--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Batı ile hesaplaşma ve Suriye meselesi

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ

İslam dünyasının Batı ile bir hesaplaşması, bir savaşı  söz konusu mudur? Mesela dün Batı’yla çatışma “sosyalizm ve Arap milliyetçiliği” üzerinden yürütülürken, bugün hangi formatla Batı’ya karşı mücadele yürütülmektedir? Batı’nın İslâm dünyasında istemediği tek bir şey vardır: İslâm dünyasının herhangi bir projeyi Batı’ya bağımlı olmadan yürütmesi. AK Parti iktidarı 2023 derken Batı’ya bağımlı olmanın zincirlerini kırmayı hedeflediğini ve yeni Lozan’ların oluşmasına müsaade etmeyeceklerini Batı biliyor. Bunun için de arada bir ültimatom yiyoruz. İç unsular vasıtasıyla ülke karıştırılmak isteniyor. Yani anlayacağınız Medeniyetler Çatışması hızla devam ediyor. Ortadoğu’da Filistin, Afganistan, Bosna ve Çeçenistan’da yaşananlar yeni formatın yani Batı ile hesaplaşmanın örnekleri olarak görülüyor. ABD ve müttefikleri Türkiye’nin Suriye’yi ve ulusal ölçekte Ortadoğu’yu dizayn etmeye kalkışmasından son derece rahatsız. Yaşanan bütün katliamların faturasını İslam’a kesen Batı, aslında El-Kaide, DAİŞ, gibi örgütlerin aklı selim, ehli sünnet Müslümanlar tarafından sahiplenilmediğini çok iyi biliyor.

Batı’nın İslâm dünyasındaki en büyük stratejisi, Müslümanların bir araya gelmesini engellemektir. Avrupa, Batı olduğu gibi, Rusya da Batı’nın ta kendisidir. Öyle görünüyor ki Batı, Rusya’yı ve onun Suriye’de kurduğu ittifakı destekleyerek Türkiye’yi kendi eksenine çekmeye çalışıyor. Uzun vadede Suriye’den Türkiye’nin pay almasını engellemektir bunun adı.

Gizli mahfillerde ve içerde neler oluyor? Kemal manada bunu bilme imkânımız olmasa da yorumlayabilme yetimiz vardır. Müslümanlar, bütün unsurları ile Batı’nın çekirdek yapısından habersizdir. 

Sol bir kalem diyor ki “Rusya, Suriye’den Ortadoğu’nun bölünmesini isteyen ABD, Fransa, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin güdümünde faaliyet gösteren, dünyanın dört bir yanından paralı askerlerden meydana getirilen hepsi birbirinden ayrı özel bir ordu gibi olan İslami terör örgütlerine karşı savaş veriyor.” Yani burada kastettiği IŞİD’tir. Ancak kafasının basmadığı şu ki, Türkiye DAİŞ terörüne destek vermiyor, bilakis bu konuda DAİŞ’in çökertilmesi için mücadele ediyor. Bizin nazarımızda PKK, PYD ne ise DAİŞ veya IŞİD de aynı şeydir. Sayılarının 30-35 bin olduğu söylenen, her ülkeden, her dinden devşirilmiş DAİŞ terör örgütünün Allah aşkına nesini savunacaksın?

Türkiye, İsrail’le olduğu kadar Rusya ile de reel politikte siyasi ilişkilerini düzetme, aralarındaki ticareti canlandırma ilişkisine gidebilir. Bunda bir sakınca yok. Zira Türkiye Rusya’nın, Türkiye’nin terör örgütleriyle ilişkileri belirleyen ve güya Güvenlik Konseyi’nde bulunan, 29 Ocak’ta Irak’ta IŞİD ile birlikte yürütülen yasadışı petrol ticareti, 10 Şubat’ta, Suriye’ye gönderilmek üzere yabancı teröristlerin sınırdan geçmelerinin kolaylaştırılması ve Suriye’de harekât yürüten terörist gruplara silah tedariki, 8 Mart’ta, IŞİD ile birlikte yapılan tarihi eser kaçakçılığı, 18 Mart’ta, Türkiye’den Suriye’deki IŞİD kontrolündeki topraklara yönelik silah ve cephane sevkiyatına ilişkin yapıldığı iddia edilen istihbarat raporlarının ısrarlı takibindedir. Hem de bu yasa dışı ticarete kimlerin adı karıştırılmak isteniyor biliyor musunuz? Bu yasa dışı ticaretlere Türkiye’nin üst düzey siyasi yönetim kadrosunun ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin karıştığı iddia ediliyor.

Suriye savaşı 5 buçuk yılında hızla ilerlerken 600 binden fazla insan öldü. 10 milyon insan göç yaşadı. Kaçak göçmenleri taşıyan botlarda ve sularda boğularak hayatını kaybedenlerin sayısı ise bilinmiyor. Suriye’deki çatışma, savaşın yerleşik kural ve geleneklerini fazlasıyla aşan bir görünüm arz ediyor. Orada Suriye ve muhalifler değil, kim bilir belki de üçüncü dünya savaşını tetikleyecek bir savaşın devletler arası mücadelesi veriliyor. Evet Suriye’de devletler savaşıyor. Ganimet için öldüren, güç için parçalayan, yok eden, ırz düşmanı sayısız katil, cani ve hırsız savaş suçlusu olarak ama gizliden hesap vermek korkusuyla; New York’ta, Londra, Paris, Brüksel, İstanbul gibi merkezlerde alışverişte bulundukları sermaye odaklarının himmetiyle fink atıyor.. Bu namussuz kişiler kimdir, arkalarında hangi ülkeler vardır?

İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen terörün arkasından IŞİD’in çıkması şaşırtmadı. Üç kişiden birinin Dağıstanlı, diğer iki kişinin Özbekistan ve Kırgızistan kökenli olması neyi değiştirir ki? 144 milyon nüfusa sahip Rusya’da 20 milyona yaklaşık Müslüman varsa, bunların içerisinde de mutlaka IŞİD’e sempati besleyen, hatta direkt üye olanlar bulunabilir. Her ülke kendi istihbaratı vesilesiyle içindeki urları temizleyebilir. 

Görünen o ki ABD ile Rusya’nın Suriye’de çıkarları çatışıyor. Birisi Esad sonrası Suriye’de (Esad’sız çözüm) tamamen söz sahibi olmayı hedeflerken, diğeri Esad’la ancak Suriye’nin parçalara ayrılarak yeni bir yapıya kavuşmasından yana tavır sergilemekte. Bu noktada Türkiye’nin reisi elbette Kilis kampında barınmacı muhacir kardeşlerine karşı Esad rejiminin yıkılmasından bahsedecektir Suriye’de suların durulmasının ancak Esad’ın çekilmesiyle mümkün olduğunu deklare edecektir. Suriye’nin bir tek savaş suçlusu vardır, o da Esed’in kendisidir. Suriye iç savaşını çözüme kavuşturmak adına coğrafyayı işgal eden Rusya ise, apayrı bir urdur. Varil bombalarıyla, konvansiyonel silahlarla, tankla, topla kendi vatandaşlarını öldüren zalim despota destek veren de zalimdir. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle