Bedevi kültürü
Son yıllarda köylü kültüründen dem vurularak, ya İslam’a ve Müslümanlara saldırılmakta veya bedevi kültür eleştirilerek, bir türlü modern olamadığımız deklare edilmektedir.
Kültürün tanımını yaparak, konu kapısını aralamada fayda mülahaza ediyorum. Zira tanımı yapılmamış bir şey eksik olduğundan, anlaşılması da zordur. Türkçe sözlükte “kültür” kısaca şöyle tanımlanmaktadır:
“Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde ihdas edilen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları ihdas etmede, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresinde egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.”
“Bireyin kazandığı bilgi” olarak da tanımlanan kültür, daha geniş ve anlaşılır bir ifade ile; “Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü” şeklinde de ifade edilmektedir.
Eğer kültürü geniş ve sistemli bir bilgi olarak ele alacaksak, bu manada Türk toplumunun kültürünü “kırsal kültür” olarak isimlendirebiliriz. Bu tanımlamaya herkesi dahil etmek mümkündür. Hatta bu satırların yazarını da.. Doğru dürüst bir Türkçeye hakim olamayan, kendi kültüründen bigane, yabancı kültüre ise balıklama ve cahilce sarılan bir toplum, kırsal kültürün köleleridir. Kusura bakmayın; bizde laikler de, Müslümanlar da kendi kültürlerini bilmiyorlar. Osmanlıca bir metni okuyamamanın kültürle ne alakası var diyebilirsiniz ama, dedesinin mezarındaki 100 yıl önce nakşedilmiş kitabeyi okumayan bir insanın kültürden haberi vardır diyebilir miyiz?
Amerika’da kültürün karşılığı medeniyettir. Bizde birazcık okuyan ve eli kalem tutan şimdilerde kendi toplumunun bireylerini köylü kültürünün içine dahil ederken, bir başkaları modern olamadığımız için bedevice yaşadığımızı seslendirmektedir.
İlim, sanat, ahlak ve dine ait değerlerin bütünü kültürün temelidir. Bizde Osmanlı sonrası ilme, sanata, edebiyata ve dini değerlere sırt çevrildiği için kültürsüz bir toplum neşet ettirildi. Peki Osmanlı sonrası, adına Cumhuriyet çocuğu denilen neslin kültürü yok mudur? Olmaz olur mu? Her toplumun, dinsiz de olsa bir medeniyet ve kültürü vardır. Dolayısı ile medeniyet ile kültürü ayırt etmekte fayda vardır. Sosyolojik çevrelerde bir yaşam biçimi olarak algılanan kültür, bizde farklı anlaşılmaktadır.
Kültürden bahsedince “aydın”, “entelektüel” ve “akademisyen” kavramları gündeme gelir. Entelektüel kişi, toplumsal ortalamanın üzerinde derin bir ufka, eğitime ve yeteneğe sahiptir. Bu kişi, haiz olduğu bu sıfatlara iman ve ahlakı da dahil ederse, dört dörtlük bir kişilik ortaya çıkar. Eskiler buna “aydın ve münevver insan” derlerdi. Entelektüeller, aydınlanmış ve aydınlatan insanlardır. Fakat şimdiki entelektüellerimizde genelde fikri sapmalar oluyor.
Herkes entelektüel olabilir mi? Doğuştan var olan ve sonradan kazanılan bazı şeyler vardır. İyi kullanılır ve yetenek değerlendirilirse, entelektüel olabilmek herkese nasip olabilir. Kozmik bilinçte entelektüel olmaya aday olmanın önemi büyüktür.
Peki kırsal kültürü nasıl tanımlayacağız? Kırsal kültürü doğuran etkenler nelerdir? Köylü, kentleşmemiş köylü, kentleşmemiş kentli ve taşralı olarak sınıflandırabileceğimiz kültür çeşitleri, modern sayılamayacak kültür sınıfındadır. Daha önceki bir yazımızda saray çevresinden ve alt kültürden bahsetmiştik. Bugün saray çevresini daha ziyade burjuvazi sınıfı ellerinde bulundurdukları için bunları da modern, aydınlanmış ve şehirli olarak saymanın imkanı yoktur. Çünkü laik kültür ilmi, sanatı, edebiyatı ve dini dışlamaktadır. Dinin dışlandığı, ahlakın sıfırlandığı ve manevi değerlerin kültürün temeli olarak sayılmadığı toplumlarda, köylü kültüründen önce laik kültürün sorgulanması lazımdır.
Seyyid Kutup, Mevdudi ve diğer üstatların artık yeterli olmadığını, modernleşmek ve köylü kültüründen kurtulmak için dünyayı iyi okumak gerektiğine vurgu yapanlara, “haydi oradan ukala adam!”, demek gerekir. İlim, fen, teknoloji ve sanatta ilerledin de Seyyid Kutuplar buna engel mi oldular? Sen bu davayı Seyyid Kutub’un bıraktığı yerden alıp daha ileri ufuklara götürmen gerekirken yerinde saydıysan, oturup boş şeylerle iştigal ettiysen bunun sorumlusu kimdir? Asıl bedevi, kentli olduğu halde kültüre yabancı olan, dünyadaki gelişmeleri iyi okuyamayandır. Varsın köylü olsun veya taşrada yaşasın, önemli olan kültürün kotlarını yakalayabilmek ve dünyadaki gelişmelere bigane kalmamaktır.







