biz mi yayayız, yoksa Batı mı? ABD’nin kendisine göre biçtiği bir demokrasi gömleği var. Bu gömleğin kalitesi bize göre sıfır. Bizdeki demokrasinin kalitesi de onlara göre öyle.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekili Mark Toner, Türkiye’de ‘demokrasinin kalitesine ilişkin kaygıları bulunduğunu’ söyledi. “Türkiye’nin demokrasisinin kalitesinden endişe duyuyoruz. Bunlar, Türk Hükümeti’yle düzenli olarak yaptığımız tartışmalar. Güçlü müttefikler ve ortaklar olduğumuz için bu tür konuşmaları yapabiliriz” diyen Toner’in sözleri bana, baskın çıkmaya çalışan haylaz çocukları hatırlattı. Tabii Toner’in haddine değil Türkiye’nin demokrasisinin kalitesini tartışmak ve referanduma ilişkin sözler söylemek. İpini tutan ne üfürüyorsa, o da onları seslendiriyor.

Tabii çatlak ses sadece ABD’den gelse anlayacağız. Lakin tüm Batı dünyası, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinden ve güçlenen yapısından rahatsızlar. Hristiyan dünyası da Türkiye’den rahatsız. Korkuları dağlardan büyük. Tüm terör örgütlerini üzerimize salan Batı dünyası, gelişmiş, bağımsız, sürekli kalkınan, başkalarına muhtaç olmaktan kurtulmuş bir Türkiye istemiyorlar. Emperyalist ruh budur işte. Bunlar o kadar alçak ve namussuz ki, referandumdan Türkiye’nin evet oylarının baskın çıkmasını bile Hristiyan dünyasının kaybı olarak deklare ediyorlar. Türkiye referandumdan evet oylarının fazla çıkmış olmasıyla Hristiyan dünyasına karşı neden zafer kazanmış olsun? Bizim geçmişimizde; ırklara, dinlere, farklı düşüncelere ve fikirlere saldırı hiçbir zaman olmamıştır. Güçlü ve zalim olmak başka bir şeydir, adaletli ve aynı zamanda güçlü olmak başka bir şeydir. Adalet elden bırakılmadan güçlü olunursa, bundan cihan görür. 

Rus yazar Marina’ya ne oluyor peki? Marina Borisova, tıpkı Mark Toner gibi, Türkiye›nin demokrasi sorunu olduğunu belirtti. Kaygı ve endişenin kaynağı her ikisinde de aynı. Referandumdan evet baskın çıkarsa Ayasofya konusunda Türkiye’ye baskı yapamayacaklarını, bunun Tayyip’in elini güçlendireceğini söyleyecek kadar kaliteden ödün veren bu adamlara ne diyebiliriz, doğrusu bilmiyorum. Hepsi de avucunu açmış, “keşke darbe tam manasıyla gerçekleşmiş olsaydı da Erdoğan yıkılıp kendi kontrolümüzde bir Türkiye ya da parçalanmış bir Türkiye kurulsaydı” diye yalvarıyorlar. 

Aslında Batı dünyasının kaygısını anlıyorum. Türkiye’nin Avrasya’daki yerinin netleşmesi ve Türkiye-Rusya ve Türkiye-Ortadoğu ve Türkiye-Çin ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesi, Avrupa ve ABD’yi rahatsız ediyor. Böyle bir müttefik ülke olur mu? Güya biz ABD ile Suriye’deki sürdürülen DAEŞ ve diğer terör örgütlerine karşı koalisyon ortağıyız. IŞİD ve benzeri terör örgütlerini katalizör olarak bölgeye sokan, sonra da bölgenin zenginliklerini sömürmek adına bölgeyi işgal eden kendisi değilmiş gibi hareket eden Amerika’nın gerçek yüzünü görelim artık.

Batı, Türkiye’nin sanayileşmesini hiçbir zaman istememiştir. Onların bu şeytani planlarını çok iyi bilen merhum Erbakan, önce ahlak ve maneviyat düsturuyla yola çıktı ama, ağır sanayi hamlelerini gerçekleştirmekten de geri durmadı. Onun başarısını hazmedemeyenler 28 Şubat post modern darbesiyle önünü kestiler.

Kısa bir süre yine koalisyonlarla yönetilen Türkiye, Ak Parti ile birlikte bu dönemi kapattı. Eski Türkiye olarak adlandırılan bu dönemin kapılarının bir daha açılmaması adına “evet” diyen Türkiye, darbeci Anayasa’dan da kurtulmuş olacaktır. Ümmet için, Ortadoğu ve tüm dünya mazlumları için bir ümit ve sığınılacak bir limandır Türkiye. 

Referandum, ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı olsun.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle