--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu bir vicdan meselesidir: İstanbul zirvesi

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

İdlib’deki gelişmeler ışığında İstanbul zirvesinde Suriye savaşına siyasi çözüm üretmek adına bir araya gelenler bilsinler ki, konu vicdan meselesi olarak görülmediği müddetçe bu sorun çözülmeyecektir. 

Türkiye, 7 yıldır Suriye’de akan kanın durması için mücadele ediyor. Arap Baharı kışa dönüştü, mazlum halkların zalim krallara karşı ayaklanmaları sonuç vermedi. Ne Irak, ne Yemen, ne Libya ve ne de Mısır’da huzur var. Suriye’de ise kan akmaya devam ediyor. Sınırlarımızın ötesinde terör örgütleri cirit atıyor. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile başlatılan ve sonrasında güzel sonuçlar alınan bölgede, emin-güvenilir bir hat oluşturuldu. Lakin buradan kaçan tüm terör örgütleri Fırat’ın doğusuna konuşlandırıldı. ABD ise buraya hem lojistik destek sağlıyor, hem de Akdeniz’e kadar uzanacak bir terör koridorunun gerçekleşmesi için çalışıyor. 2011’den bu yana ülkelerindeki iç savaştan Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin sayısı neredeyse 4 milyonu bulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan “bu bir vicdan meselesidir” diyerek mültecileri topraklarımızda misafir etti. 

Türkiye, Suriye savaşının sona ermesi ve bölgede istikrarın sağlanması için birçok sürece imza attı. Hâlâ da atmaya devam ediyor. Cenevre süreci… Astana, Soçi mutabakatı derken şimdi de İstanbul zirvesi ile Suriye meselesi yeniden değerlendiriliyor. Suriye’deki insani krizin ve terörden kaynaklanan şiddet ortamının sona erdirilmesi için İstanbul’da zirve yapıldı. Türkiye’nin girişimiyle Almanya, Fransa ve Rusya’nın devlet başkanları Suriye konusunda İstanbul’da bir araya geldiler. Zirvede ABD yok. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörün bitirilmesi, coğrafyaya istikrarın yeniden kazandırılması için taraflar her ne kadar bir araya gelip çözüm süreci üretiyor gibi görünseler de, aslında Türkiye’den başka gerçek manada Suriye savaşının bitirilmesi, akan kanın durmasını isteyen yok. Kısa vadede Suriye’de bir barış, istikrar ve kanın durması gözükmüyor. Esed’li hiçbir çözüm Suriye için çözümsüzlükten başka bir şey ifade etmiyor. Prensip kararlarının hayata geçirilmesi önemli. Akan kan durur, terör grupları tasfiye edilir, mülteciler emin bir şekilde ülkesine dönerse, işte o gün tüm bu yapılanların bir anlamı olacaktır. Bu zirveyi diğerlerinden farklı kılan, aralarında İran’ın olmayışı. Almanya ile Fransa, ülkelerine gelecek mülteci göç dalgasını önlemek adına zirveye destek verdiler. 

Başkan Erdoğan, Putin, Merkel ve Macron’la İstanbul’da Suriye konusunu masaya yatırıyor, hem de eli en güçlü lider olarak. Zirveden güçlü bir karar çıkmasa da önemli görmek gerekiyor. Suriye denince benim aklıma, ölen binlerce çocuk, ülkesinden göç ederek Avrupa’da bir umut görüp kaçak yollarla denizlerde ölenler, organ mafyasının eline düşen on binlerce çocuk geliyor. Suriye’yi bir yüzyıl geriye götürenlere veyl olsun. Tarih, kültür, medeniyet yok edildi Suriye’de. Şimdi tez elden tüm etnik unsurları kapsayan yeni bir anayasa, sonrasında adil bir seçim yapılması elzemdir. Göçmen sorununun ivedi çözülmesi, yazımızın başında sözünü ettiğimiz Fırat’ın Doğusu ve buna bağlı olarak PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin bölgeden tasfiye edilmesi zorunludur. Sonrasında bu güvenli bölgeler başta olmak üzere, 7 yıldır yakıp yıkılan Suriye’nin yeniden imarı söz konusudur. Umarız bu aydınlık günler çabuk gelir ve hem bizim hem de yıllardır hüzünlü Suriyeli kardeşlerimizin yüzü güler. Başkan Erdoğan’ın, “Dünya beşten büyüktür” tezi inşallah gerçekleşecektir.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle