--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çözüm Süreci bitti mi?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

Kürt sorununa ilişkin Çözüm Süreci, 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Ortak Açıklaması ile geleceğe dönük umutların arttığı bir döneme girmişti. Bu açıklama ile ‘çatışma ve silah döneminin bittiği’ vurgulanıyordu. KCK Eş Başkanı Cemil Bayık “Türkiye’de savaşmamızı gerektiren koşullar kalmadı.” ve “Türkiye’deki mücadelemizi siyaset üzerinden yürüteceğiz.” söylemiyle hem Kürtlerin ve hem de kamuoyunun yüreğine su serpmişti. HDP’nin  7 Haziran 2015 genel seçimlerine normal bir parti olarak girmesi de silahların sustuğuna işaret ediyordu. Öcalan’ın mesajı, Kürtçe ve Türkçe olarak “PKK’nın Türkiye ile yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü çatışma dönemi, artık geri dönülmez bir biçimde, bitmiştir.” şeklinde duyurulmuştu. Hatta daha ileri bir söylem geliştiren Kürt siyaseti şu ifadelerle bizleri ümitlendirmişit: “Önümüzdeki dönemde, “demokratik siyasette, parlamentoda, bir barbarlık örneği olan IŞİD’e karşı mücadelede ve Ortadoğu barışı için işbirliği içinde hareket edeceğiz” 

Fakat bu güzel yaklaşımın ve argümanların ömrü maalesef uzun sürmedi. İlk çatlak ses, Çözüm Süreci’ni götüren AK Parti ve HDP arasındaki her geçen gün kızışan siyasi rekabetin arifesinde gönüllere buz gibi düşüverdi. HDP Eş Başkanı Demirtaş’ın 17 Mart 2015’te TBMM’deki parti grup toplantısında sarf ettiği “Biz bir pazarlık hareketi, pazarlık partisi değiliz. AKP ile aramızda kirli bir pazarlık olmadı asla olmayacak. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça HDP’liler bu topraklarda nefes aldıkça sen başkan olamayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan seni başkan yaptırmayacağız…” şeklindeki çıkışı, dağdaki PKK’nın meclisteki uzantısı tarafından dillendirilmiş ve demokrasi yolunda bu yapının iflah olmadığını ispat etmişti.

7 Haziran seçimleri sonrası güç kazanan Kürt siyaseti, AK Parti’nin yalnız başına iktidar olamamasını da fırsat bilerek, son demde de Ortadoğu’da oluşturmaya çalıştığı Kürt koridoruyla şımarık çocuk rolünü üstlendi. Güneydoğu’nun Müslüman Kürt seçmeni AK Parti’nin yürüttüğü çözüm sirecine, HDP’ye verdiği destekle sekte vurdu. Yani açılım, çözüm süreci AK Parti’ye değil, MHP ve HDP’ye yaradı. Çözüm Süreci, AK Parti’nin oy kaybına ve Başkanlık sisteminin başka bir bahara kaldığına da işaret etmektedir. Her şeye rağmen sürece karşı çıkanların sayısı destekleyenlerden fazla değil. Aslında şu noktanın altını çizmede fayda mülahaza ediyorum: AK Parti ölüm riskini göze alarak çözüm sürecine girdi. Neden? Batılı ve Doğulu müttefiklerimiz, çözüm sürecinin sonlandırılmasını istemiyor. HDP ve meclisin çatısı altında bulunan MHP ve CHP de istemiyor. Kürt sorunu çözüldüğü takdirde Türkiye’de sağlıklı bir sistem kurulduğu zaman, bölgedeki başka konulara müdahil olacak duruma geliyorsunuz. Ama onlar sizin bölgeye müdahil olmanızı istemiyorlar.

Kandil’in reisi Murat Karayılan, “Türkiye toplumu kendini yeniden biçimlendirmek zorundadır” derken neyi anlatmaya çalışıyordu? Bize göre Kürt siyaseti, İmralı ve Kandil, gelişen süreçte rotasını şu şekilde belirledi: Türkiye’de nüfusun dörtte birini, toprağın üçte birini kapsayan alanda ve İran, Irak, Suriye’de bölünmüş Kürdistan’da kendi içindeki çeşitli gruplar yönünden kendisinden başka egemen gücü, kendi üstünde de başka egemenliği kabul etmeyen bir ulus devleti öngörüyorlar...

Dolayısıyla HDP’nin açtığı bu kartı çok iyi okuyan AK Parti haklı olarak “Kürt Hareketini HDP ekseninde siyaset yapmak ile PKK terör örgütünü ayrıştıran” yeni bir stratejiyi öne sürerek, buna ilişkin bir taslağı HDP’ye verdi. Taslağa göre, hükümet ilk aşamada İzleme ve Koordinasyon Kurullarını hayata geçirecekti. İkinci adımı Şubat’ta gerçekleşmesi planlanan PKK’nın geri çekilmesi oluşturuyordu. Geri çekilmeye bağlı olarak PKK’nin Türkiye’ye karşı silah kullanmaktan vazgeçtiğini açıklaması, geri dönüşlerin sağlanması, geri dönenlerin rehabilitasyon ve topluma kazandırılması, PKK’lıların tamamı değil ancak bazı isimlerine aktif siyaset yapma imkanının sağlanması yolunda yasal idari adımların atılması öngörülüyordu. Peki bu adımlar atıldı mı? Hayır. Tam bu sırada IŞİD Kobane’ye saldırdı. Hem IŞİD’in Kobane’yi ele geçirmesi ve hem de şimdi PYD’nin bu bölgeyi IŞİD’in elinden alması kimin işine yaramıştır? IŞİD’i bölgeye katalizör olarak yerleştiren ABD, sonrasında PKK ve PYD eliyle bölgeyi IŞİD’in elinden alıyor. AK Parti bu durumda PYD’ye silah teslimatını PKK’nın elinin güçlenmesi olarak değerlendirdi. Akabinde ise “bizim için PKK neyse IŞİD de odur” dedi.

Gelinen durumu özetleyecek olursak,  bölgede demokratik siyasete, barışa ve çözüme inanan yapının birbirine samimiyetiyle birlikte müzakere temelli çabaları yara aldı. Her şey bitmiş değil ama, her iki kesimi de zor günler bekliyor. HDP açısından da durum vahim. PKK’nın yurt genelinde artırdığı saldırılar karşısında TSK’nın içerde ve dışarıda PKK hedeflerine yönelik başlattığı operasyonlar, Kürt toplumu açısından da HDP’nin erime sürecine girdiği anlamına gelmektedir. Yani çözüm süreci bundan sonra hedefin değişmeden muhatapların değişmesi yöntemiyle ancak yürütülebilir.

“Canlar gidiyor canlar; bunu durdurmamız lazım. Bundan daha acil bir şey olabilir mi? Bütün anaların eli yüreğinde” diyen Demirtaş; bize, kurt ile kuzunun hikayesini hatırlattı. Kuzu, nehrin aşağı tarafından su içmektedir. Nehrin daha yukarılarında suyun başını tutan kurt, kuzuyu çoktan gözüne kestirmiş, kuzuya seslenir: “Hey sen! Benim içtiğim suyu ne hakla bulandırıyorsun?” der. 40 yıldır sürdürdüğü kanlı savaşında insan öldürmekten bıkmayan örgütün siyasal temsilcisi, İmralı, Kandil ve uluslararası destekle rajon kesmeye devam ediyor.

Meseleye biraz da şöyle bakarsak sanırım sorunun çözümüne katkı sağlamış oluruz. Siyasi rekabetle müzakere arasında hassas bir denge vardır ve onu korumak çok zordur. HDP kendisini AK Parti’nin rakibi gibi görmeye başladı. Kürt sorunu müzakere ile çözülecek bir sorundur. Rekabet bunu frenliyor. Dolayısıyla hedefin değişmeden muhatapların değişmesini elzemdir diye düşünüyorum.

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle