Bahar kime gülecek?
Paralel yapıya mensup bazı kalemler martta cemrenin suya, toprağa ve havaya düşeceğini, en çok da kışlaya düşeceğini deklare ediyorlar. Paralel yapının emniyet ve kışlada fazlaca bulunduğunu hesaba katarsak, bu adamlar demek istiyor ki; “biz emniyet ve kışlada hâlâ darbe yapmaya muktediriz. Bu, iktidara verilen bir ültimatomdur. Paralelden neşet eden bir yazıda aynen şunlar yazıyor:
“Bahar sadece bahçelere bağlara gelmez; dağlara, dağlardaki yamaçlara, hatta kuş yavrusu gibi ‘tüylenen kayalara’, havaya, suya toptan gelir. Mabed, mekteb ve kışlada letaif, derinliğince bir uykudan uyananlar gibi gerine gerine, esneye esneye de olsa silkinip kendine gelmektedir. ”
Peki bu yapı 17/25 Aralık’ta yapamadığı devrimi cemreler açarken mi yapmayı planlıyor? İktidara karşı gayri meşru yollarla darbe yapmayı planlayanlara karşı elbette devletin de aldığı bir tedbir ve istihbarat vardır. Geçmişte hukuktan dem vuran ve bu konuda çok hassas olduklarını söyleyen paralel camianın şiddet kullanımını, sokak hareketlerini tertip etmesini ve darbe teşebbüslerini nasıl değerlendireceğiz? Kim inanır bunların demokratlığına? Kim inanır okyanus ötesinden talimat yağdıran kişinin samimiyetine? Sahi PDY’nin ana üsleri nedir? Yargı erki, polis, asker ve istihbarat birimleri.. Bir önceki yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, buralardaki paralel yapılanma eğer çökertilmez ise, o yapı iktidarı zorlayacaktır. Paralel yapı, Ak Saray’daki yiğidi devirinceye kadar uğraşacaktır, bunu hiç kimse unutmasın. Hâlâ yargı ve güvenlikte paralel yapı % 50 düzeyde ise, 17 Aralık’tan beri iktidar ne yapıyor diye sormazlar mı adama? Siyaseti dizayn etmek isteyen çevrelere karşı iktidar, PDY’nin dallarını kurutmalı ve baharda çiçek açmasına fırsat vermemelidir.
17 Aralık’tan bu yana paralel yapının ana unsuruna ve dallarına ilişkin ciddi bir girişimde veya bitirme eyleminde bulunulmamıştır. Söylediğimiz tek şey, hiç kimsenin meşru bir iktidarı yıkmaya yeltenemeyeceği ve devlet içerisinde devlet olmaz argümanını her fırsatta söylememizdir. Sanki bir yerde hukuk araçsallaştırılıyor. Öyle bir zaman gelir ki toplumu ikna etmede zorlanabiliriz. PDY ve PKK’nın amacı bellidir. Hiç kimse bize darbe döneminin bittiğini, paralel yapının temizlendiğini ve PKK’nın kökünün kurutulduğunu söylemesin. Son iki yılda bir yerel seçim, bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ve iki genel seçim gördük. Dört kez sandığa gittik. Sandıkta iktidarı yıkamayan şeytani güçler silahla, darbeyle, sızmayla, kirli yapılarla ittifak yaparak, kendilerine durumdan vazife çıkarıyorlar. Türkiye, kabul edelim ki çok ciddi bir süreçten geçiyor. Suriye, Irak, Filistin, Mısır, Ortadoğu meselesi gibi sorunlardan bağımsız bir Türkiye sorunu yok ortada. Ülkemizdeki göçmen ve mülteci meselesi bile başlı başına, acilen çözülmesi gereken bir sorundur. Suriye konusunda uluslararası küresel güçlerin Türkiye’ye mesajı, “Suriye’den elini çek!” şeklindeydi. Bunu böyle okuduk. Patlamaların ve canlı bombaların doğru okuması da böyledir. Yani Türkiye hem içerden ve hem de dışarıdan yalnızlaştırma politikasıyla köşeye sıkıştırılmaktadır. APO’yu paketleyip Türkiye’ye gönderen, Fetullah Gülen’i Amerika’ya alan iradenin hesapları ve nihai hedefinin iyi bilinmesinde fayda var. İsrail’in çıkarlarını gözeten ABD, her yerde iki yüzlüdür.
Biliyorum; paralel yapıyla mücadele etmek PKK ile mücadele etmekten çok daha zor. Çünkü PKK’nın ini, dağı, mağarası ve kullandığı güzergahlar bilinmektedir. Lakin paralel yapı devletle iç içe girdiği için onu temizlemek oldukça zor ve güçtür. Paralel yapı dendiğinde sadece Okyanus ötesindeki şahsı kastetmiyoruz. Oradan buraya uzanan bir yapı var, bir de o yapıyı besleyen kurumlar var. Yapının yargı, emniyet ve kışlada konuşlanmış olması, mücadeleyi zorlaştırıyor. İşte MHP’de olağanüstü kongreye gidecek kararın mahkemeden çıkmış olması, yine bu işin içinde de paralel yapının eli var mı sorusunu sorduruyor. Meral Akşener, bir okyanus ötesi proje olabilir mi? Bakalım zaman gösterecek.
Türkiye’nin önünde acil çözmesi gereken iki temel mesele var. Bunlardan bir tanesi PKK terörü, diğeri de paralel terördür. Bu iki terörü çözmeyi başarabilirsek reformlar, yeni Anayasa ve Başkanlık sistemini çok rahat çözebiliriz. Çünkü söz konusu iki terör şebekesinin hedefinde de Erdoğan ve Türkiye’ye kastetmek vardır.







